<?xml version="1.0" encoding="WINDOWS-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Yeni Fo®umuz Biz™</title>
		<link>http://www.yeniforumuz.biz/</link>
		<description>Sitemiz geniş içeriği ile her türlü türkçe tartışma ve haber forumudur.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 13:20:45 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>1</ttl>
		<image>
			<url>http://www.yeniforumuz.biz/images/vblue_dark/misc/rss.png</url>
			<title>Yeni Fo®umuz Biz™</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/</link>
		</image>
		<item>
			<title>Afiyet şeker olsun albayım (Engin Ardıç)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139054-Afiyet-%C5%9Feker-olsun-albay%C4%B1m-%28Engin-Ard%C4%B1%C3%A7%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:50:09 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Afiyet şeker olsun albayım* 
 
Duyduğum zaman ağzım bir karış açık kalmıştı... 
Bir tarihte, çalıştığım bir kuruluşta "açlık grevi" yapıldı efendim... Adını da verelim: Elbette "Star". 
Bazı arkadaşlar greve yattılar. Ramiz Paşa'dan Doğu Perinçek'e...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Afiyet şeker olsun albayım</b><br />
<br />
Duyduğum zaman ağzım bir karış açık kalmıştı...<br />
Bir tarihte, çalıştığım bir kuruluşta &quot;açlık grevi&quot; yapıldı efendim... Adını da verelim: Elbette &quot;Star&quot;.<br />
Bazı arkadaşlar greve yattılar. Ramiz Paşa'dan Doğu Perinçek'e kadar bir çok ünlü geldi, grevi destekledi. (Ne hikmetse, gelenler hep &quot;o&quot; taraftan...) <br />
Hayır, ben katılmadım. Bu tür &quot;atraksiyonları&quot; sevmem.<br />
Fakat baktım, bunlar bir yandan açlık grevi yapıyorlar, bir yandan çay kahve, hatta çorba içiyorlar. Utanmasalar kebapçıdan karışık ızgara da getirtecekler. <br />
&quot;Usta, ne iş?&quot; dedim, adını vermeyeceğim bir arkadaşa.<br />
Meğerse açlık grevi böyle yapılırmış! Arkadaş söyledi. Bir yaşıma daha bastım.<br />
Hiçbir şey yiyip içmezsen, onun adı &quot;ölüm orucu&quot; olurmuş. Açlık grevi, ölüm orucunun &quot;light&quot; şekliymiş, şekeri alınmış yoğurt gibi.<br />
O zaman bütün kilolu hanımlar dönem dönem açlık grevi yapıyorlar demek ki...<br />
Bizler açlık grevinin de suyunu çıkarmış insanlarız. Bu ülkede, sabah açlık grevine yatıp akşam grevini bir buçuk İskender'le açan da görmedik mi? (&quot;Aziz halkının&quot; daha doğrusu sayın dost ve müşterilerinin ısrarına dayanamayıp...) <br />
Demek ki, ota bota grev yapmayacaksın.<br />
Bir kere yattın mı da, gideceksin sonuna kadar... Hem &quot;bu işe kelleyi koydum&quot; diyorsun, hem de o kelle kör gırtlağın feryadına dayanamıyor.<br />
Yoksa, bu soytarılığın arkasında &quot;nasıl olsa beni ölmeye bırakmazlar&quot; umudunun gizli rahatlığı mı yatıyor?<br />
Öyle ya, birkaç gün sonra dayarlar boruyu boğazına, verirler &quot;sıvı besini&quot;... Kurtulursun. Sorarlarsa da &quot;ben sürdürecektim ama bırakmadılar&quot; der çıkarsın işin içinden.<br />
Açlık grevi &quot;içinde bulunduğun kötü duruma dikkat çekmek&quot; için yapılır ama kendi kendini madara etmeyeceksin.<br />
Yok öyle iki gün sonra &quot;sıkıldım&quot; deyip de su koyuvermek yani...<br />
Bir de tabii, yaptığın grev ilgi uyandıracaksa... Ölmen ya da kalman yakınlarından başka pek kimsenin umurunda değilse, pek kalkışma böyle işlere.<br />
Örneğin geçenlerde Silivri'de bir arkadaş kalkıştı, seveni pek çokmuş ki, borazanlığını yapan gazetelerde bile kaç gündür haber maber arama bu konuda! Öldü mü kaldı mı, bilmiyoruz. Ölse haberimiz olurdu canım. (Taraftarları Bağdat Caddesi'nde gösteri yapmayı denediler, katılan dört kişi, oturdum izledim, gelip geçenlerden ilgi gösteren de dört kişi.) <br />
Bir de albay kalkıştı son olarak.<br />
Hani şu &quot;imzacı&quot; albay Dursun Çiçek.<br />
Üç gün sürdü.<br />
Durumu kötüleşmiş, revire kaldırmışlar, orada &quot;ailesinin telkinleri sonucu&quot; vazgeçmiş. Hem de iftar vaktini, topun atılmasını beklemiş.<br />
Niçin ölüm orucuna yatarsın albayım? &quot;Haksızlık, hukuksuzluk ve yargısız infazların bitmesi içinmiş&quot;... Ailesi tercüman olmuş, böyle demişler.<br />
O darbe planının altına o imzayı rahmetli babam mı attı albayım?<br />
Kendine yediremiyorsun, &quot;bu planı bana şu, şu, şu üstlerim emirle yaptırdı&quot; diyemiyorsun, mafyanın &quot;omerta&quot; yasasına uyuyorsun... Ama tutuksuz yargılanmak, hatta mümkünse hiç yargılanmamak da istiyorsun! Ölüm orucuna yatıyorsun, sıkıyı görünce de geri basıyorsun.<br />
Var mı böyle yağma sayın albayım?<br />
Bu iş çocuk oyuncağı mı?<br />
Albayıma ne yedirdiler ne içirdiler bilmiyorum. Umarım kısa zamanda karavanadan beti benzi yerine gelir.<br />
Bakarsınız iştahı açılır da belki dili de çözülür.<br />
<br />
<a href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ardic/2010/09/06/afiyet_seker_olsun_albayim" target="_blank">http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/ard..._olsun_albayim</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>İstanbuli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139054-Afiyet-%C5%9Feker-olsun-albay%C4%B1m-%28Engin-Ard%C4%B1%C3%A7%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Ne şehit ne gazi! (Umur Talu)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139053-Ne-%C5%9Fehit-ne-gazi%21-%28Umur-Talu%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:34:41 GMT</pubDate>
			<description>*Ne şehit ne gazi!* 
 
Bir ülkede devlet ile millet bir de “çok kutsal görmekte” iddialı olduklarında şaşı bakıyorsa… 
Evliya Çelebi gibi yakararak “Samimiyet ya Resulallah!” 
Son İstiklal Savaşı gazilerini de tüketip otobüste yer verecek kimse...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Ne şehit ne gazi!</b><br />
<br />
Bir ülkede devlet ile millet bir de “çok kutsal görmekte” iddialı olduklarında şaşı bakıyorsa…<br />
Evliya Çelebi gibi yakararak “Samimiyet ya Resulallah!”<br />
Son İstiklal Savaşı gazilerini de tüketip otobüste yer verecek kimse kalmadıktan sonra, milenyumu zaten binlerce (genç) şehit ve gaziyle doldurduk da…<br />
Onca insan da, kaybettiğini şehit; bedeninin parça parça kaybedeni gazi saydırabilmek için sessiz isyan içinde.<br />
Bakmayın çok cenazenin “Şehit” diye kaldırıldığına…<br />
Tabutta öyle yazsa, haberler öyle çıksa, vali ile komutan öyle davransa bile… “Düşman kurşunu” yoksa, “şehit” şehit sayılmıyor (kolay kolay).<br />
<br />
***<br />
<br />
Geçen Kastamonu’nda askeri araç devrildi, üç uzman çavuş öldü.<br />
Bir babanın dediği gibi piknikten dönmüyor, görevden geliyorlardı;  üstelik, Dipsiz Kuyu’da yazıldığı gibi araçla ilgili şaibe vardı. O görevde, o lastiklerle kullanılmaması gerekiyordu!<br />
Ama devletim şöyle ince hesap yapmış:<br />
O askerler “mesai saatini tamamlamış, servis ediliyormuş.”<br />
Ayrımın sadece bir ilke, kural ve hukuk meselesi olduğunu sanmayın. Galiba “duygusal” da!<br />
Büyük devletim, sivil ve askeri büyükleriyle, bir yandan şehit ve gazi artışını durduramazken, bir yandan da kağıt üstünde azaltmaya çalışıyor!<br />
Kan devri bitmiyor fakat öyle yolda, kazada ölenden tasarruf var sanki!<br />
<br />
***<br />
<br />
Uzman Çavuş Mevlüt için askeri tören düzenliyor devlet. Tabutuna “Şehit” yazılıyor. “Şehit” bayrağa sarılıyor. Tam defnederken aileye ikinci şok geliyor. “Allah rahmet eylesin. Şehitliğe gömemeyiz. Siz aile mezarlığına kaldırın.”<br />
Öyle işte.<br />
Daha önce “baskını tartışılan” Dağlıca’da devlet nezdinde “hakiki şehit” Selçuk Uzman Çavuş’a yapılanı yazmıştım. Şehitti ama, kerhen bir madalya tutuşturulunca aileye, o madalya aynen iade edildi!<br />
<br />
***<br />
<br />
Rafet Keleş de Ergani’de jandarma komando idi.<br />
“Aylarca dağda yattım, çok operasyona katıldım ama kurşun beni terhisime 50 gün kala, bir uzman çavuş silahından çıkıp buldu. Sakat kaldım.<br />
5434 sayılı kanunla vazife malulü sayıldım ama operasyonda terörist kurşunu yemediğim, mayına basıp sakat kalmadığım içinTerörle Mücadele Kanunu’ndan yararlanamadım.<br />
Devlet şehit veya gazi saymadığı için iş bulma, tazminat, ev kredisi, toplanan yardımlardan pay gibi maddi; nişan, berat, madalya, şerit, rozet gibi manevi değeri olanlardan yararlanamıyoruz.<br />
Terörist kurşunu yiyip mayına bassam şanslıydım yani!<br />
AKP’nin ‘Evet derseniz Gazilere özel ayrıcalık” afişini gördüm.<br />
TBMM AKP Grubu’nu aradım. Kimsenin haberi yoktu. Milli Savunma’da bir uzmana yönlendirdiler. O da ayrımdan rahatsızlığını söyledi. Güzel bir dille izah etti ki, hiçbir çalışma yoktu.<br />
AKP İl Başkanlığı’na sordum. Dediler ki, ‘operasyon harici sakat kalanın da dava hakkı olacak’. Bu hak zaten var. Ama avukat tutmayı bırakın, kredi kartı ödeyecek param yok.<br />
8 yıldır şehit ve gazi aileleri için özel bir şey yapılmadı, şimdi özel ayrıcalık vaat ediyorlar.<br />
Madem bir sürü suçluya, borçluya af çıkarılabildi, hadi şehit ve gazi aileleri borçları da affedilsin ya da ödeme kolaylığı sağlansın!<br />
Çok mu yük getirir? Peki hayatını, organını, umudunu kaybetmenin maliyeti ne Umur Bey? Lütfen bizim gibilere ses olun. Sizinle daha gün çıkabilir sesimiz.<br />
Bugün 1 Eylül. Vazife Malulü aylığımı aldım. Kredilere kesilen borçlardan sonra 150 liram kaldı. Önümde bayram ve 29 koca gün. 4 yaşında oğlum var. 4 gün önce doğum gününde sizce hediye alabilmiş miyimdir?”<br />
<br />
*** <br />
<br />
Sonra şehitlerimiiiz, gazilerimiiiz, bayrağımııız!<br />
“Eğitim zayiatı” denen, “kazada öldü, kazara öldü” denen çocuklar sanki geride acı, evlat, eş, aile ve genellikle ona umut bağlamış bir yoksulluk bırakmadılar!<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/549356-ne-sehit-ne-gazi" target="_blank">http://www.haberturk.com/yazarlar/54...-sehit-ne-gazi</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>İstanbuli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139053-Ne-%C5%9Fehit-ne-gazi%21-%28Umur-Talu%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hâlâ ‘bölüneceğiz, şeriat gelecek’ diyenler iyi okusunlar! (Yiğit Bulut)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139052-H%C3%A2l%C3%A2-%E2%80%98b%C3%B6l%C3%BCnece%C4%9Fiz-%C5%9Feriat-gelecek%E2%80%99-diyenler-iyi-okusunlar%21-%28Yi%C4%9Fit-Bulut%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:32:46 GMT</pubDate>
			<description>*Hâlâ ‘bölüneceğiz, şeriat gelecek’ diyenler iyi okusunlar!* 
 
BİR başlık daha atmak istiyorum: Büyük Avrasya Birliği, Türkiye Cumhuriyeti kimliği altında oluşacak... 
Evet yanlış okumadınız iddiam çok açık ve net: Üniter, laik sosyal hukuk devleti...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Hâlâ ‘bölüneceğiz, şeriat gelecek’ diyenler iyi okusunlar!</b><br />
<br />
BİR başlık daha atmak istiyorum: Büyük Avrasya Birliği, Türkiye Cumhuriyeti kimliği altında oluşacak...<br />
Evet yanlış okumadınız iddiam çok açık ve net: Üniter, laik sosyal hukuk devleti kalıbı bozulmadan; Türkiye Cumhuriyeti Devleti etki sınırları genleşecek...<br />
Başlığa tepki verebilir hatta “bu adam ne diyor” diyebilirsiniz...<br />
Bence bir okuyun, bir dikkatinizi verin sonra karar verin...<br />
Bu noktada biraz geriye dönelim...<br />
Sevgili dostlarım, hatırlarsanız geçtiğimiz aylarda “Kuzey Irak, Türkiye’ye katılmak” istiyor algılamasının “odak” olduğu bir haber çıkmış ve günlerce gazete köşelerinde, televizyonlarda “Olabilir mi” sorusuna cevap aranmıştı... En önemlisi, bu tartışma sırasında Türk kamuoyu ilk defa hiç tartışmadığı “detayları” görmüş ve “bölüneceğiz” tezine karşı tez oluşmaya başlamıştı... Bu süreç bazılarımızın “hoşuna bile gitti”; genişleyen topraklar ve daha görünür hale gelen “yeni, büyük, emperyal Türkiye”!<br />
Bu tartışmayı siyasi otoritenin yürüttüğü ama net olarak ortaya koymadığı “açılımı” desteklemek “amacında” görenler oldu, tam tersi bunları “açılımları engellemek için yapıyorlar” diyenler de çıktı... Ne olursa olsun sebep-sonuç ilişkisi değişmedi ve ilk defa böyle bir “tez” tartışılır hale geldi... Bu tespitler sonrası süreci hatırlamaya devam edelim... Bu haberlerden çok kısa bir süre sonra “Dışişleri Bakanımız Davutoğlu”, Kuzey Irak’a gitti ve oradaki “yetkililer” ile “eş kabine” toplantısı düzenledi... Ve en önemlisi yabancılar ile iş yapan bazı işadamları, çok hızlı kararlar alarak Kuzey Irak’ta petrol çıkarmaya başladılar! Bugüne kadar “Oraya para yatırılır mı” diyenler, şimdi oraya para akıtıyorlar...<br />
Sevgili dostlar, “şimdi bakış açımızı” biraz değiştirelim ve “Türkiye-Ermenistan- Azerbaycan” çizgisine bakalım... Türkiye ile Ermenistan arasındaki “ilişkinin düzelmesi” hatırlarsanız, ABD Başkanı “seviyesinde” ele alınmış ve Obama‘nın devreye girdiği bu denklem, AB’den de “destek” görmüştü. Bu yapılırken özellikle Azeriler ile aramızın açılmaması için yoğun çaba sarf edilmiş ve AB için önemli olan “Azeri gazı” tehlikeye atılmadan konu gündeme gelmişti. Burada bir not: Azeriler ile aramızda kullandığımız slogan basit: Tek millet, iki devlet!<br />
Bu hatırlatmalar sonrası gelelim sonuçlara:<br />
1- Yukarıda yazdıklarıma ilişkin sizler de “yüzlerce detay” bulabilirsiniz. Teferruatta boğulmadan “öze” gelelim ve “büyük resmi” çizmeye başlayalım. Diyeceksiniz ki; “çok zor değil”, zaten köşe yazarları ve siyasetçiler de gündeme getirdi; “Kuzey Irak’ın da içinde olduğu bir federasyon” fikrine kamuoyu alıştırılmak isteniyor olabilir.<br />
2- Konu bununla “sınırlıysa” haklısınız, yazdıklarımızda “yeni bir şey yok”. Ama ben konunun “bu kadar basit” olduğunu düşünmüyorum. Resme biraz daha büyük bakın ve şöyle bir soruya cevap arayın: Avrupa sınırından başlayan ve Orta Asya’ya Azerbaycan ile giren, Hazar’a kıyısı olan ve Kuzey Irak ile İran’ın “bir bölümünü” de içine alan bir “yapı” tek elden yönetilseydi, “yeni dünya düzeni” için nasıl olurdu?<br />
3- Daha açık yazayım: Türkiye, Azerbaycan, Kuzey Irak ve bölünen İran’ın bir bölümünü “kapsayan”, dört tarafı denizlerle çevrili, Hazar’a çıkmış yeni bir “yapı”!<br />
4- Bir detay daha var: AB “yeni Batı Roma ise”, Doğuda “daha güçlü bir karşıt parçaya” ihtiyaç yok mu?<br />
Sonuç: Yerleşik düzen “Türkiye böyle kalsın, benim olsun” diyor! 72 milyon çalışsın, 5000 gerçek-tüzel kişi yesin! Asla kabul edilemez! Türkiye’nin önünde tarihi bir “genleşme” fırsatı var ve bunu kullanacağız! Bunu yapmamız için birilerinin “bertaraf” olması gerekiyorsa, varsın bir an önce olsunlar!<br />
Son söz: Bu tezi daha önce de sizlerle paylaştım... Sonrasında yaşanan gelişmeler ve son günlerde “durdurmak amacıyla” pompalanan korkulara karşı bazı detayları yeniden aktarmak istedim... Aç gözünü halkım, tarihi fırsatı kaçırma...<br />
<a href="http://www.haberturk.com/yazarlar/549371-hala-bolunecegiz-seriat-gelecek-diyenler-iyi-okusunlar" target="_blank">http://www.haberturk.com/yazarlar/54...-iyi-okusunlar</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>İstanbuli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139052-H%C3%A2l%C3%A2-%E2%80%98b%C3%B6l%C3%BCnece%C4%9Fiz-%C5%9Feriat-gelecek%E2%80%99-diyenler-iyi-okusunlar%21-%28Yi%C4%9Fit-Bulut%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MHP'de 'Evet' depremi!]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139051-MHP-de-Evet-depremi%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:25:09 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*MHP'de 'Evet' depremi! 
Kurucular Kurulu'ndan zehir zemberek bildiri!* 
 
Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun'un referandumda 'evet' kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül'de...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>MHP'de 'Evet' depremi!<br />
Kurucular Kurulu'ndan zehir zemberek bildiri!</b><br />
<br />
Ülkü Ocakları Kurucu Genel Başkanı Ramiz Ongun'un referandumda 'evet' kararını açıklamasının ardından MHP Kurucular Kurulu üyeleri de yazılı bir açıklama yaparak, 12 Eylül'de anayasa değişiklik paketine 'evet' diyeceklerini açıkladı. ''Milletin kayıtsız şartsız egemenliğinin'' darbeler sonrası yetkili organlara bırakıldığının altının çizildiği açıklamada, ''Ülkede hiç bir zaman CHP iktidara gelemeyeceğini anlayan güçler, darbe anayasaları ile CHP'yi iktidara ortak etmeyi hedeflemişlerdir.'' denildi.<br />
<br />
Kaleme aldıkları bildiride ülkücüleri Alparslan Türkeş'in mirasına sahip çıkmaya davet eden MHP Kurucular Kurulu'nun 16 üyesi, Devlet Bahçeli önderliğindeki yönetimin ülkücü misyonu, partinin kuruluş felsefesini terk ederek darbecilerle aynı safta yer aldığını belirttiler.<br />
<br />
Türkeş'in &quot;En kötü demokrasi en iyi darbe idaresinden daha iyidir&quot; sözü ile sona eren ve hem ülkücüler hem de MHP yönetimi için tarihî uyarı niteliğindeki bildiri şöyle:<br />
<br />
Bizler MHP Kurucular Kurulu Üyeleri olarak, muhterem basınımız vasıtasıyla anayasa değişikliği konusunda aşağıda hulasa ettiğimiz fikirlerimizi aziz milletimizle paylaşma gereği duyduk.<br />
<br />
1924 Anayasasında tayin edilmiş olan &quot;milletin kayıtsız şartsız egemenliğini&quot; 1961 Anayasası ile millet dışında CHP ve sol ideologlar tarafından &quot;yetkili organlar tabiri ile&quot; yeni ortaklar getirilmiştir.<br />
<br />
Bu; çok partili düzene geçtikten sonra, aziz milletimiz tarafından asla tek başına iktidar verilmeyen CHP'yi ve sol güçleri seçimsiz, millet iradesi olmadan, millete rağmen daimi iktidar yapma projesidir.<br />
<br />
Nitekim 1961 seçimlerinde CHP'nin tek başına iktidara gelecek oyu alamaması üzerine bu durum; İnönü'nün damadı Metin Toker'in Ulus Gazetesindeki makalesinde de &quot;Seçimi tek başına kazanamamak o kadar önemli değil, Türkiye'de iktidar olmak için Ordu, Anayasa Mahkemesi, Üniversite, Danıştay, Yargıtay gibi devlet kuruluşlarına da hakim olmak gerekir&quot; denilerek açıkça ifade edilmiştir.<br />
<br />
Türk Milliyetçileri, Merhum Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in liderliğinde CHP ve sol ortaklarının kurduğu bu oligarşik düzene karşı, sadece ve sadece Millet İradesini esas alarak MHP'yi kurmuşlardır.<br />
<br />
MHP'nin milli iradeyi hakim kılmak üzerine yürüttüğü mücadele, emperyalist güçlere &quot;bizim çocuklar&quot; diye tabir edilen darbeciler tarafından, 12 Eylül 1980'de hunharca akamete uğratılmıştır.<br />
<br />
Türk Gençleri; sağcısı-solcusu, ülkücüsü-devrimcisi, sünnisi-alevisi, önce darbe ortamının hazırlanması amacıyla birbirlerine kırdırılmış, darbeden sonra da işkencehanelerde kırılmış, heder edilmişlerdir.<br />
<br />
&quot;Bu millet cahil, 30-40 sene daha bu milleti askeri idare ile yönetmek lazım, bu millet için demokrasi henüz erken vs.&quot; diyerek milletin 1961 Anayasasına nazaran daha çok devre dışı bırakıldığı, dışlandığı otokratik bir düzen kurmuşlardır.<br />
<br />
Bütün bu gelişmelere karşı Ülkücüler Merhum Başbuğ liderliğinde MHP'yi yeniden ihya etmiş, millet iradesini hakim kılma mücadelelerini yılmadan sürdürmüş ve onun vefatına kadar da bu çizgisini muhafaza etmişlerdir.<br />
<br />
Ne var ki; Başbuğumuzun vefatından sonra yönetime gelen şimdiki kadro bin bir zorluklar ve emeklerle yeniden kurduğumuz partimizin ülkücü misyonunu, kuruluş felsefesini terk ederek darbeciler ile aynı safta yer almıştır.<br />
<br />
Rahmetli Başbuğumuzun; 1982 anayasasını değiştirme taahhüdüne dahi itibar edip güven oyu verdiği görmezden gelinerek, &quot;Hayır&quot; cephesinde yer alınması biz kurucuları derinden yaralamaktadır.<br />
<br />
Her fırsatta vatan hainlerini, teröristleri affetmeyi, genel af'lar ile salıvermeyi gelenek haline getirmiş CHP ve Bölücü Sol Blok ile MHP'mizin aynı safta yer almasını içimize sindirmemiz mümkün değildir.<br />
<br />
Darbe anayasasına karşı ancak ve ancak milletin iradesi ve egemenliğini esas alan alternatif anayasayı herkesten önce üretmesi gereken MHP yönetiminin, darbecilerin anayasasını savunmaları kabul edebileceğimiz bir hal olamaz.<br />
<br />
Yeterli de olmayan bu Anayasa Değişikliğine &quot;EVET&quot; demek asla ve kat'a AK Parti'ye destek vermek demek değildir. Sadece milletin ve onun iradesinin yanında yer almaktır. Bu anayasa değişikliğinin kimler tarafından yapıldığının önemi yoktur. AK Parti'ye muhalefetimiz, &quot;iyi yaptığı sürece takdir, kötü yaptığı zaman ihtar etmek&quot; esası üzerinden devam etmektedir.<br />
<br />
Biz Kurucular Kurulu üyeleri; MHP yönetimini yarım asra yaklaşan geçmişimiz, mücadelemiz ev misyonumuzu hatırlayarak darbeciler ve bölücülerin safını terk edip, milletimiz ve onun iradesi yanında yer almaya davet ediyoruz.<br />
<br />
Rahmetli Başbuğumuzun sık sık vurguladığı gibi &quot;EN KÖTÜ DEMOKRASİ EN İYİ DARBE İDARESİNDEN DAHA İYİDİR.&quot;<br />
<br />
Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.<br />
<br />
MHP Kurucular Kurulu Üyeleri<br />
<br />
1- Naci Meriç 9- Ali Sağır<br />
<br />
2- Kemal İnandı 10-Aziz Mecit<br />
<br />
3- Hüseyin Ünlüer 11-İbrahim Faruk Evirgen<br />
<br />
4- Hayrettin Başeğmez 12-Mehmet Gümüştaş<br />
<br />
5- Mehmet Zeybek 13-Mehmet Küçükince<br />
<br />
6- Niyazi Ahıska 14-Durak Körük<br />
<br />
7- Fikret Fırat 15-Seyit Mehmet Topçu<br />
<br />
8- Ahmet Özsoy 16-Şahin Türkboyları<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.haberturk.com/gundem/haber/549314-mhpde-evet-depremi" target="_blank">http://www.haberturk.com/gundem/habe...e-evet-depremi</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>İstanbuli</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139051-MHP-de-Evet-depremi%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title>GENEL MÜDÜR - Multimat Pazarlama Tic. Ltd. Şti. (İstanbul (Asya),  06.09.2010)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139050-GENEL-M%C3%9CD%C3%9CR-Multimat-Pazarlama-Tic.-Ltd.-%C5%9Eti.-%28%C4%B0stanbul-%28Asya%29-06.09.2010%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:10:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Devami... (http://www.kariyer.net/jobsearch/jobdetail.kariyer?ilankodu=561484&ilId=143)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://www.kariyer.net/jobsearch/jobdetail.kariyer?ilankodu=561484&amp;ilId=143" target="_blank">Devami...</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1408-Kariyer-%C4%B0%C5%9F-Olanaklar%C4%B1">Kariyer İş Olanakları</category>
			<dc:creator>gorsan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139050-GENEL-M%C3%9CD%C3%9CR-Multimat-Pazarlama-Tic.-Ltd.-%C5%9Eti.-%28%C4%B0stanbul-%28Asya%29-06.09.2010%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Şehit cebinde PKK kulağı!</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139049-%C5%9Eehit-cebinde-PKK-kula%C4%9F%C4%B1%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:06:05 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA["Bu yazıyı tümüyle sorular üzerine kuruyorum. Okuyun ve siz de sorun. Bakalım nasıl bir cevaba ulaşacağız. 
Bir telefon cihazı var. 
Ticari nedenlerle bir tartışmanın içine düşmemek için adını vermiyorum. Özelliği şu: 
Santrali  Türkiye’de değil....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>&quot;Bu yazıyı tümüyle sorular üzerine kuruyorum. Okuyun ve siz de sorun. Bakalım nasıl bir cevaba ulaşacağız.<br />
Bir telefon cihazı var.<br />
Ticari nedenlerle bir tartışmanın içine düşmemek için adını vermiyorum. Özelliği şu:<br />
Santrali  Türkiye’de değil. Sabit yörüngeli haberleşme uyduları sahibi ve  işletmecisi olan çok uluslu bir telekomünikasyon şirketi.<br />
Hiçbir  doğal afetten etkilenmiyor. Kesintiye uğramıyor. Yani bir ülkedeki  telefon operatörleri bir şekilde çökse o telefon yine çalışıyor.<br />
Bu telefon üzerinden Türkiye dahil, kapsama alanındaki 140 ülkede kesintisiz ve önlenemeyecek şekilde görüşme yapılabiliyor.<br />
Şimdi sorulara geçelim:<br />
<br />
PKK hiçbir operatöre gerek duymayan bu telefonları kullanıyor mu?<br />
Türkiye’de  Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat birimi, Diyarbakır Valiliği, Sivil  Savunma gibi kuruluşlar bu telefonlardan aldı mı?<br />
En önemlisi  Genelkurmay, PKK’nın kullandığı bu telefonları dinlemek için hem bu  telefonlardan hem de dinleme cihazlarından aldı mı?<br />
Bu telefonlara 0522 gibi bir telefon kodu verildi mi? Verildiyse Türkiye’de operatörü olmadan nasıl verildi?<br />
Bu telefon üzerinden yapılan görüşmeler bir Arap ülkesindeki merkezden internet yoluyla dağıtılıyor mu?<br />
Sorular neredeyse bir James Bond filminin fragmanı gibi değil mi? Ama öyle işte.<br />
<b> <br />
SON KONUŞMALAR<br />
</b>Şimdi can alıcı soruya geçiyorum:<br />
Siz de hatırlayacaksınız.  Son dönemde uzaktan mayın patlamasıyla şehit olan askerlerimizle ilgili  haberlerde hep şöyle bir ifade vardır:<br />
“Şehit olmadan bir gün önce babasını aramıştı!”<br />
Ya da şöyle:<br />
“Şehit olacağı içine doğmuş.”<br />
Örnekleri sıralarsak:<br />
1) Piyade Uzman Çavuş Mustafa Uysal;<br />
Şehit olmadan bir gün önce eşini arka arkaya 4 kez aramış. Eşi Meral Uysal şöyle diyor:<br />
“Şehit olmadan önce 4 defa telefon etti. Hızlı ve heyecanlı konuşuyordu.”<br />
2) Piyade Uzman Çavuş Yunus Berber;<br />
Şehit düşmeden önce ailesini aradı:<br />
“Operasyona gidiyorum. Beni merak etmeyin.”<br />
3) Jandarma Komando çavuş Yusuf Pazar.<br />
Gazetelerdeki başlık şu:<br />
“Dün ailesini aradı bugün şehit düştü.”<br />
Hakkâri’de  uzaktan kumandalı mayının patlaması sonucu şehit düşen çavuş Pazar’ın,  babası Yaşar Pazar’ı arayarak, “Buradaki görevimiz bitiyor. pazartesi  günü birliğimize dönüyoruz” dediği öğrenildi.<br />
4) Er Bahtiyar Yalınca...<br />
“Siirt’in Pervari ilçesinde şehit düşen Er Bahtiyar’ın ölmeden bir saat önce annesini aradığı ortaya çıktı.”<br />
5) Er Fatih Tekdoğan;<br />
“Batman’ın Sason ilçesinde çıkan çatışmada şehit düşen Er Tekdoğan’ın şehit düşmeden 4 saat önce ailesini aradığı anlaşıldı.”<br />
Bu  liste böyle uzayabilir. Şimdi soruya geliyorum. Şehit düşen bu çocuklar  hangi telefonlarla konuşuyorlar. Kışlalarda ve operasyon bölgelerinde  telefonla konuşmak yasak olduğuna ve jammerle engellendiğine göre bu  çocuklar hangi telefonlarla konuşuyorlar.<br />
Askeri kantinlerde hiçbir operatöre bağlı olmadığı için engellenemeyen bu telefon sözünü ettiğim telefon olabilir mi?<br />
PKK’nın elindeki benzeri telefonlarla ailesini arayan bu çocukları dinliyor olabilir mi?<br />
Yani  aynı telefonları internet üzerinden dinleme olanağı var mı? PKK  militanları saatlerce yollarda beklemediğine göre uzaktan kumandalı  mayınları ne zaman patlatacaklarını bu telefon konuşmalarına göre mi  belirliyorlar?<br />
Çocukların ailelerine açtığı “Hakkınızı helal edin gidiyoruz” telefonu sözünü ettiğim bu telefonlardan mı yapılıyor?<br />
PKK o konuşmalara göre tuzak kuruyor olabilir mi? Evet, ben işte bu soruları merak ediyorum.<br />
Umarım devlette bir cevabı vardır...<br />
Yoksa ana kuzularının açtığı bu “masum telefonlar”ın bir “ölüm tuzağı”na dönüştüğü kuşkusu içimi kemirecek.&quot;<br />
<br />
<a href="http://www.gazeteport.com.tr/NEWS/GP_758608" target="_blank">http://www.gazeteport.com.tr/NEWS/GP_758608</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>HİTAF</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139049-%C5%9Eehit-cebinde-PKK-kula%C4%9F%C4%B1%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CHP'de 'rahibeli afiş' istifası]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139048-CHP-de-rahibeli-afi%C5%9F-istifas%C4%B1&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 11:33:31 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*CHP'de 'rahibeli afiş' istifası* 
 
 	  *CHP'den 'rahibe' benzetmesi yapılan afiş nedeniyle istifa! * 
 
 		 			06 Eylül 2010 Pazartesi, 13:48:49		 
 	   		 		  Resim: http://im.haberturk.com/2010/09/06/549431_detay.jpg?1283770791  						 				 			...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>CHP'de 'rahibeli afiş' istifası</b><br />
<br />
 	  <b>CHP'den 'rahibe' benzetmesi yapılan afiş nedeniyle istifa! </b><br />
<br />
 		 			06 Eylül 2010 Pazartesi, 13:48:49		<br />
 	   		 		  <img src="http://im.haberturk.com/2010/09/06/549431_detay.jpg?1283770791" border="0" alt="" /> 						 				 			<br />
 			 						 			 			 						<br />
 			 			 			 			 							<br />
 			 			 			  		<br />
 		Avcılar Belediyesi'nin CHP'li meclis üyesi Ömer Zengin, 'rahibe' benzetmeli afiş nedeniyle partisinden istifa etti.<br />
 <b>CHA</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139048-CHP-de-rahibeli-afi%C5%9F-istifas%C4%B1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tam Gün Yasası sigortayı zorunlu kılıyor</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139047-Tam-G%C3%BCn-Yasas%C4%B1-sigortay%C4%B1-zorunlu-k%C4%B1l%C4%B1yor&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:49:10 GMT</pubDate>
			<description>*Yasa’nın malpraktis ve sigorta primleri konusunda getirdiği düzenlemeler şöyle* 
 
 
 
MADDE 8- 1219 sayılı Kanun’a aşağıdaki ek madde eklenmiştir. 
 “EK MADDE 12- Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Yasa’nın malpraktis ve sigorta primleri konusunda getirdiği düzenlemeler şöyle</b><br />
<br />
<br />
<br />
MADDE 8- 1219 sayılı Kanun’a aşağıdaki ek madde eklenmiştir.<br />
 “EK MADDE 12- Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarınca kendilerine yapılacak rüculara karşı sigorta yaptırmak zorundadır. Bu sigorta priminin yarısı kendileri tarafından, diğer yarısı döner sermayesi bulunan kurumlarda döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda kurum bütçelerinden ödenir. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan veya mesleklerini serbest olarak icra eden tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, tıbbi kötü uygulama sebebi ile kişilere verebilecekleri zararlar ile bu sebeple kendilerine yapılacak rücuları karşılamak üzere mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır.<br />
	 <br />
 Zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortası, mesleklerini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların sigorta primlerinin yarısı kendileri tarafından, yarısı istihdam edenlerce ödenir. İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.<br />
	 <br />
 Zorunlu sigortalara ilişkin teminat tutarları ile uygulama usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.<br />
	 <br />
 Bu maddedeki zorunlu sigortaları yaptırmayanlara, mülki idare amirince sigortası yaptırılmayan her kişi için beş bin Türk Lirası idari para cezası verilir.&quot;<br />
	 <br />
 MADDE 14- 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir.<br />
	 <br />
 “EK MADDE 3- 4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 5’inci maddesi (altıncı fıkra kapsamında ek ödeme alanlar ile diğer kurumlardan vekaleten atama veya görevlendirme suretiyle Sağlık Bakanlığında görevlendirilenler hariç) gereğince döner sermaye gelirlerinden ek ödeme alan ve aynı zamanda bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı bulunanlardan; tabip ve diş tabipleri ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, sigorta priminin işveren payı dâhil tamamını kendileri ödemek kaydıyla, 209 sayılı Kanun’un ek 3’üncü maddesine göre kendilerine ödenen tutar üzerinden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasıyla sınırlı olacak şekilde ilave olarak sigorta primine tabi tutulur. Ancak, bu şekilde ilave olarak sigorta primine tabi tutulacak kazancın tutarı, bu haktan yararlanacakların tamamı açısından 80’inci maddenin üçüncü fıkrasına göre belirlenecek sigorta primine esas kazanç toplamı ile 82’nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen sigorta primine esas kazanç üst sınırı arasındaki farkı geçemez. Bu şekilde ilave prim ödemesinde bulunanlardan malullük, yaşlılık, vazife malullüğü veya emeklilik aylığı ya da sürekli tam iş göremezlik geliri bağlanmasına hak kazananlara; ilave olarak ödedikleri her yıla ait sigorta prim matrahının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren söz konusu aylık veya geliri talep ettiği tarihe kadar geçen yıllar için her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, ilave prim ödedikleri gün sayısına bölünmesi sonucu bulunacak ortalama günlük kazancın otuz katının, ilave prim ödedikleri gün sayısının her 360 günü için % 2’si oranında bulunacak tutarda ilave aylık ödenir. Bu hesaplamada, 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Sigortalının ölmesi halinde ise, bu fıkra çerçevesinde hesaplanacak ilave aylık geçici 18’inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, geçici 4’üncü madde kapsamında bulunan sigortalıların aylığa müstahak dul ve yetimleri için geçici 4’üncü madde hükümlerine, diğer sigortalıların hak sahipleri için ise 34 ve 54’üncü madde hükümlerine göre ödenir. Bu şekilde ilave aylık alan kız çocuğunun 37’nci madde uyarınca evlenme ödeneğine hak kazanması durumda, aynı madde hükümleri çerçevesinde ilave evlenme ödeneği ödenir.<br />
	 <br />
	İlave aylıklar, 55’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca artırılır.<br />
	 <br />
 Bu şekilde ilave prim ödemesinde bulunanlardan 31’inci madde ve geçici 4’üncü madde uyarınca toptan ödeme yapılan veya emeklilik kesenekleri geri verilenlere; ilave olarak ödedikleri sigorta primlerinin her yıla ait tutarı, primlerin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunacak tutarda ilave toptan ödeme yapılır. Sigortalının ölmesi halinde ise, bu fıkra çerçevesinde hesaplanacak ilave toptan ödeme, geçici 4’üncü madde kapsamında bulunan sigortalıların aylığa müstahak dul ve yetimlerine geçici 4’üncü madde hükümlerine, diğer sigortalıların hak sahiplerine ise 34’üncü madde hükümlerine göre ödenir.<br />
	 <br />
 İlave aylıkların başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanmasında geçici 4’üncü madde kapsamına girenler için geçici 4’üncü madde hükümleri, diğerleri için ise 27, 30 ve 34’üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır. Ancak, geçici 4’üncü madde kapsamında veya 30 uncu maddenin üçüncü fıkrası kapsamında aylıklarının kesilmesi sebebiyle ilave aylıkları da kesilmiş olanlardan birinci fıkra kapsamında yeniden ilave sigorta primi ödemiş ve yeniden aylık bağlanmasına hak kazanmış olanların yeni ilave aylığı, eski aylığın kesildiği tarihten yeniden ilave aylık bağlanacak tarihe kadar 55’inci maddenin ikinci fıkrasına göre aylıklara yapılan artışlar uygulanarak bulunacak tutara, yeniden ilave sigorta primi ödediği süreler için ikinci fıkraya göre hesaplanacak ilave aylığın eklenmesi suretiyle tespit olunur.<br />
	 <br />
 Birinci fıkra gereğince ilave sigorta primi kesilmesine, 209 sayılı Kanun’un ek 3’üncü maddesine göre ek ödeme verilecek ilk aybaşında başlanır. Bu şekilde ilave sigorta primi alınacakların sigorta primleri için ayrı bir bildirge düzenlenir. Ancak, bu bildirgelerin verilme ve primlerin ödeme zamanının tespitinde genel hükümlere uygun olarak işlem tesis edilir.<br />
	 <br />
 Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası için bu madde hükümlerine göre sigorta primi ödenen süreler, prim ödeme gün sayısı, sigortalılık süresi ve prime esas kazanç hesabına dâhil edilemez. Ödenen prim tutarları ve bildirilen kazanç tutarları ise emekli ikramiyesi, iş sonu tazminatı ve kıdem tazminatı da dâhil olmak üzere bu maddede belirtilmeyen herhangi bir hakkın elde edilmesinde veya hesabında dikkate alınmaz.<br />
	 <br />
 Bu madde kapsamında ödenen sigorta primleri daha sonra geri talep edilemez ve bu Kanun’un ihya hükümleri ilave aylıklar hakkında uygulanmaz.”<br />
	 <br />
 Kaynak:Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5947 Kabul Tarihi: 21/1/2010</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?923-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC">Sağlık Bölümü</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139047-Tam-G%C3%BCn-Yasas%C4%B1-sigortay%C4%B1-zorunlu-k%C4%B1l%C4%B1yor</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tıp Hukuku Öğretimi Alanında İki Önemli Gelişme</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139046-T%C4%B1p-Hukuku-%C3%96%C4%9Fretimi-Alan%C4%B1nda-%C4%B0ki-%C3%96nemli-Geli%C5%9Fme&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:45:36 GMT</pubDate>
			<description>*  Kurucu dekanlığını yürüttüğüm Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 20 Eylül 2010’da 77 öğrenci ile öğretime başlıyor. Fakülte, daha öğrenci almadan iki önemli uluslararası etkinlik gerçekleştirdi. Bunlardan birincisi, nisan ayında...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><ul><li> Kurucu dekanlığını yürüttüğüm Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 20 Eylül 2010’da 77 öğrenci ile öğretime başlıyor. Fakülte, daha öğrenci almadan iki önemli uluslararası etkinlik gerçekleştirdi. Bunlardan birincisi, nisan ayında gerçekleştirilen ve tıpta iş birliğinden kaynaklanan hukuksal sorunların ele alındığı VII. TÜRK-ALMAN TIP HUKUKU SEMPOZYUMU idi. İkinci toplantı ise ağustos ayında yapıldı ve Türkiye’de bir ilk gerçekleştirildi. İlk defa, Karadeniz’e komşu ülkeler, ceza hukuku alanında deneyimlerini paylaşmak üzere biraraya geldiler.<br />
	 <br />
 Bu arada fakültenin tıp hukuku alanında iki önemli etkinliği daha olacak. Bunlardan ilki 18-19 Eylül, 25-26 Eylül ve 2-3 Ekim 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan TIP VE SA&#8260;LIK HUKUKU SERTİFİKA PROGRAMI. Adli Bilimciler Derneği ile iş birliği içinde düzenlenecek olan bu sertifika programına avukatlık yapan hukukçular, yargı mensupları ile özellikle hekimler başta olmak üzere sağlık yöneticileri ile sağlık işletmecilerinin katılması planlanmaktadır. Program üç bölüm üzerinden üç hafta sonu uygulanacaktır. Eğitimcilerin onu hukukçu, dördü tıpçı olacak; beş eğitimci Ondokuz Mayıs Üniversitesinden, iki eğitimci Samsun Barosundan, iki eğitimci İstanbul Barosundan, bir eğitimci de Ankara Barosundan katılacaktır. Ayrıca, Ankara ve Marmara Üniversitelerinden de öğretim üyeleri katkıda bulunacaktır.<br />
	 <br />
 Programın ilk gününde tıp ve sağlık hukuku ile ilgili temel kavramlar ve bu çerçevede, temel hukuk kavramları, tıp hukukuna giriş, SGK mevzuatı ele alınacak; ikinci gün, idari ve mesleki yargılama tartışılacaktır. Bu kapsamda da, idari yargı usul ve esasları, rücu davaları, itiraz, onur kurulları, TTB mevzuatı irdelenecektir. Üçüncü gün, sağlık hizmetlerinde sorumluluk ve kusur tespiti ele alınacaktır. 25 ve 26 Eylül’de gerçekleştirilecek eğitimde, cezai ve hukuki sorumluluk ve bilirkişilik tartışılacaktır. 2 Ekim Cumartesi, mesleki sorumluluk sigortası ve tazminat hesabına ayrılmışken, son gün olan 3 Ekim’de vaka çalışmaları yapılacaktır.<br />
	 <br />
	Sertifika programına müracaatlar, Adli Bilimciler Derneğine internet üzerinden yapılabilmektedir.<br />
	 <br />
 İkinci önemli öğretim programı ise Türkiye’de Sosyal Bilimler alanında ilk defa açılan TIP HUKUKU TEZSİZ YÜKSEK LİSANS programıdır. Bu program YÖK’ten onay görmüş ve ilk müracaatlar alınmıştır. Ekim ayında öğretime başlayacak bu programa, hukukçu ve tıpçılar katılabilecek ve Türkiye’nin sosyal bilimler alanında tıp hukuku eğitimi görmüş ilk kişileri olacaktır. Program hukukçu ve tıpçılara yönelik olduğundan, tıpçılara yönelik hukuka giriş ve hukukçulara yönelik tıbba giriş dışındaki dersler müşterek olacaktır. Programın amacı,<br />
	 <br />
 - Hukuk veya sağlık bilimleri alanında lisans öğrenimini başarıyla tamamlamış kişilere bir üst düzeyde uzmanlık eğitim-öğretim ve araştırma imkânları sunmak,<br />
 - Tıp hukuku alanında araştırma yapma, bilgiye erişme, bilgiyi değerlendirme, yorumlama ve geniş kitlelere aktarma yeteneği kazanmış öğrenciler yetiştirmek ve bu öğrencileri gerek üniversite içinde gerekse üniversite dışında mesleki kariyer yapmaya yöneltmek,<br />
 - Tıp hukuku alanında gereksinimlere ve beklentilerine cevap verebilen, evrensel kavramları algılayabilen, irdeleyebilen ve stratejik düşünme yeteneğine sahip uzmanların yetiştirilmesine katkıda bulunmaktır.<br />
	Bu programda yer alacak müşterek bazı dersler şunlar olacaktır:<br />
	- Tıp hukukuna giriş<br />
	- Uluslararası metinler ışığında bir insan hakkı olarak hasta hakları<br />
	- Tıbbi müdahale hatalarında adli tıp uygulamaları<br />
	- Sağlık işletmelerinde hukuki sorunlar ve sorumluluklar<br />
	- Hasta-hekim ilişkisi bağlamında hekim ve hasta hakları<br />
	- Tıp Ceza Hukuku<br />
	- Hekimin hukuk sorumluluğu<br />
	- Sağlık idaresi<br />
	- Yargı kararları ışığında sağlık personelinin hukuksal sorumluluğu<br />
	- İlaç Hukuku<br />
	 <br />
 Programda dersler iki haftada bir cumartesi günleri tüm gün yapılacaktır. Dersler 3 yarı dönem devam edecek, ancak yoğun ders seçimi yapıldığı takdirde iki dönemde bitirmek de mümkün olacaktır. Derslerin sonunda, bir proje ödevi hazırlanacaktır. Programın ikincisi şubat ayında açılacaktır.</li>
</ul>Prof. Dr. Hakan HAKERİ<br />
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?928-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-K%C3%B6%C5%9Fe-Yaz%C4%B1lar%C4%B1">Sağlık Köşe Yazıları</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139046-T%C4%B1p-Hukuku-%C3%96%C4%9Fretimi-Alan%C4%B1nda-%C4%B0ki-%C3%96nemli-Geli%C5%9Fme</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sağlık bilgisine erişmek için internet kullanılıyor</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139045-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-bilgisine-eri%C5%9Fmek-i%C3%A7in-internet-kullan%C4%B1l%C4%B1yor&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:42:20 GMT</pubDate>
			<description>*Yapılan bir ankete göre internet kullanıcılarının neredeyse tamamı sağlık bilgilerine ulaşmak için internet kullanıyor.* 
 
 
 
Harris Poll tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre internet kullanıcılarının yüzde 88’i internetten sağlık bilgisi...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Yapılan bir ankete göre internet kullanıcılarının neredeyse tamamı sağlık bilgilerine ulaşmak için internet kullanıyor.</b><br />
<br />
<br />
<br />
Harris Poll tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre internet kullanıcılarının yüzde 88’i internetten sağlık bilgisi araştırması yapmakta. 1998’de gerçekleştirilen benzer bir ankette bu oran yüzde 71 olarak saptanmışken oranın geçen zaman sürecinde belirgin bir şekilde yükseldiği belirlendi. 2006 yılında da söz konusu oranın yüzde 80’e eriştiğine dikkat çekiliyor.<br />
	 <br />
 13-18 Temmuz 2010 tarihleri arasında 1066 erişkinin katılımıyla gerçekleştirilen ankete verilen cevaplar şu şekilde sıralanmakta:<br />
	 <br />
 • Katılımcıların yüzde 62’si bir önceki ay internetten bilgi araştırdıklarını, yüzde 17’si bu işlemi 10 veya daha fazla kez yaptıklarını belirtti.<br />
	 <br />
	• Katılımcıların yüzde 32’si internete oldukça sık başvurduklarını belirtti.<br />
	 <br />
 • İnternet kullanıcılarının yüzde 86’sı internetten sağlık bilgisi araştırma konusunda başarılı olduklarını, yüzde 41’inin “çok başarılı” olduklarını belirttiler.<br />
	 <br />
 • Katılımcıların yüzde 82’si elde ettikleri bilgileri güvenilir buldukları saptanırken bu sayının 2005 yılında yüzde 90 civarında olduğuna dikkat çekildi.<br />
	 <br />
 Anket katılımcılarının yarısından fazlasının internetten elde ettikleri bilgilere dayanarak doktorlarıyla tartıştığı, yüzde 53’ünün elde ettikleri bilgileri doktorlarıyla paylaştığı belirlendi.<br />
	 <br />
	Kaynak:<br />
	<a href="http://www.ama-assn.org/amednews" target="_blank">www.ama-assn.org/amednews</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?927-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-Haberleri">Sağlık Haberleri</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139045-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-bilgisine-eri%C5%9Fmek-i%C3%A7in-internet-kullan%C4%B1l%C4%B1yor</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Onlar diş değil düş doktoru! (FOTO-GALERİ)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139044-Onlar-di%C5%9F-de%C4%9Fil-d%C3%BC%C5%9F-doktoru%21-%28FOTO-GALER%C4%B0%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:39:24 GMT</pubDate>
			<description>*Literatürde Dentafobi olarak adlandırılan ‘Diş hekimi korkusu’ birçoğumuzun kâbusudur. Aslında son derece önemli olan diş sağlığımız belki de bu korku yüzünden bize tarifsiz acılar yaşatır. Bu korkuyu yenmenin çeşitli yolları var elbette. Ancak...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Literatürde Dentafobi olarak adlandırılan ‘Diş hekimi korkusu’ birçoğumuzun kâbusudur. Aslında son derece önemli olan diş sağlığımız belki de bu korku yüzünden bize tarifsiz acılar yaşatır. Bu korkuyu yenmenin çeşitli yolları var elbette. Ancak Estetik Diş Hekimliği Akademisi Derneği üyelerinin bu pozlarını ve ne amaçla yaptıklarını öğrendiğinizde koşa koşa dişçiye gitmek isteyeceksiniz!..</b><br />
<br />
<br />
<br />
Bundan 2 yıl önce “Her ay bir dolgunuzu bir dişhekimliği öğrencisinin eğitimi için yapar mısınız?” diyerek yola çıkan Estetik Diş Hekimliği Akademisi Derneği üyelerinin  sağladığı destek sayesinde, ilk yıl 26 diş hekimliği öğrencisine, bu yıl ise 34 diş  hekimliği öğrencisine burs sağlandı.<br />
	EDAD şimdi de yeni bir sosyal sorumluluk projesi ile gündeme geliyor. <br />
<br />
Sensodyne’in sponsorluğunda gerçekleştirilen ‘Düş Doktorları’ projesi çerçevesinde, beyaz önlükleri ile muayenehanelerinde görmeye alışkın olduğumuz EDAD üyeleri, özel yaşamlarında uğraştıkları hobilerini sergileyerek poz verdiler. <br />
<br />
Fotoğrafçı Engin Yıldız tarafından çekilen kareler ‘Düş Doktorları’ adı altında bir kitapta derlendi. Kitabın geliri EDAD Sosyal Sorumluluk Projesi’nin geliştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla değerlendirilecek.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru2.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
<br />
AYSUN CANAN: Rüzgârın Kızı da diyorlar ona. Motosiklet kullanmak en büyük tutkusu. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra kendini estetik ve kozmetik diş hekimliği konusunda geliştirdi. Canan, her fırsatta motosikleti ile yeni dünyalar keşfetmeye çalışıyor.<br />
	 <br />
	 <br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru3.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
BERNA İZMİRLİ EVRENOL: En büyük tutkusu Scotter ile yolları arşınlamak olan Evrenol, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ortodontist olarak muayenehanesinde çalışmalarını sürdürüyor. Evrenol, günlük hayatın stresini Scotter ile dolaşarak atıyor.<br />
	 <br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru4.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
ASLI ERCANLI ÜNAL: Evli ve bir kız çocuğu annesi Aslı Ercanlı Ünal’ın diş hekimliği dışındaki en önemli meraklarından biri vahşi hayvanlar. Bir yılana hiç korkmadan dokunabilen hatta koluna dolayabilen Ünal 1994 İstanbul Diş Hekimliği Fakültesi mezunu ve çalışmalarını Bağdat Caddesi’ndeki muayenehanesinde sürdürüyor.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru5.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
AYŞEGÜL DEMİRAĞ: Ritim duygusu ile diş hekimliğini başarı ile birleştirmiş olan Ayşegül Demirağ, Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu. En büyük tutkusu Afrika ezgileri olan Demirağ her fırsatta kendini bu ezgilerin ritmine teslim ediyor. Ayşegül Demirağ çalışmalarını 22 yıl önce kurduğu estetik merkezinde başarı ile sürdürüyor.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru6.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
EFE ÇELEBİ: Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu Efe Çelebi’nin tutkusu uçmak. Kendine vakit ayırabildiğinde model helikopterini uçurmaktan büyük keyif alıyor.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru7.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
DUYGU KARAOSMANOĞLU: Muayenehanesinde olduğu gibi tenis kortlarında da fırtına gibi esen Duygu Karaosmanoğlu, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu. Çalışmalarını estetik diş hekimliği alanında yürütüyor.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru8.jpg" border="0" alt="" /><br />
	 <br />
 ENGİN TAVİLOĞLU: Sanatın ve sporun birçok dalı ile uğraşıyor. Taviloğlu basketbol, tenis ve golf oynamanın yanı sıra suluboya resim yapıyor ve saksofon çalıyor. Pek çok sergi açan Engin Taviloğlu İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu. Çalışmalarını kendi muayenehanesinde sürdürüyor.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru9.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
CAN ERGENE: Golf sahalarının rakip tanımaz diş hekimi Can Ergene eğitimini tamamladıktan sonra uzun yıllar Amerika’da çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönüp muayenehane açtı.<br />
	 <br />
	<img src="http://medimagazin.com.tr/templates/default/ckfinder/userfiles/images/akdag/dus_doktoru10.jpg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
BORA MURAT: Resiflerin büyüsüne kapılmış, dalmayı kendine hobi edinmiş Bora Murat, İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu. Murat, ünlü diş hekimi Ata Anıl ile çalışmaya başlamış ve hâlâ çalışmalarını Ardent Dental Klinik’te sürdürüyor.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?923-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-B%C3%B6l%C3%BCm%C3%BC">Sağlık Bölümü</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139044-Onlar-di%C5%9F-de%C4%9Fil-d%C3%BC%C5%9F-doktoru%21-%28FOTO-GALER%C4%B0%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Herkes kanser olabilir!</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139043-Herkes-kanser-olabilir%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:32:55 GMT</pubDate>
			<description>*Dr. Mehmet Öz’ün 50 yaş check-up’ı yapılırken bağırsağında “kolon kanseri riski” ile ilişkili erken dönem bulguların saptanması dünyada şaşkınlık yarattı.* 
 
Sevgili arkadaşım Mehmet Öz bile “Neden ben” diye sordu. Unutmayalım, herkes kanser...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Dr. Mehmet Öz’ün 50 yaş check-up’ı yapılırken bağırsağında “kolon kanseri riski” ile ilişkili erken dönem bulguların saptanması dünyada şaşkınlık yarattı.</b><br />
<br />
Sevgili arkadaşım Mehmet Öz bile “Neden ben” diye sordu. Unutmayalım, herkes kanser olabilir ve o bize erken teşhisin ne kadar önemli olduğu konusunda bir ders verdi.<br />
<br />
SAĞLIKLI yaşam konusunda yazdığı kitaplar verdiği konferanslar, yaptığı televizyon programlarıyla tanınan Dr. Mehmet Öz’ün geçen hafta elli yaş check-up’ı yapılırken bağırsağında “kolon kanseri riski” ile ilişkili ciddi ama erken dönem bulguların saptanması herkes de benzer tepki yarattı: “Eğer sağlıklı yaşam kanserden korunmada işe yarıyorsa dünyada kansere yakalanacak en son kişi Mehmet Öz olmalıydı.” Konuyla ilgili olarak bizde ve dünyada çok şey yazıldı. Ben en doğru yaklaşımı Amerikan CBS televizyonunun internet sitesinde Jonhattan LaPook’un makalesinde gördüm. LaPook makalesinde “eğer aşırı derecede sigara alkol tüketir, sağlıksız beslenmede ısrar eder ve egzersiz yapmamayı sürdürürseniz kansere yakalanma ihtimalinizin kesinlikle daha yüksek olduğunu” vurguluyor ve “Dr. Öz kendine bu kadar iyi bakmasaydı belki de bugün çok daha kötü durumda olur” diyordu. <br />
Bir hastamın öyküsü...<br />
Mehmet Öz’ün başına gelenler bana annesi ve teyzesinde meme kanseri olduğu için yüksek riskli hasta grubunda bulunan, bu nedenle de kırkından sonra hayatını sağlıklı ve kaliteli yaşam anlayışına uygun hale getirmeye çalışan bir hanım hastamın yaşadıklarını hatırlattı. Hanımefendi düzenli olarak mamografilerini yaptırıyor beslenmesine, uykusuna, egzersizine olabilecek en iyi dikkati göstermeye çalışıyordu. Antioksidanlardan zengin besinleri yemeye özen gösteriyor, mümkün olduğu kadar organik besinlerden faydalanmaya çalışıyor, hormon eklenmiş gıdalardan uzak duruyordu. Hayatında hiç ama hiç hormon kullanmamıştı. Ne var ki kırk dokuzuncu yaş periyodundaki mamografisinde “çok erken dönem” bir meme kanserinin varlığı saptandı. O da Mehmet Öz gibi aynı tepkilerle “Neden ben” sorularıyla başlayan “bıkkınlık ve yıkkınlık” dolu cümlelerle derin bir üzüntü içinde şiddetli bir gerginlik yaşadı. Öyle ya! Kırkından sonra iyi yaşayarak meme kanseri ile ilgili risklerin belki bir bölümünü kontrol altına alabilmişti. Kırk yaş öncesinde nasıl bir hayatı olduğunu ise çok iyi bilmiyorum. Benim o hastama söylediklerimle LaPook’un yazdıkları aynıydı: “Eğer kendine bu kadar iyi bakmasaydı belki bugün çok daha kötü durumda olacaktı. Ayrıca sağlığıyla ilgili gelişmeleri dikkatle izlemeyip düzenli mamografi yaptırmasaydı hastalığı erken dönemde değil, ilerlemiş dönemde teşhis edilecek, işi zorlaşacaktı”. O hanım hasta küçük bir operasyon geçirdi kısa bir süre ilaç kullandı şimdi son derece sağlıklı. <br />
<br />
Kaliteli bir yaşam için<br />
<br />
? İyi bir genetik miras.<br />
? Sürekli bir sağlık bakımı.<br />
? İyi bir eğitim.<br />
? Güvenli, olumlu ilişkiler.<br />
? Temiz ve sağlıklı bir çevre.<br />
? Güvenli ve paylaşımcı bir sosyal örgütlenme.<br />
? Ekonomik yeterlilik: Finansal güç ve güvence.<br />
? Olumlu yaklaşım ve düşünce tarzı, yapıcı tutumlar geliştirme.<br />
? Düzenli bir bedensel aktivite alışkanlığı.<br />
? Daha çok gülümsemek.<br />
? Daha çok sevmek, sevilmek.<br />
? Genç düşünmek, genç giyinmek, genç görünmek ve genç konuşmak.<br />
? Endişe, korku, hiddet ve öfkeden uzaklaşmak.<br />
? Daha çok paylaşmak.<br />
? Dengeli ve yeterli beslenmek, daha az kalori ve hayvansal yağ tüketmek.<br />
? Daha az alkol, kafein, tatlandırıcı ve sigarasız bir yaşam.<br />
? Kaliteli ve iyi bir uyku.<br />
? Çalışma ve dinlenmede denge kurmak, tatil yapmak.<br />
? İyi bir şans.<br />
<br />
Haşmet Babaoğlu’na katılıyorum ama...<br />
<br />
YAŞAMIN özünün sağlık olmadığı doğrudur. Sevgili Haşmet Babaoğlu’na yürekten katılıyorum: “Hastalıklar yalnızca yanlış beslenmemizin tembelliğimizin yaşam tarzı tercihlerimizin bir suça dönüşmesi nedeniyle metabolizmamızın bize kestiği cezalar” da değildir. Ama sağlığa uygun şeyler yapmaya devam etmenin sağlığı korumanın ve geliştirmenin garantisi olduğu kaliteli hayatın önemli belirleyicilerinden biri olduğu da kuşkusuzdur. Tabii ki önemli olan tek şey sadece sağlıklı yaşamak ya da uzun bir yaşam sürmek değildir. Önemli olan kaliteli bir hayat sürdürebilmek hayattan keyif alabilmek, hayatı her şeyiyle fakat ölçüyü elden bırakmadan iyi ve güzel yaşayabilmektir. Bunun için sağlık birinci şarttır. Ama hayat çabanızda mutlaka refah da, huzur da olmalıdır. <br />
<br />
Toksik fikirlerden dövüşlerden kaçın<br />
<br />
BENİM tavsiyem şu: Sakın siz de sevgili Pakize Suda’nın düştüğü “şaşkınlık ve bedbahtlık” durumuna düşmeyin. Sağlıklı beslenmenin fos çıktığını aklınıza bile getirmeyin. Hele hele beyaz şekere beyaz una doymuş yağlara margarinlere ve diğer yanlış yiyeceklere asla itibar etmeyin. İyi hayatın yalnızca iyi beslenmekten ibaret olduğunu da zannetmeyin. Bedeniniz kadar ruhunuzu da iyi, güzel, hoş, keyifli, coşkulu, şefkatli şeylerle besleyin. Toksik düşüncelerden, niyetlerden, kavgalardan, dövüşlerden uzak durmaya gayret edin!<br />
<br />
Kaderinize gülümseyin<br />
<br />
Bir noktayı daha aklınızdan lütfen hiç çıkarmayın. Her şeyi ne kadar doğru yaparsanız yapın “kader” mutlak belirleyicidir, “kaderinize gülemiyorsanız (en azından gülümseyemiyorsanız) espriyi anlamamışsınız” demektir. Ve şunu asla unutmayın: Herkes kanser olabilir. Mehmet Öz bile... Sevgili Mehmet’e geçmiş olsun. Bu defa da pek çok insana “erken teşhis”in ne kadar önemli bir şey olduğunu göstererek iyi, güzel, etkili bir ders verdi, belki biraz üzüldü ama aynı zamanda örnek de oldu. <br />
<br />
Prof.dr.osman müftüoğlu<b><a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/prof._dr._osman_m%C3%BCft%C3%BCo%C4%9Flu" target="_blank"><br />
</a></b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?928-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-K%C3%B6%C5%9Fe-Yaz%C4%B1lar%C4%B1">Sağlık Köşe Yazıları</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139043-Herkes-kanser-olabilir%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title>100 Temel Eser’in okutulmasının sonuçları</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139042-100-Temel-Eser%E2%80%99in-okutulmas%C4%B1n%C4%B1n-sonu%C3%A7lar%C4%B1&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:29:55 GMT</pubDate>
			<description>100 Temel Eser’in okutulmasının sonuçları 
	 	Doğan Hızlan 
	 	 
	*AŞAĞIDA, 100 Temel Eser uygulamasının, seçilen eserlerin okutulmasının nasıl sonuç verdiği konusunda bir araştırmayı okuyacaksınız.* 
 
“2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>100 Temel Eser’in okutulmasının sonuçları<br />
	 	Doğan Hızlan<br />
	 	<br />
	<b>AŞAĞIDA, 100 Temel Eser uygulamasının, seçilen eserlerin okutulmasının nasıl sonuç verdiği konusunda bir araştırmayı okuyacaksınız.</b><br />
<br />
“2005 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan ve bir genelge ile ilköğretim okullarına gönderilerek okutulması zorunlu tutulan 100 Temel Eser uygulamasına ilişkin olarak Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Yılmaz danışmanlığında Sinem Arıcan tarafından Ankara Mamak, Yenimahalle ve Çankaya ilçelerinde görev yapan 141 ilköğretim Türkçe öğretmeni ile gerçekleştirilen yüksek lisans araştırması sonuçlarına göre öğrencilerin okuma alışkanlıklarını artırmayı hedefleyen bu uygulama ”kısmen” başarılı olmuştur. Daha çok bu uygulamada okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıklarının işlevlerine odaklanan araştırma sonuçlarından bazıları şunlardır:<br />
<br />
1. Öğretmenler, 100 Temel Eser uygulamasının öğrencilerin okuma alışkanlıklarını artırma açısından “kısmen” başarılı olduğunu düşünmektedirler. Onlara göre, uygulamanın “tam anlamıyla” başarılı olduğu söylenemez. Ayrıca, uygulamanın başarı düzeyi sosyo-ekonomik bölgelere göre değişmekte ve alt sosyo-ekonomik bölgeye doğru gidildikçe bu konudaki başarı azalmaktadır.<br />
2. Öğretmenler, 100 Temel Eser’in öğrenciler için ”çok uygun” ya da “uygun” olduğunu düşünmemektedirler. 100 Temel Eser’in öğrencilere “uygun” olup olmama durumu sosyo-ekonomik bölgelere göre de değişmemektedir.<br />
3. Öğretmenlere göre, öğrenciler 100 Temel Eser’i “büyük bir istek ve zevkle” okumamaktadırlar. Bu eserlerin öğrenciler tarafından başlıca okunma nedeni ödev ve not kaygısıdır.<br />
4. Öğretmenler, 100 Temel Eser’in okutulmasının zorunlu tutulmasını genelde yanlış bulmakta ve bunun öğrencilerde bu eserlere karşı soğukluk yarattığını düşünmektedirler. <br />
5. Öğretmenler, öğrencilerin 100 Temel Eser listesindeki kitapları rahatlıkla satın alabileceklerini düşünmemektedirler. Bu eserlerin edinilmesi konusundaki ekonomik güçlük alt sosyo-ekonomik bölgede artmaktadır.<br />
6. Okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıkları 100 Temel Eser uygulamasında “kısmi” bir işlev görmekte, bu uygulamanın organik parçaları olarak düşünülmedikleri için sözü edilen uygulamayı tam anlamıyla destekleyememektedirler. 100 Temel Eser’in tümünün okul kütüphaneleri ve/veya sınıf kitaplıkları tarafından sağlanamaması bir yana, okulların önemli bir bölümünde okul kütüphanesi bulunmamaktadır. Bu konuda da alt sosyo-ekonomik bölgenin daha olumsuz koşullara sahip olduğu söylenebilir.<br />
¡ ¡ ¡<br />
ELDE edilen ve yukarıda sıralanan sonuçlara dayanarak şu öneriler sunulabilir:<br />
? Okul kütüphaneleri ve sınıf kitaplıkları 100 Temel Eser uygulamasının organik parçası olarak görülmeli ve bu eserlerin tümünü öğrencilere sağlayan, bunların okutulması konusunda öğretmenlerle işbirliği içinde etkinlikler düzenleyen kurumlar durumuna getirilmelidir.<br />
? Uygulama ile ilgili başta alınmayan öğretmen görüşleri öğretmenlerin uygulamaya yönelik inançlarını olumsuz etkileyebilecektir. Bu nedenle her yıl bu konuda öğretmenlerin görüşleri alınmalıdır. <br />
? 100 Temel Eser uygulamasında öğrencilerin sosyo-ekonomik farklılıkları da dikkate alınmalı, gerek eserlerin okutulması gerekse edinilmesinde bu farklılık temelinde de düşünülmelidir.<br />
? 100 Temel Eser uygulaması eğer sürdürülecekse liste öğretmenlerin de önerileri doğrultusunda zaman zaman gözden geçirilmelidir.<br />
? Öğrencilerin 100 Temel Eser’i ödev ve not kaygısı ile değil, istek ve zevkle okumalarının sağlanması için yapılabilecekler konusunda öğretmenler hizmet içi eğitimden geçirilmelidir.<br />
? 100 Temel Eser’in okutulmasının zorunlu olması uygulaması gözden geçirilmeli ve uygulama bir öneri listesi anlayışı ile yaşama geçirilmelidir.<br />
¡ ¡ ¡<br />
BU rapor hakkındaki düşüncelerimi yazacağım.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1001-E%C4%9Fitim">Eğitim</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139042-100-Temel-Eser%E2%80%99in-okutulmas%C4%B1n%C4%B1n-sonu%C3%A7lar%C4%B1</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Leonardo olmanın dayanılmaz cazibesi/ 'Inception-Başlangıç']]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139041-Leonardo-olman%C4%B1n-dayan%C4%B1lmaz-cazibesi-Inception-Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:20:24 GMT</pubDate>
			<description>*Ayşegül Ekinci 
 
Titanik filmiyle gelen şöhretten sonra inişli çıkışlı günler yaşasa da, ailesinin ve aşkın yardımıyla kendine gelen daha doğrusu büyüyen bir adam o.* 
 
 *En yakışıklı erkekler listesinde hep üst sıralarda. Onun yakışıklılığı...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Ayşegül Ekinci<br />
<br />
Titanik filmiyle gelen şöhretten sonra inişli çıkışlı günler yaşasa da, ailesinin ve aşkın yardımıyla kendine gelen daha doğrusu büyüyen bir adam o.</b><br />
<br />
 <b>En yakışıklı erkekler listesinde hep üst sıralarda. Onun yakışıklılığı sadece son derece fotojenik olması, tüm zamanların en çok izlenen filminde başrol oynaması, birbirinden farklı karakterlerin üstesinden rahatça gelmesi değil, bozulmayan doğallığı, yitirmediği o çocuksu içten bakışlarında  </b><br />
  <br />
 <b>Küçük yaşta başladığı sinema kariyerinde hak edilmiş başarılar elde eden DiCaprio, salt yakışıklı olarak anılmaktan da şikâyetçi. Hollywood’un klasik ‘ Leading man-Baş aktör’ tanımına cuk oturan Leonardo, ismini de annesi Irma’nın çok sevdiği ressam Leonardo DaVinci’den esinlenerek koyduğunu iftiharla söylüyor.</b><br />
<br />
<br />
 <a href="http://webtv.hurriyet.com.tr/1/6762/0/1/baslangic-inception.aspx" target="_blank"><b><font color="red">INCEPTION / BAŞLANGIÇ FİLMİNİN FRAGMANI - WEB TV</font></b></a><br />
<a href="http://webtv.hurriyet.com.tr/1/6762/0/1/baslangic-inception.aspx" target="_blank"><b><font color="red"><br />
</font></b></a><br />
 <b><a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=38737&amp;rid=2" target="_blank"><font color="red">INCEPTION FİLMİNDEN FOTOĞRAFLAR</font></a></b><br />
<b><a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=38737&amp;rid=2" target="_blank"><font color="red"><br />
</font></a></b><br />
 Leonardo DiCaprio ile birazdan buluşacağız. <br />
  <br />
 Son filmi, ‘ Inception-Başlangıç’, Hollywood’un bilim kurgu dâhisi Christopher Nolan’ın tam 10 yıldır üzerinde çalıştığı nefis bir konu. Başta biraz karmaşık gibi görünse de bilinçaltını ve ‘rüya’ kavramını müthiş bir teknik, bilgi ve analiz yeteneğiyle sorgulayan, açan ve seyirciye sunan bir film. ‘Başlangıç’ filmini başka bir güne bırakacağım, çünkü Leonardo DiCaprio olmanın dayanılmaz cazibesini anlatmam gerek!<br />
  <br />
 Söyleşi yapacağımız odanın önüne varınca içeriden tüm koridora yayılan puro kokusuna bocalanıp, odaya dalıyorum. Leonardo DiCaprio, afacan bir çocuk gibi muzip muzip gülüyor. Titanik filmiyle gelen şöhreti artık sindirmiş, olgun bir adam o. <br />
  <br />
 Çok sevdiği anneannesinin ölümünün ardından nasıl değiştiğini anlatıyor.<br />
  <br />
 ‘ Başlangıç’ üzerine konuşurken, konudan konuya geçiyoruz. İlginç bir söyleşinin merdivenlerini birer birer çıkıyoruz. <br />
 Aman Tanrım o da ne?<br />
 Leonardo DiCaprio da ‘Baba olmak istiyorum’ diyor.<br />
  <br />
 Nedense, son dönemlerde röpörtaj yaptığım Hollywood’un bekar erkekleri, ‘ Artık çocuk istiyoruz’ itirafında bulunuyor.<br />
  <br />
 Bir zamanlar kadınların itirafı, şimdi erkeklerin de diline pelesenk oldu.<br />
  <br />
 Bakalım, Leonardo DiCaprio sorularıma ne yanıtlar vermiş:<br />
  <br />
 <br />
 <div align="center"><b><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/6960/11286960.jpg" border="0" alt="" /></b></div>  <br />
 <b>Başlangıç çok farklı bir film. İzleyiciyi şaşırtan, düşündürten bir bilim kurgu filmi. Bazıları için karmaşık olabilir. Bu projeye ‘ neden’ evet dediniz?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio:</b>Christopher Nolan film endüstrisinde zaten çok saygı duyduğum bir isimdi. Filmdeki yetenekli hırsızı oynamam için bu rolü teklif ettiğinde bana senaryoyu gönderdi. Kafasındaki ilk ismin ben olduğumu söyledi. Sana anlattığım gibi, senaryoyu okudukça başa döndüm. Biraz karışık geldi. Ama Christopher’la o günlerde öyle şeyler paylaştık ki, bu filmde oynamamam söz konusu bile olamazdı. Filmin bir de müthiş kadrosu var. Onlarla çalışmanın da zevkli olacağını düşündüm. <br />
  <br />
 <b>Evet, iki Oscar ödüllü Michael Caine, yine Oscar ödüllü Marion Cotillard ve diğer oyuncular. Peki, onlar da senaryoyu okuyunca sizinle aynı duyguları yaşamışlar mı?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio:</b> Kesinlikle. Sanırım Michael Caine dışında herkes senaryoyu birden fazla okumak zorunda kalmış. Ama ben anlatmayım, hepsi kendi ağızlarından anlatsınlar. Ancak, Christopher’in öncülüğünde olmasak böyle bir film ortaya çıkmazdı. Bu arada Marion Cotillard ile oynamak muhteşemdi. Çok iyi bir oyuncu. Duygularını iyi ifade edebiliyor. Konuşmadan gözleriyle oynayan bir oyuncu.<br />
  <br />
 Inception çok katmanlı bir film. Filmin içinde aşkı, gerçek aşkı, tanrı aşkını pek çok şeyi sorguluyorsunuz. Ya da bunu farkında olmadan yapıyorsunuz. Filmde karı kocanın yaşadığı derin ve çok yönlü tutku dolu aşkı da, Marion’la iyi yansıttığımızı düşünüyorum.<br />
  <br />
 <img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7045/11287045.jpg" border="0" alt="" /><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7044/11287044.jpg" border="0" alt="" /><br />
  <br />
 <b>-Aşktan konu açılmışken, sizce aşk nedir. Aşkta kendimizin tasarladığınız bir rüya olmasın sakın? Siz </b><br />
 <b>tutkulu aşklar insanı mısınız?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio: </b>Çok iyi anlattın. Aşk iki kişilik bir rüyadır. Rüyalar ne kadar sürer? Bilinmez. Bazıları diğerlerine göre daha kısa, bazıları ise daha uzundur. Bazı rüyaları ise sıkı sık görürüz. Ya da gördüğümüzü sanırız.<br />
 İki kişi aynı rüyayı görmediği anda aşk da yoktur. Senin de söylediğin gibi belki de bilinçaltımızın dizayn ettiği bir oyun. Tutkulu aşklara gelince akrep burcuyum. Bu bir şey anlatıyor mu bilemem? Ama gündelik ilişkilere inanmam. Sevdiğin zaman tam seveceksin.<br />
  <br />
 <b>Aşktan, tutkudan konuşurken bu kadar şöhretliyken normal bir yaşam sürebiliyor musunuz?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio: </b>Normal yaşam sürüp sürmemek sizin elinizde. Ayaklarınız yere basmıyorsa, nerede niye olduğunuzu anlamazsanız her şey mümkün. Ben de birçok şey yaşadım. Ama geldiğim noktada artık ne istediğimi biliyorum. Bir de anneannemi kaybettim. Onu çok severdim. Onun yokluğu beni derinden etkiledi. Artık aile kurup, baba olmak istiyorum.<br />
  <br />
 <b>Tüm zamanların en yakışıklı aktörlerinden birisiniz. Peki, ya gençken… Okul yıllarında da çok popüler miydiniz?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio:</b> İnanmayacaksın ama sınıfın en çelimsiz en kısa öğrencisiydim. Öyle havalı filan da sayılmazdım. Öğretmenlerin beni görmesi için parmak kaldırdığımda dikkat çekebilmek için uğraşırdım. Kalabalık gruplar arasında da fark edilmek için zıpladığımı bilirim.<br />
  <br />
 Ama bunlar beni rahatsız etmezdi. Çok iyi bir ailem vardı. Onlardan çok ilgi ve sevgi gördüm. Özellikle annem, benimle çok ilgilendi. Sanırım bu yüzden o zaman ki çelimsizliğimi çok dert etmedim.<br />
  <br />
 <b><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/7043/11287043.jpg" border="0" alt="" /></b><br />
  <br />
 <b>Tekrar Inception’a geri dönersek, film çok etkileyici ve düşüncüleri harekete geçiriyor. Böyle bir filmde oynama teklifi size nasıl geldi?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio:</b> Inception müthiş konusu olan bir film. Tanıdık konulardan sıyrılıp, sizi düşündüren ve sorgulama mekanizmanızı harekete geçiren katmanları var. Bunu, Christopher Nolan’ın filmlerinde buluyorsunuz. Tabii yoğun çekimlerden sonra bende de bazı izleri kalmadı değil. Mesela daha önce yapmadığım bir şey, kendimi sabah uyandığımda rüyalarımız analiz ederken buluyorum. Rüyalarımı sabahları uzun bir süre düşünüp, kurgulamaya başladım. Şimdilik bu iyi bir şey mi yoksa kötü mü bilmiyorum. Ama otomatik olarak yapıyorum. Son zamanlarda çok yoğun karakterler oynuyorum. Bu da bana terapi gibi geliyor.<br />
  <br />
 <b>Şimdi ben bir kurgu yapıyorum: ‘ Ortak bir rüya görmenizi sağlayıp, bilinçaltından fikir çalmayı ya da fikir ekmeyi mümkün kılacak bir makine yapılabilir mi? Kötü niyetli kişiler ya da örgütler böyle bir projeyi sizin filminizden çalabilir mi?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio: </b>Lütfen bu soruyu Christopher’a da sor. Doğrusu neden olmasın? Baksanıza 100 yıl önce dünyada şu an yaşanan olaylarla, gelişmelerle ilgili şeyler konusunda fikrimiz yoktu. Ama neler oluyor. Ve artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Bu fikri de çalabilirler, sonuçta cazip bir fikir. <br />
  <br />
 <b>Peki, ya sizin rüyalarınız. Hayal kurar mısınız?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio: </b>Doğrusu çok büyük hayallerim yoktur. Bazı insanların büyük hayalleri vardır. Ben onlardan biri değilim. Hayaller gerçekleşmeyince kötü oluyorsunuz. Düş kırıklıkları ise insanı yaşlandırıyor. En büyük hayalim çalışmaya devam etmek.<br />
  <br />
 <b>Ya en kötü düşünüz?</b><br />
 <br />
 <b>-DiCaprio: </b>Hayattaki varlığımın artık bir anlam ifade etmemesi. Sanırım bundan kötü bir şey olamaz.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1135-Sinema">Sinema</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139041-Leonardo-olman%C4%B1n-dayan%C4%B1lmaz-cazibesi-Inception-Ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7</guid>
		</item>
		<item>
			<title>5 kez yıldırım çarptı, ölmedi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139040-5-kez-y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m-%C3%A7arpt%C4%B1-%C3%B6lmedi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:08:48 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Küba'da yıldırımları mıknatıs gibi çeken ve şimdiye dek 5 kez üzerine yıldırım düşen bir çiftçi hayatta kalmayı başardı.* 
                         
                         Cubadebate adlı internet sitesindeki habere  göre, ülkenin doğusundaki Las...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Küba'da yıldırımları mıknatıs gibi çeken ve şimdiye dek 5 kez üzerine yıldırım düşen bir çiftçi hayatta kalmayı başardı.</b><br />
                        <br />
                         Cubadebate adlı internet sitesindeki habere  göre, ülkenin doğusundaki Las Tunas bölgesinde yer alan La Julia köyünde  yaşayan Jorge Marquez isimli çiftçinin üzerine yıldırım, ilk kez 5  Temmuz 1982'de traktörünün direksiyonundayken düştü.<br />
<br />
 Üzerine ilk yıldırım düşmesinde, kulak zarının patladığını, sırtının  tamamen yandığını ve diş dolgularının yerinden fırladığını anlatan  Marquez, 1987'de iki, 1988'de bir ve daha sonra da 1991'de bir kez daha  üzerine yıldırım düştüğünü, evine iki yılda 15 kez yıldırım isabet  ettiğini bildirdi.<br />
<br />
 “Sanırım şimşekleri mıknatıs gibi çekiyorum, genelde üzerine yıldırım  düşenler ölür ama benim vücudum, etkileri çok kötü olsa da bu müthiş  gücü kabul ediyor” diyen Marquez, ilk iki yıldırım çarpmasında  hareketsiz hastaneye götürüldüğünü ama sonrakilerin, eklemleri ve  solunum yollarında büyük acıya yol açsa da kendisini pek etkilemediğini  söyledi.<br />
<br />
 Çiftçi Marquez, “Son iki yıldırım uzaktan düştüğü için biraz  zayıftı ama aslında benim vücudum da buna alıştı” derken bir Amerikalı  orman koruma memurunu 7 kez yıldırım çarptığını okuduğunu belirtti.  Kübalı çiftçi, “Bu bir rekorsa, hiç kırmaya niyetim yok” dedi.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?939-Her-Telden">Her Telden</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139040-5-kez-y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m-%C3%A7arpt%C4%B1-%C3%B6lmedi</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['Mayolu Leyla' Mısır'ı gerdi]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139039-Mayolu-Leyla-M%C4%B1s%C4%B1r-%C4%B1-gerdi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 09:04:35 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*'Mayolu Leyla' Mısır'ı gerdi* 
 
    Resim: http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/050920102357333153605_2.jpg  
                      El Baradey’in kızının mayolu ve içki içerken çekilen fotoğrafları basına sızdırıldı     Mısır’da...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>'Mayolu Leyla' Mısır'ı gerdi</b><br />
<br />
    <img src="http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/050920102357333153605_2.jpg" border="0" alt="" /><br />
                      El Baradey’in kızının mayolu ve içki içerken çekilen fotoğrafları basına sızdırıldı   <div align="center">                 <br />
</div>  Mısır’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en  güçlü muhalif adayı El Baradey’in kızının mayolu ve içki içerken çekilen  fotoğrafları basına sızdırıldı. Mübarek yanlısı basın “Baradey’i  seçerseniz kızlarımız böyle olur” diye yazdı. Baradey “Fotoğraflar  hükümet komplosu” dedi.<br />
<br />
Arap dünyasının lideri konumundaki Mısır,  gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde büyük bir skandalla  sarsılıyor. Ülkeyi 29 yıldır yöneten bozulan sağlık sorunları nedeniyle  koltuğunu bırakmaya hazırlanan 82 yaşındaki Hüsnü Mübarek, yerine oğlu  Cemal Mübarek’in geçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi  Kurumu’nun eski başkanı Muhammed El Baradey ise Mübarek ailesini en çok  zorlayacak aday olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar Baradey’e sert eleştiri  ve suçlamalar yönelten Mübarek yanlısı basın, muhalif lidere desteği  azaltamayınca bu kez belden aşağı bir vuruş yaptı. Baradey’in Londra’da  yatırım bankacılığı yapan kızı Leyla Baradey’in mayolu ve içki içerken  çekilmiş fotoğrafları önceki gün gazetelerde yayınlandı. Fotoğrafların  Leyla Baradey’in facebook’taki sayfasından alındığı belirtilirken, bu  kareleri manşetine taşıyan muhafazakâr basın, Baradey’in kullandığı  “demokrasi, adalet ve özgürlük” sloganına atfen “İşte size adalet ve  özgürlük” ifadesini kullandı. <br />
<br />
<b>Sürpriz destek</b><br />
<br />
Baradey  karşıtları bu fotoğrafları kullanarak kampanya başlatırken, muhalif  lider, fotoğrafların Mısır hükümeti tarafından basına sızdırıldığını öne  sürdü ve kendisine bir seçim komplosu kurulduğunu savundu. Baradey’e  destek ise Mübarek tarafından yasaklanan Müslüman Kardeşler örgütünden  geldi. Örgüt, “Biz Baradey’in özel hayatıyla ilgilenmiyoruz. Ama bu  ülkeye kesinlikle demokrasi gelmek zorunda. Bu yüzden Baradey’i  destekliyoruz” açıklamasını yaptı. <br />
<br />
<b>Facebook yaktı!</b><br />
<br />
Leyla  Baradey’in facebook’taki bilgilerinde “aşırı liberal” ve “agnostik”  (Tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini savunan görüş)  yazması da eleştirildi.<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://haber.gazetevatan.com/mayolu-leyla-misiri-gerdi/327260/30/Manset" target="_blank">http://haber.gazetevatan.com/mayolu-...7260/30/Manset</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?942-D%C3%BCnya-G%C3%BCndemi">Dünya Gündemi</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139039-Mayolu-Leyla-M%C4%B1s%C4%B1r-%C4%B1-gerdi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>12 Dev Adam futbolcuları da çıldırttı !</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139038-12-Dev-Adam-futbolcular%C4%B1-da-%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1rtt%C4%B1-%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:50:13 GMT</pubDate>
			<description>Resim: http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/09/06/milli-taraftarlar--812193.Jpeg  
 
 
*Milli taraftarlar!* 
 
*A Milli Futbol Takımı oyuncuları ve Teknik Direktör Hiddink, Sinan Erdem Spor Salonu’na giderek, “12 Dev Adam”a büyük destek...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="http://i.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2010/09/06/milli-taraftarlar--812193.Jpeg" border="0" alt="" /><br />
<br />
<br />
<b>Milli taraftarlar!</b><br />
<br />
<b>A Milli Futbol Takımı oyuncuları ve Teknik Direktör Hiddink, Sinan Erdem Spor Salonu’na giderek, “12 Dev Adam”a büyük destek verdiler. Taraftarlar gibi coşan ay-yıldızlılar, kendi aralarındaki şovlarıyla renkli görüntüler oluşturdular</b><br />
<br />
<br />
<br />
2012 <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Avrupa" target="_blank">Avrupa</a> Şampiyonası Elemeleri A Grubu’ndaki ikinci maçında salı günü <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Belcika" target="_blank">Belçika</a>’yı ağırlayacak olan A Milli Futbol Takımımız, Sinan Erdem Spor Salonu’na giderek, “<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/12%20Dev%20Adam" target="_blank">12 Dev Adam</a>”a destek verdi. <br />
Teknik Direktör <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Guus%20Hiddink" target="_blank">Guus Hiddink</a>, yardımcı antrenörler <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Oguz%20Cetin" target="_blank">Oğuz Çetin</a>, Engin İpekoğlu ve milli futbolcularımız, mücadeleyi saha kenarındaki reklam panolarının arkasından izledi. Futbol Federasyonu Başkanvekili Lutfi Arıboğan ve yönetim kurulu üyesi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Levent%20Kizil" target="_blank">Levent Kızıl</a> da futbolcularla birlikte karşılaşmayı takip etti.<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/Spor/SonDakika.aspx?aType=SonDakikaGaleri&amp;ArticleID=1285635&amp;PAGE=1" target="_blank">FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN</a><br />
<br />
Maçı büyük bir heyecan içinde izleyen ve atılan her sayıda havalara sıçrayan milli futbolcular kendi aralarında yaptıkları şovlarla da oldukça renkli görüntüler oluşturdular. Devre arasında Hidayet’in formasını alan Tuncay ile Ersan’ın formasını alan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Hamit%20Altintop" target="_blank">Hamit Altıntop</a>, ikinci yarıyı bu formaları giyip izledi.<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Kadikoy" target="_blank">Kadıköy</a>’e gidiyorlar<br />
Bu arada 12 Dev Adam, futbolculara iade-i ziyaret yapacak. <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/basketbol" target="_blank">Basketbol</a> Milli Takımımız salı akşamı <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Fenerbahce" target="_blank">Fenerbahçe</a> <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Sukru%20Saracoglu%20Stadi" target="_blank">Şükrü Saracoğlu Stadı</a>’na giderek, A Milli Futbol Takımımız’ın, Belçika ile oynayacağı karşılaşmayı tribünden izleyecek.<br />
<br />
<br />
Hiddink’ten özel tebrik<br />
Milli basketbolcular, maçtan sonra galibiyeti yanlarına gittikleri futbolcularla birlikte kutladı. A <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Milli%20Takim" target="_blank">Milli Takım</a> Teknik Direktörü Guus Hiddink ise kenardan oyuna girerek müthiş bir performans ortaya koyan Sinan Güler’i özel olarak tebrik etti.<br />
<br />
Kırmızıya boyandı<br />
A Milli Basketbol Takımımız’ın, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Fransa" target="_blank">Fransa</a> ile oynadığı maçta 15 bin 500 kişilik Sinan Erdem Spor Salonu tamamen doldu. Taraftarlar ağırlıklı olarak kırmızı tişört ve formalarla salona gelirken tribünler adeta kırmızıya boyandı. Fransa Milli Takımı sahaya çıkarken, salonu ıslıklarla inleten Türk taraftarlar, “12 Dev Adam” sahaya çıktığında ise hep birlikte ayağa kalkarak, büyük bir coşkuyla alkışladılar. Salondaki az sayıdaki Fransız taraftar da maçı Türk seyircilerin içinde izledi.<br />
<br />
Şova devam!<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Turkiye" target="_blank">Türkiye</a>’nin, Fransa ile oynadığı maçta Rus kulübü CSKA <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Moskova" target="_blank">Moskova</a>’nın ponpon kızları şov yaptı. Milli Takımımız’ın, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Ankara" target="_blank">Ankara</a>’da oynadığı maçlarda gösteri yapmaları engellendiği için tartışma konusu olan Ukraynalı Red Foxes grubunun ise izinli olduğu açıklandı. Başbakan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Recep%20Tayyip%20Erdogan" target="_blank">Recep Tayyip Erdoğan</a>’ın izlediği <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Rusya" target="_blank">Rusya</a> maçında salona hiç çıkmayan Red Foxes grubu, diğer maçların yalnızca ilk periyotlarında kapalı kıyafetlerle gösteri sunmuştu.<br />
<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/L%E2%80%99Equipe" target="_blank">L’Equipe</a> övdü <br />
Fransız L’Equipe gazetesi internet sitesinden, Türkiye’nin Fransa’yı 95-77 yendiği maçı, “Türkler gibi güçlü” başlığı ile okuyucularına duyurdu, “Maviler, sahayı başı dik terkeden Türkiye tarafından turnuvanın dışına itildi” diye yazdı. Türkiye’nin açık bir şekilde Fransa’dan üstün olduğunun belirtildiği haberde, bugüne kadar Türkiye ile oynadığı 42 maçın 30’unu kazanmayı başaran Fransa tatil havasında olmakla eleştirildi. <br />
<br />
‘Türkiye çok iyi’<br />
Fransa Antrenörü Vincent Collet, Türkiye karşısında sadece ilk 15 dakikada iyi oynadıklarını söyledi. 12 Dev Adam ve Tanjevic’i kutlayan Collet, “Çok iyi iş çıkardılar. Biz ilk 15 dakika iyiydik. Ancak sonra fark açılmaya başladı. Kolay turnike attılar. Fark açılınca yakalamak mümkün olmadı. Boyalı alanı kapatmaya çalıştık. Fiziksel açıdan Türkiye çok iyi. Performansı beni çok etkiledi” dedi.<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Amerika" target="_blank">Amerika</a>’nın rakibi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Angola" target="_blank">Angola</a><br />
Dünya Basketbol Şampiyonası’nda bugün iki çeyrek finalist daha belirlenecek. Günün ilk maçında saat 18.00’de <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/ABD" target="_blank">ABD</a>, Angola’yı konuk edecek. Sinan Erdem Spor Salonu’ndaki mücadeleyi <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/NTV%20Spor" target="_blank">NTV Spor</a> yayınlayacak. Aynı salonda saat 21.00’de ise Rusya ile <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Yeni%20Zelanda" target="_blank">Yeni Zelanda</a> karşılaşacak. Bu mücadeleyi ise NTV ekranlara getirecek. İki maçın galipleri çeyrek finalde birbirleriyle eşleşecek.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1024-Basketbol">Basketbol</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139038-12-Dev-Adam-futbolcular%C4%B1-da-%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1rtt%C4%B1-%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yediğiniz şeker ve çikolatalar dişimi çürütmesin diyorsanız</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139037-Yedi%C4%9Finiz-%C5%9Feker-ve-%C3%A7ikolatalar-di%C5%9Fimi-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCtmesin-diyorsan%C4%B1z&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:41:31 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Adana Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Abdurrahman Erkoç, Ramazan Bayramı'nda pasta ile sık tüketilen şeker ve çikolatanın diş çürüklerini artırabileceğini belirterek, *"Şeker yedikten sonra alınan bir parça peynir diş çürüğü oluşumunu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Adana Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dt. Abdurrahman Erkoç, Ramazan Bayramı'nda pasta ile sık tüketilen şeker ve çikolatanın diş çürüklerini artırabileceğini belirterek, <b>&quot;Şeker yedikten sonra alınan bir parça peynir diş çürüğü oluşumunu azaltır.&quot;</b> dedi.<br />
<br />
<br />
Erkoç, çürüğün oluşmasını engellemek için mutlaka dişlerin fırçalanmasını, imkan yoksa bir bardak su ile ağızın çalkalanması gerektiğini vurguladı.<br />
Çürüğün oluşmasındaki esas etken olan çürük yapıcı bakterilerin fermante olabilen karbonhidratları kullanarak oluşan asitlerin çürükgelişimi için uygun ortam oluşmasına sebep olacağını belirten Erkoç, bayramda özellikle çocuklar başta olmak üzere herkesin yedikleri her tatlı ve şekerden sonra mutlaka ağız temizliği yapması gerektiğini anlattı.<br />
<br />
<br />
Erkoç, <b>&quot;Diş çürüklerinin önüne geçmek için en etkili yöntem diş fırçalamaktır. Fakat fırçalama imkanı her zaman mümkün olmayabilir. Bu sebeple en azından ağız çalkalanmalı ve bir bardak su içilmesi şekerin yapacağı tahribatı minumuma indirebilir. Ayrıca ağızdaki tükürük oluşan asidik ortamı azaltır. Bu nedenle tükürük salgısını artıracağından şekersiz sakız çiğnemek de faydalı olur&quot;</b> şeklinde konuştu.<br />
Şekeri yeme zamanına da değinen Dt. Erkoç, <b>&quot;Yemeklerden iki saat sonra ve geceleri tükürük salgısı minumuma inmekte ve tükürüğün temizleyici etkisi ortadan kalkmaktadır. Eğer bu saatlerde şeker tüketilecekse üç ana öğünden hemen sonra yenilmelidir. Sık aralıklarla ve yatmadan hemen önce şeker tüketilmemesini tavsiye ediyorum. Ayrıca, şeker tüketip diş fırçalamaktan kaçınan küçük çocuklara şeker yedikten sonra verilen bir parça peynir çürük oluşumunu azaltır&quot;</b> dedi.<br />
<br />
<br />
Ev sahiplerinin de misafirlere şeker ve çikolata ikramının yanındamutlaka bir bardak su bulundurması gerektiğini de belirten Dt. Erkoç, <b>&quot;İkramı seven bir milletiz. Bayramda yoğun olarak tüketilen şeker veçikolata ikramının yanında su bulundurun. Asitli içecekler ikram etmemeye özen gösterin. Bunun yerine ayran veya meyve suyu ikram etmeniz daha uygun olur&quot;</b> diye konuştu.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?927-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-Haberleri">Sağlık Haberleri</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139037-Yedi%C4%9Finiz-%C5%9Feker-ve-%C3%A7ikolatalar-di%C5%9Fimi-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCtmesin-diyorsan%C4%B1z</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hangi dondurma daha güvenli?</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139036-Hangi-dondurma-daha-g%C3%BCvenli&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:38:38 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Uzmanlar dondurmanın, 'açıkta mı pakette mi' olanının güvenilir olduğu konusunda ne diyor?  
 
Uzmanlar dondurmanın, “açıkta mı pakette mi” olanının güvenilir olduğu konusunda üçe bölündü: 
 
- Pakettekiler el değmeden üretiliyor 
 
- Açıktakiler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Uzmanlar dondurmanın, 'açıkta mı pakette mi' olanının güvenilir olduğu konusunda ne diyor? <br />
<br />
Uzmanlar dondurmanın, “açıkta mı pakette mi” olanının güvenilir olduğu konusunda üçe bölündü:<br />
<br />
- Pakettekiler el değmeden üretiliyor<br />
<br />
- Açıktakiler katkısız<br />
<br />
- Pakettekilerde süt tozu kullanılıyor<br />
<b><br />
1- ‘Mevzuata uygunsa yeterli’<br />
</b><br />
<b>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu:</b><br />
 Üretilen ürünlerin Türkiye’deki gıda mevzuatlarına uygun olması yeterlidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, belirli periyotlarda gıdalardan numuneler alıp denetleme yapıyor ve aranılan şey o ürünün mevzuata uygun olup olmadığıdır. Paket dondurmalarda genellikle süt tozu kullanılıyor. Bu ürün standart kalitede ürün ele etmek için kullanılıyor. Zararsız, zor elde edilen pahalı bir maddedir.<br />
<br />
<b>2- ‘Süt tozu kullanılmamalı’</b><br />
<b><br />
Türk Diyetisyenler Derneği İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Emel Alphan:</b> <br />
Paket dondurmalar daha güvenilir. El değmeden üretiliyorlar. Üzerinde etiketleri bulunan dondurmalarda hangi katkı maddelerinin ne kadar kullanıldığını bilebiliyoruz. Dondurmalarda katkı maddesi kullanımı gereksiz. Dondurulan gıda için koruyucu katkı yapmak gereksiz. Dondurmak, en iyi koruma yöntemlerindendir. Katkı maddelerini her ürün için ve her zaman reddediyoruz. Süt yerine krema kullanılarak yapılan dondurmaların aşırı tüketilmesi ciddi rahatsızlıklara neden olabilir. Süt kullanılarak yapılan ürünler protein, kalsiyum ve benzeri besin ögeleri bulunduğu için değerli oluyor. Ancak krema ile üretilen dondurmalar sıkça tüketilirse bugün çok konuşulan obezite, diyabet ve kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini de arttırır. Kremada doymuş yağ oranı yüksek olduğu için aşırı tüketimini önermiyoruz.<br />
<br />
<b>3- ‘Katkı maddesi var’</b><br />
<b><br />
Medical Park Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran:</b> <br />
Paket dondurmalar, kullanılan katkı maddeleri yüzünden tavsiye edilmemeli. Bu ürünlere raf ömrü verebilmek için birtakım gıda katkı maddeleri kullanılıyor. Bunlardan bazılarının fazla bir miktarda kullanımı zararlıdır. Ev yapımına yakın, üreticilerin kendilerinin yaptığı, daha az katkı maddesi ekledikleri dondurmaları, yani külah dondurmaları tercih etmeliyiz. Paketli olmasına rağmen kapı önlerinde, dolaplarda muhafaza edilen dondurmalar güneş ısısına maruz kalıyor. Bu da bozulmaya ve bakteri oluşumuna ortam hazırlıyor. Dondurma kalsiyum bakımından zengin, önemli bir besindir. Çevremizde, mahallemizde bildiğimiz, güvenilir yerlerde üretilen dondurmaları tüketmeyi öneriyoruz.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?927-Sa%C4%9Fl%C4%B1k-Haberleri">Sağlık Haberleri</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139036-Hangi-dondurma-daha-g%C3%BCvenli</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Barkodlu miting</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139035-Barkodlu-miting&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:35:43 GMT</pubDate>
			<description>*AK Parti, Başbakan Erdoğan’ın Mersin mitinginde bir ilk  gerçekleştirdi. Hangi teşkilatın alana kaç kişi getirdiğini tespit  etmek için vatandaşları tek tek kodladı.* 
                         
                         TEKNOLOJİK MİTİNG - FOTO...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>AK Parti, Başbakan Erdoğan’ın Mersin mitinginde bir ilk  gerçekleştirdi. Hangi teşkilatın alana kaç kişi getirdiğini tespit  etmek için vatandaşları tek tek kodladı.</b><br />
                        <br />
                         <a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=39652&amp;rid=2" target="_blank">TEKNOLOJİK MİTİNG - FOTO GALERİ</a><br />
 Vatan'dan İlker Akgün'ün haberine göre, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/ak_parti/" target="_blank">Ak Parti</a>, <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdo%C4%9Fan/" target="_blank">Başbakan Erdoğan</a>’ın  Mersin mitinginde bir ilk gerçekleştirdi. Hangi teşkilatın alana kaç  kişi getirdiğini tespit etmek için vatandaşları tek tek kodladı. Miting  alanına gelen vatandaşlar İl Başkanlığı’nın dağıttığı barkodlu kartları,  cihaza okuttuktan sonra içeri alındı. Böylece kim ne kadar adam  getirdi, kim çalışmadı tespit edildi. <br />
 Türkiye son sürat 12 Eylül’deki referanduma giderken önceki gün ilginç bir miting yaşadı. <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdo%C4%9Fan/" target="_blank">Başbakan Erdoğan</a>’ın  Mersin’de düzenlediği miting belki de siyaset tarihine ilk “teknolojik”  miting olarak geçti. Hangi ilçenin mitinge kaç kişi getirdiğini  hesaplayabilmek için 85 bin barkodlu kart bastırıldı. Kartlar teşkilat  görevlileri tarafından kendi bölgelerindeki vatandaşlara dağıtıldı.  Böylece alana giren partili sayısı ve kim tarafından toplandıkları kayıt  altına alındı.<br />
 <b>100 BARKODLU KART<br />
</b><br />
Sistemi hayata geçiren Matematik Mühendisi ve Mersin’in tanınmış sanayicilerinden <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/ak_parti/" target="_blank">Ak Parti</a> Mersin İl Başkanı Mekin Merter Salt barkodlu mitingin öyküsünü anlattı: <br />
<br />
“Barkodlu  miting sistemi Türkiye’de bir ilk ve patent hakkı da bana ait. Önce  barkodlu giriş kartları bastırdık ve bunları ilçelere dağıttık.  Yöneticilerimize, “Bunları mitinge katılmak için yola çıkmadan önce  dağıtın, biz de hangi teşkilat mitinge kaç kişi getirmiş görelim” dedik.  Sistem barkodlu kart ve girişte bulunan barkod okuyucudan oluşuyor.  Fuarlardaki giriş sisteminin aynısı aslında. Ancak fuarlarda barkodlu  kartlar isme özeldir ve kişi kaç kere dışarıya çıkmış, içeri girmiş gibi  hareketlerini de kayıt altına alır. Bizimkiler ise grup kartlarıydı,  kartların üzerinde isim yoktu ve hiç bir hareketi kayıt altına almadı.  Teşkilatlardaki başkanlar katılacak her kişiye bir barkodlu kart verdi.  100 bin adet barkodlu kart bastırdık. Ancak bunun yaklaşık 85 binini  dağıtabildik. 15 bin kart ise elimizde kaldı.” <br />
 <b>JAMMER ENGELLEDİ<br />
</b><br />
Barkodlu kartlarla ne kadar  giriş yapıldığının online kontrolünü yapamadık. Çünkü Başbakanımız  geldiğinde ortamda jammer cihazları bulunuyor. Bunlar elektronik  cihazları engelliyor. Bizde cihazlarımızın çalışmama riski nedeniyle  hafızalı barkod okuyucular kullandık. Her bir terminal kendi hafızasında  okuduğu kartları kaydetti. Bunlar merkezde ana bilgisayara aktarılıp  dökümü alınacak. Mitinge kaç kişi katıldı, kim kaç kişi getirdi gibi  bilgileri yarın (bugün) akşama doğru alacağız. Ayrıca girişte okutulan  kartları da tekrar kullanılmasın diye topladık. Böylece kart sayısıyla  bilgisayardaki rakamı da çaprazlama yaparak doğrulayacağız.”<br />
 <b>DİĞER PARTİLER DE KULLANACAK</b><br />
 Barkodlu kart kullanmadan bir çok kişi de alana girdi. Alana barkodlu  girilecek diye bir zorunluluk yoktu. Barkodlu kartlar sadece  teşkilatlara dağıtıldı. Bizim dağıttımız kartlar grup kartları olduğu  için kimin gelip gelmediğini bilemem. Ancak hangi teşkilat kaç kişi  getirdi onu bilebilirim. Bence önümüzdeki dönemde başka partilerde  performans ölçmek için bu sistemi kullanacaklar. Çünkü eskiden bir  mitinge çok ya da az adam geldiğinde şöyle şeyler yaşanıyordu. A  teşkilatı diyordu ki ben 3 bin kişi getirdim. Aslında sadece 300 kişi  getirmiş. Bunun kontrolünü sağlıyoruz şimdi. İnsanları da yalana  sevketmenin gereği yok. “<br />
<br />
<b>ORWEL'İN ROMANINDAKİ GİBİ</b><br />
 “George Orwell’in 1984 adlı romanını bilirsiniz. İnsanların artık  yaptıklarının ne olduğu biliniyor ve takip ediliyor. Bunu bilecek  insanlar. Yalan söylemeye gerek yok. Dünya biraz Orwell’in romanındaki  gibi “Büyük Abi’ye” doğru gidiyor. Bu kötüye kullanılmazsa güzel bir  şey. Mesela bir suç işleniyor suçlu kaçarken bir çok mağazanın güvenlik  kamerasına takılıyor. Teknoloji iyi bir şey. Gözlemek çok kötü bir şey  değil. Ama iyiye kullanılsın. Yeter ki kişi özgürlük ve hürriyetleri yok  edilmesin. <br />
 <b>SİSTEMİ BEDAVAYA KURDUK</b><br />
 Barkodlu kartları ben tasarlayıp bir matbaacı arkadaşımıza bastırdık.  Barkod okuyucuları da büyük bir mağaza zincirinden aldık. Kart  okuyucuları da mağaza zincirinin personeli kullandı. Partilerde birileri  böyle şeyler yapıp yüklü faturalar çıkarır. Bizde öyle olmadı.  Referandumdan sonraki seçim döneminde barkodlu sistemi upgrade etmeyi  düşünüyorum. Teşkilat üyelerinin alanda olmasını sağlamak için isime  basılı kartlar bastırmayı planlıyorum. Ama onun dışında yine isimsiz  grup kartlar hazırlayıp performans ölçmeyi de düşünüyorum. <br />
 <b>PATENTİNİ ALMIŞ</b><br />
 Barkod sisteminin patentini alan <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/AKP/" target="_blank">AKP</a>  Mersin İl Başkanı Salt, Şişecam’ın Türkiye’deki en büyük bayisi.  Salt’a, matematik mühendisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde 8 ay ileri  elektronik ve bilgisayar, İngiltere’de de dijital elektronik kursları  almış. “Sosyal bir organizasyon bir şirket gibi yönetilmez ama iş  hayatında kazandığım yeteneklerin bir kısmını burada da kullanıyorum.”  diyor. <br />
 <b>BARKOD OKUTUP ERDOĞAN’I DİNLEDİLER</b><br />
 Mersinliler 4 Eylül’de düzenlenen mitinge İl Başkanlığı tarafından  hazırlanan barkodlu kartlarla geldiler. Girişte bekleyen görevlilerdeki  makinelere kartlarını okutan vatandaşlar ancak bundan sonra <a href="http://www.hurriyet.com.tr/index/recep_tayyip_erdo%C4%9Fan/" target="_blank">Başbakan Erdoğan</a>’ı dinleyecekleri alana girebildi.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15719134.asp?gid=373" target="_blank">http://www.hurriyet.com.tr/gundem/15719134.asp?gid=373</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139035-Barkodlu-miting</guid>
		</item>
		<item>
			<title>En iyi padişahın Erdoğan olacağına inanıyorum!</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139034-En-iyi-padi%C5%9Fah%C4%B1n-Erdo%C4%9Fan-olaca%C4%9F%C4%B1na-inan%C4%B1yorum%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:32:56 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*En iyi padişahın Erdoğan olacağına inanıyorum! * 
 
                          İşte Yavuz Semerci'nin çok tartışılan 'hayır' yazısı...           Bana geçmişte yapılan tüm anti demokratik olguları gösterip, 
bana muhalefetin kendi içinde tutarlı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>En iyi padişahın Erdoğan olacağına inanıyorum! </b><br />
<br />
                          İşte Yavuz Semerci'nin çok tartışılan 'hayır' yazısı...   <div align="center">                 <br />
</div>        Bana geçmişte yapılan tüm anti demokratik olguları gösterip,<br />
bana muhalefetin kendi içinde tutarlı olmayan yaklaşımlarını örnekleyip,<br />
bana yargı içinde oluşturulmuş kast sistemini yıkacak demokratik seçimi anlatıp,<br />
bana işkencelerle ünlü Diyarbakır Cezaevi’nin yıkılacağını müjdeleyip,<br />
bana Anayasa Mahkemesi’nin toplumu hiçe sayan ve toplumsal barışı dinamitleyen kararlarını sayıp,<br />
bana Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun “Apo’yu devreye sokun” diyen üyelerin telefon görüşmelerini deşifre edip,<br />
bana,  Ergenekon, balyoz gibi darbe planlarını soruşturan savcı ve yargılayan  hakimlerin yerlerinin değiştirilmesine yönelik kulisleri hatırlatıp,<br />
Recep Tayyip Erdoğan’a padişahlık yolunu aşacak yola bir taş daha döşememi beklemeyin…<br />
<br />
***<br />
<br />
Eğer padişahlık sistemi istersem, oyumu hiç kuşkusuz Tayyip Recep Tayyip Erdoğan’a veririm.<br />
Erdoğan’ın  ülkesini, toplumu en az benim kadar sevdiğinden bir gün bile şüphe  etmedim. Bir gün bile bu ülkenin ezilmişleri ve fakirlerini düşünmeden  geçirmediğine tanıklık edebilirim.<br />
Erdoğan döneminde bu ülkenin daha da zenginleştiğini geliştiğini, onlarca veriyle anlatabilirim.<br />
Daha iyi yapacağına inandığım birisi çıkana kadar tek alternatifin o olduğunu da söyleyebilirim.<br />
Mert, halktan, haktan yana olduğunu saklayamam.<br />
Onu başbakan olarak görmekten utanmayı bırakın, her zaman gurur duyduğumu da söyleyebilirim. <br />
<br />
***<br />
<br />
Ancak  benden, Erdoğan’ı padişah yapacak, toplumu sadece onun ve daha sonra  geleceklerin insafına bırakacak bir sisteme evet dememi beklemeyin.<br />
benden padişahlık sisteminin çağdaş versiyonuna onay vermemi beklemeyin…<br />
benden yürütme, yasama ve yargının tek bir kişinin emrine girmesi için izin istemeyin.<br />
<br />
***<br />
<br />
Beni, değil Erdoğan, Atatürk gelse bile, ona bu yetkiyi vermekten korkacağımı söylemekten alıkoymayın, <br />
beni,  Anayasa’ya “kişisel başvuru hakkı konuluyor” diyerek, Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesi’ne gidişi, bir kaç yıl daha uzatacak sistemi överek  kandırmayın,<br />
beni, Danıştay ve Yargıtay üyelerinin yargıyı  istedikleri gibi şekillendirdiği kast sistemini dağıtacak çoğulcu seçim  istemini anlatırken, yargıyı Adalet Bakanı’nın ve elbette başbakanın  insafına, yönlendirmesine, baskısına esir eden maddeyi gizleyerek  uyutmayın…<br />
beni,  yargıyı bir ideolojinin esiri olduğu iddiasıyla  titretip, buna rağmen Ergenekon ya da Balyoz gibi karışık davalara  dalabilen savcıların çıkabildiği bir sistem yerine, artık sadece  hükümetin istediğini soruşturan yargıç ve savcılar sistemine gidildiğini  anlatmaktan men etmeyin,<br />
beni, memur, hükümet ile masaya oturup,  toplu görüşme yaparken, şimdi hükümetin (elbette meclisten geçirilerek)  kamu görevlilerinden oluşan hakem heyeti ile toplu sözleşme yapacakları  masalıyla oyalamayın…<br />
beni, Anayasa’da ideolojik ve siyasi amaçlı  grev ve lokavt yasağını kaldırdık diyerek, yarın hükümet destekli siyasi  grevler ile işverenleri sıkıştırmanın yolunun açıldığı gerçeğini  görmemi engellemeyin, <br />
<br />
***<br />
<br />
Ben, bu ülkenin vatandaşı olarak benim irademin TBMM’ne tam olarak yansıyacağı seçim barajının aşağıya inmesine layık birisiyim.<br />
ben, seçtiğim milletvekilinin liderin değil, benim sözcüm olmasını hakkeden bir vatandaşım<br />
ben,  bu ülkede yaşayan herkesin ana dilinde eğitim aldığı, etnik ve dini  temelinin sorgulanmadığı, her düşüncenin özgürce seslendirildiği bir  toplumda yaşamayı hak eden bir yurttaşım,<br />
ben, telefonları yasa dışı dinleyenlerin derhal yakalandığı bir devletin onurlu parçası olmayı arzulayan birisiyim.<br />
ben, askeri vesayeti de, sivil vesayeti de reddedenlerin yönettiği bir ülkeyi savunan birisiyim.<br />
ben, devlet tarafından haksızlığa uğradığımda bile bağımsız yargının hukukun üstünlüğünü çalıştıracağına inanmak isteyenim…<br />
ben,  muhalefet liderlerini tepeden tırnağa sorgularken, başbakanların önünde  kuzu postuna bürünen gazetecilerin yönettiği bir medyayı şiddetle  eleştiren birisiyim.<br />
ben, başbakanları sırf yaşam tarzları bana benzemiyor diye aşağılamaya çalışanlardan nefret eden birisiyim.<br />
ben, demokrasinin bana taksit, taksit sunulmasından hoşlanmayan birisiyim…<br />
<br />
***<br />
<br />
Ve ben Yavuz Semerci…<br />
Üstüme düşen görevi yerine getiriyorum…<br />
Bu  referandumda CHP’yi veya MHP’yi sevdiğim ve onların liderlerine sempati  duyduğum için değil, bir vatandaş olarak farklı yola saptığımda, hata  yaptığımda, iktidarların şiddet ve baskı uygulayacağı kanunlara izin  veren bir referanduma, kendi isteğim, aklım ve hiç bir baskı altında  kalmadan hayır oyu vereceğimi bir kez daha ilan ederim…<br />
<br />
Tanrı beni korusun!</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139034-En-iyi-padi%C5%9Fah%C4%B1n-Erdo%C4%9Fan-olaca%C4%9F%C4%B1na-inan%C4%B1yorum%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bir kopya skandalı da açıköğretimde!</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139033-Bir-kopya-skandal%C4%B1-da-a%C3%A7%C4%B1k%C3%B6%C4%9Fretimde%21&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:32:40 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Türkiye'deki sınav sisteminde skandal üstüne skandal yaşanıyor. KPSS'deki kopya rezaletinin ardından YGS ve Açıköğretim sınavlarında da kopya çekildiği ortaya çıktı. 
 
 
*Türkiye günlerdir KPSS'de soruların sızdırılması iddialarıyla sarsılırken...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Türkiye'deki sınav sisteminde skandal üstüne skandal yaşanıyor. KPSS'deki kopya rezaletinin ardından YGS ve Açıköğretim sınavlarında da kopya çekildiği ortaya çıktı.<br />
<br />
<br />
<b>Türkiye günlerdir KPSS'de soruların sızdırılması iddialarıyla sarsılırken şimdi de Açık Öğretim Fakültesi sınavlarında bir kopya skandalı ortaya çıktı. İstanbul'da hafta sonu yapılan Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi bütünleme sınavlarında salon görevlilerinin dikkati büyük bir kopya olayını ortaya çıkarttı.</b><br />
<br />
<b>SICAK HAVAYA RAĞMEN MONT</b><br />
<br />
Şişli'deki bir okulda cumartesi günü sabah saat 09.00'da 'Maliyet Muhasebesi' dersinin bütünleme sınavına giren Jandarma Astsubay İ.M. sınavın henüz başında şüpheli davranışlar sergilemeye başladı. Dördüncü sırada oturan İ.M.'nin havanın sıcak olmasına rağmen üzerinde koyu renk bir mont olması ve tedirgin hareketlerinden şüphelenen salon başkanı ve gözetmen, öğrenciyi takibe aldı. İ.M.'nin dizlerinin üzerindeki kağıtlara baktığını fark eden görevliler yanına gelerek müdahale etti.<br />
<br />
<br />
<b>HEMEN TUTANAK TUTULDU</b><br />
<br />
Gözetmenler İ.M.'nin dizinin üzerinde bir not olduğunu görünce, notu alarak sınavının iptal edildiğini söyledi. Ancak kopya kağıdını inceleyen görevliler durumun normal bir kopya çekme olayı olmadığını anladı. İ.M.'de ele geçirilen kağıtta girdiği 'Maliyet Muhasebesi' sınavının tüm sorularının giriş cümlesi ile cevapların şıkları ve açıklamalarının olduğunu gören görevliler KPSS'dekine benzer bir kopya skandalının yaşandığını belirledi. İ.M.'nin sınavını iptal eden görevliler ele geçirdikleri üzerinde el yazısı bulunan soru ve yanıtlarının bulunduğu kağıdı da dosyaya koyup tutanak tuttu.<br />
<br />
<br />
<b>ŞÜPHELİ AÇIKLAMA YAPMADI</b><br />
<br />
Sınavı iptal edilip salondan çıkarılan İ.M. olanlar karşısında görevlilere herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınırken soru ve cevaplarının sıra numarasına göre değil karışık şekilde olması hazırlık aşamasınndaki bir kişi tarafından sızdırılmış olabileceğini akıllara getirdi. Tutanak ve sorular ile yanıtlarının bulunduğu kağıdı inceleyecek olan Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Dekanlığı incelemenin ardından soru ve yanıtlarının kim tarafından sızdırıldığını tespit edip konuyu adli makamlara iletecek.<br />
<br />
<br />
<b>ÜNİVERSİTE SINAVLARINDA DA ŞAİBE VAR</b><br />
Adana Valisi Atış, para karşılığı adayların yerine sınava giren, örgüt üyelerinin sahte kimlik ve evraklar tanzim ederek resmi işlemler yaptığını açıklarken, <b>“Yeni tutuklamalar olabilir”</b> dedi. <b>Örgütün, LYS, KPSS, AÖL sınavlarında rol aldığı belirlendi.</b><br />
<br />
<b>EHLİYET SINAVLARINA KADAR ARAŞTIRILIYOR </b><br />
Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturmanın kapsamı genişledi. Soruşturma artık Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS), Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), Beden Eğitimi Yetenek Sınavı ve Açık Öğretim Lisesi (AÖL) sınavı, TUS başta olmak üzere ehliyet sınavlarına varıncaya kadar tüm sınavları  kapsıyor.<br />
 <br />
<b>KPSS, ÖSYM'DEN ALINABİLİR<br />
</b><br />
ÖSYM yetkilileri, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun öğretmen alımında da kullanılan KPSS'yi bakanlık olarak üstlenebileceklerine ilişkin açıklamasına sıcak baktıklarını belirtti. Yetkililer, 'Üzerimizde zaten çok yük var. Bakanlık bu işi bizden alırsa mutlu oluruz. Ancak kanunlarda ÖSYM'nin adı geçiyor. Önce kanun değişmeli' dedi.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1001-E%C4%9Fitim">Eğitim</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139033-Bir-kopya-skandal%C4%B1-da-a%C3%A7%C4%B1k%C3%B6%C4%9Fretimde%21</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yeni Adli Yıl bugün başlıyor</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139032-Yeni-Adli-Y%C4%B1l-bug%C3%BCn-ba%C5%9Fl%C4%B1yor&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:30:04 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Adli ve idari yargıda yeni adli yıl bugün başlıyor.Adli yılın başlaması dolayısıyla bugün Yargıtay'da tören düzenlenecek. 
 
Törende, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, 2010-2011 adli yıl açılış konuşması yapacak. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Adli ve idari yargıda yeni adli yıl bugün başlıyor.Adli yılın başlaması dolayısıyla bugün Yargıtay'da tören düzenlenecek.<br />
<br />
Törende, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, 2010-2011 adli yıl açılış konuşması yapacak. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahsen Coşar da törende konuşacak.<br />
<br />
Yargıtay Başkanı Gerçeker, Yargıtay üyeleri, hakim ve savcılarla öğleden sonra Anıtkabir'i ziyaret edecek.<br />
<br />
Anıtkabir ziyaretinin ardından Yargıtay'da düzenlenecek ayrı bir törenle yıl içinde emekli olan Yargıtay mensuplarına onur belgesi ve plaket verilecek. Yargıtay Başkanı Gerçeker, akşam da TBMM'de kokteyl verecek.<br />
Adli ve idari yargıda adli tatil, 1 Ağustosta başlamıştı. Bu süre içinde adliyelerde terör ve organize suçlara bakmakla görevli özel yetkili ağır ceza mahkemeleriyle diğer nöbetçi mahkemeler, Danıştay ve Yargıtay'da ise nöbetçi heyetler görev yaptı.<br />
<br />
<a href="http://www.internethaber.com/yeni-adli-yil-yarin-basliyor-289590h.htm" target="_blank">http://www.internethaber.com/yeni-ad...or-289590h.htm</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?930-Hukuk-G%C3%BCndemi">Hukuk Gündemi</category>
			<dc:creator>gümüş</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139032-Yeni-Adli-Y%C4%B1l-bug%C3%BCn-ba%C5%9Fl%C4%B1yor</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kanarya rakiplerine geçildi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139031-Kanarya-rakiplerine-ge%C3%A7ildi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:28:12 GMT</pubDate>
			<description>Başarısızlıkla küstüren Fener, ezeli rakiplere kombinede yakalandı 
 	06 Eylül 2010 Pazartesi, 08:33:38 
 	 		 			 		 			 				 					Resim: http://im.haberturk.com/2010/09/06/549234_detay.jpg?1283760478  				 
 								 					 				 
 								 								...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Başarısızlıkla küstüren Fener, ezeli rakiplere kombinede yakalandı<br />
 	06 Eylül 2010 Pazartesi, 08:33:38<br />
 	 		 			 		 			 				 					<img src="http://im.haberturk.com/2010/09/06/549234_detay.jpg?1283760478" border="0" alt="" /> 				<br />
 								 					 				<br />
 								 								 				 									<br />
 				 				 									<br />
 				 							<br />
 			Süper Toto Süper Lig’in 4 büyük takımının bu yıl  yaptıkları toplam sezonluk kombine satışları 58 bin 450 olarak  gerçekleşti. Fenerbahçe kapasiteye göre kombine satış oranında yüzde  41’de kalarak ilk kez ezeli rakiplerine geçilmiş oldu. Ancak sarı  lacivertliler kombine satışında hâlâ lider durumda bulunuyor. Takımların  iç saha maçları için satışa çıkardığı kombinelerin son 4 yıllık satış  rakamlarına bakıldığında ise ilginç taraftar profilleri ortaya çıktı.  2007 yılından bu yana yıllık ortalama 25 bin kombine alan Fenerbahçe  taraftarı yapılan pahalı transferlere aldanmayıp, başarısızlık durumunda  kombine satın almadı. Fiyatların aynı kalmasına rağmen 4 yıldan bu yana  2010’da en düşük sayıda kombine satılması dikkat çekti. Yıllık ortalama  14 bin kombine alan Beşiktaş taraftarı yıldız oyuncular transfer  edildiğinde fiyat artışına bakmadan kombine alıyor. Quaresma ve Guti  gibi yıldız oyunculara imza attıran Beşiktaş transferler nedeniyle 2010  yılı kombine fiyatlarında artırıma gitti. Buna rağmen siyah beyazlılar,  500 TL ile 7 bin 500 TL arasında değişen kombine kart satışında 13 bin  rakamına ulaşarak çok ucuza kart satılarak rekor kırılan 2007 yılından  bu yana en fazla kombine kart satışına ulaştı.<br />
<br />
<b>TRABZONLU UMUTLU</b><br />
Yıllık  kombine satış sayısı 10 bini bile bulmayan Galatasaray taraftarı Ali  Sami Yen’de veda sezonu olarak belirlenen ilk yarı maçlarının ardından  Seyrantepe’deki TT Arena stadına geçmeyi bekliyor. Az parayla çok  transfer yapan Trabzonspor takımında Avni Aker’in yarısından fazlasını  dolduran kombineli taraftarın ise yapılan transferlerden etkilenerek  umutla kombine alması dikkat çekiyor.<br />
<br />
<b>ARALARINDA BAŞARI FARKI YOK</b><br />
Fenerbahçe’nin  4 yılda toplam 81.8 milyon Euro bonservis harcamasına karşılık, diğer  kulüplerin sarı lacivertli takımın hayli gerisinde bulunması dikkat  çekiyor. Sarı lacivertli kulübün harcamalarda fark yaratmasına rağmen 4  yılda takımların ligdeki sıralamalarının ortalaması 3 olurken, 4’ünün de  kazandıkları kupa sayısının 2 olması dikkat çekiyor. 4 yılın  ortalamasına bakıldığında 1 transfer için Fenerbahçe’nin 2 bin 819,  Beşiktaş’ın bin 505, Trabzonspor’un 941 ve Galatasaray’ın da 891 kombine  sattığı ortaya çıkıyor.<br />
<br />
<b>KOMBİNE SATIŞI BUNDESLİGA'DA REKOR KIRDI</b><br />
İngiltere’de  maçlarını kapalı gişe oynayan Manchester United, 76 bin kişilik  kapasitesi bulunan Old Trafford stadı için sattığı kombinelerin yıllar  sonra 51 bin 800’de kaldığını açıkladı. Takımın yöneticileri takımın  kombine hedefine ulaşamamasında neden olarak İngiltere ekonomisinin  yaşadığı sıkıntıları gördüklerini belirttiler. Birçok Premier Lig’i  takımı ekonomik nedenlerden dolayı az kombine satmaktan şikâyetçi. Alman  ligi Bundesliga’da ise panzerlerin Güney Afrika Dünya Kupası’nda  gösterdiği performans ve kupayı üçüncülükle bitirmesi sayesinde 18  Bundesliga kulübü kombine satışlarının geçen yıla göre yüzde 5.74  artarak 460 bine ulaştığını açıkladı. Geçen yıl ligi 5’inci bitiren  Borussia Dortmund’un 81 bin kapasiteli stadının 51 bin 500 adedini  kombine olarak satarken, Schalke 42 bin, Bayern Munich ise Allianz Arena  stadyumu için 37 bin 600 satış gerçekleştirdi.<br />
 <b>GAZETE HABERTÜRK - ÜNSAL EREKE</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1018-Fenerbah%C3%A7e">Fenerbahçe</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139031-Kanarya-rakiplerine-ge%C3%A7ildi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Konsomatris tartışması</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139030-Konsomatris-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:27:13 GMT</pubDate>
			<description>*TÜSİAD ve TOBB’a “Sivil toplum konsomatrisi” diyen  Hak-İş Başkanı Uslu’ya TÜSİAD Başkanı Boyner’den sert yanıt: “Düzeysiz  ifade, linç mantığı. Özgür oy iradesine küfür, baskı, iftirayla ipotek  koyma çabasında son nokta”* 
 
 		 			06 Eylül 2010...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>TÜSİAD ve TOBB’a “Sivil toplum konsomatrisi” diyen  Hak-İş Başkanı Uslu’ya TÜSİAD Başkanı Boyner’den sert yanıt: “Düzeysiz  ifade, linç mantığı. Özgür oy iradesine küfür, baskı, iftirayla ipotek  koyma çabasında son nokta”</b><br />
<br />
 		 			06 Eylül 2010 Pazartesi, 10:10:19		<br />
 	   		 		  <img src="http://im.haberturk.com/2010/09/06/549276_detay.jpg?1283757219" border="0" alt="" /> 						 				 			<br />
 			 						 			 			 						<br />
 			 			 			 			 							<br />
 			 			 			  		<br />
 		Referandumda oy  tercihlerini  açıklamadıkları için TÜSİAD ve TOBB için “Sivil  toplumkonsomatrisleri”  diyen Hak-İş Başkanı SalimUslu’ya TÜSİAD Başkanı Ümit  Boyner’den çok  sert yanıt geldi.<br />
 Yazılı açıklama yapan Boyner, “Yakışıksız ve  düzeysiz ifade. Tercih  açıklama baskısı ve baskının tehdit aşamasına ulaştığı  propaganda  dönemi, kurumların bile dillerinin ayarının tamamen kaçmasına imkân   tanımaktadır” diye konuştu.<br />
 Ülkenin içinden geçmekte olduğu siyasi iklimin  çeşitli kesimleri ne  boyuta kadar deformasyona uğrattığı yolunda tarihe kara bir  örnek  olarak kaydettiklerini belirten Boyner, “Bu linç mantığıdır” dedi.   Vatandaşın özgür iradeyle oy vereceğini vurgulayan Boyner, “İrade  üzerine  tehditle, küfürle, baskıyla, iftirayla ipotek koyma çabalarının  vardığı nokta,  Türkiye’nin göstermiş olduğu demokratikleşme çabalarına  ciddi gölge  düşürmektedir” şeklinde konuştu.<br />
 <b>AŞAĞILAYICI ÜSLUP</b> <br />
Demokratik kurallar içinde   tercih yapanları aşağılayıcı bir üslupla gayrı meşru ilan etmenin “dikta  ayarlı  bir zihin yapısının ürünü” olabileceğini kaydeden Boyner,  şunları söyledi:  “Kerameti kendindenmenkul bazı makamsahiplerinin  tamamıyla konjonktürel güçlere  bağlı olarak sergiledikleri ilkesiz  yaklaşım İnanıyoruz ki çağdaş  demokrasilerde, SalimUslu Beyefendi ile  konsomatrisin oyu birdir ve eşittir.”<br />
 <b>‘BUGÜN YANIMIZDA YOKLAR’</b> <br />
Hak-İş Başkanı Uslu,  önceki gün şöyle konuştu:  “STK’nin K’si bazı sivil toplum  kuruluşlarında başka anlama geliyor. 24 Eylül  2001’de Hak-İş’in de  içinde olduğu bir ilan yayınlandı. Anayasa değişikliğine  ‘evet’ diyerek  TOBB, TÜSİAD, TİSK, TESK, TÜRK-İŞ, DİSK ile destek verdik. Bugün   baktık, beraber imza attığımız arkadaşlar yanımızda yok. Bunlar sivil  toplum  kuruluşu değil sivil toplum konsomatrisi.”<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://haberturk.com/gundem/haber/549276-konsomatris-tartismasi" target="_blank">http://haberturk.com/gundem/haber/54...ris-tartismasi</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>The L£G£ND</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139030-Konsomatris-tart%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>13 eylülde evet çıkarsa   MAHKEMELERİ NASIL ELE GEÇİRECEKLER</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139029-13-eyl%C3%BClde-evet-%C3%A7%C4%B1karsa-MAHKEMELER%C4%B0-NASIL-ELE-GE%C3%87%C4%B0RECEKLER&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 08:00:47 GMT</pubDate>
			<description>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK), özel yetkili  mahkemelerin yargıç ve savcılarından haklarında şikayet bulunanların ya  da İstanbul, Erzurum, Habur gibi “kullanıldıkları” ileri sürülen yargıç  ve savcıların durumlarının görüşülmesinin...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda (HSYK), özel yetkili  mahkemelerin yargıç ve savcılarından haklarında şikayet bulunanların ya  da İstanbul, Erzurum, Habur gibi “kullanıldıkları” ileri sürülen yargıç  ve savcıların durumlarının görüşülmesinin istenilmesi ve Adalet  Bakanı’nın bu nedenle unvanlı atama listesini gündemden çekmesi  sonrasında Başbakan, 18.08.2010 günü İzmit’te yaptığı konuşmada yine  yargıya çatmış ve <b>“HSYK’da ideolojik yaklaşımlar devreye girdi.  Bunlar kendi tezgahlarını kurmuşlar. Şimdi tezgah bozulacak diye telaşa  kapıldılar”</b> demiştir. Sn Başbakan’ın HSYK’nın çok yerinde olan  tutumunu neden “ideolojik” bulduğunu anlamak olanaksızdır. Ancak,  İstanbul, Erzurum ve Habur’daki olaylar herkesin gözü önünde cereyan  ettiğine göre, bu sözlerin, HSYK’yı yıpratmaktan ve yapılan değişiklikle  HSYK’yı ele geçirme projesini haklı göstermekten başka anlamı ve amacı  olamaz.<br />
 Bu yazının da amacı, HSYK’nın nasıl ele geçirileceği ve yaratacağı sonuçları gözler önüne sermektir.<br />
 <b>Yapılan değişiklikle HSYK 22 asıl, 12 yedek üyeden  oluşturulmaktadır. Üyelerin seçimi yapacak kurumlar itibariyle dağılımı  şöyledir.</b><br />
       <u>Üye</u>    <u>Yedek Üye</u> <u>Kontenjan/Seçimi Yapacak Kurum           </u><br />
        1        -      Adalet Bakanı<br />
        1        -      Adalet Bakanlığı Müsteşarı<br />
        4        -      Cumhurbaşkanı (Doğrudan)<br />
        3        3      Yargıtay (Kendi üyeleri arasından, Genel Kurul’ca)<br />
        2        2      Danıştay (Kendi üyeleri arasından, Genel Kurul’ca)<br />
        1        1      Türkiye Adalet Akademisi (Kendi üyeleri arasından, Genel         <br />
                                               Kurulca)<br />
        7        3      1. sınıf adli yargıç ve savcılar arasından (adli yargıç ve savcılar           <br />
                                                          tarafından)<br />
        3        2      1. sınıf idari yargıç ve savcılar arasından(idari yargıç ve savcılar<br />
                                                          tarafından) <br />
 Şimdi bu tabloya bakarak HSYK ile alt ve yüksek mahkemelerin AKP  tarafından nasıl ele geçirileceğini anlatmaya çalışalım. Ancak bundan  önce, yapılan değişikliklerin Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği  organlarının Türkiye’ye ilişkin raporlarında yer verdikleri önerilerine  de aykırı olduğunu belirtelim. Gerçekten, Avrupa organları raporlarına  göre;<br />
   <b>   -  Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı HSYK’da yer almamalıdır.</b><br />
 -     Cumhurbaşkanı’nın HSYK’ya üye seçmesi uygulamasına son verilmeli, Kurul yürütmenin etkisinden kurtarılmalıdır.<br />
 -     HSYK üyeleri, mesleğin zirvesine ulaşmış, gelecek için bir  beklentisi olmayan, ve bu nedenle ödün vermeyecek kişiler arasından  seçilmelidir.<br />
 -     Mesleğin zirvesine ulaşmamış yargıçlar da Kurul’da temsil  edilmeli; ancak bunların sayıları ölçülü ve dengeli olmalı, yani yüksek  yargıçlardan fazla olmamalıdır.<br />
 -     Yargıç ve savcılar, idari yönden Adalet Bakanlığı’na bağlı olmamalıdır.<br />
 Evrensel hukuk sisteminin verilerini yansıtan bu raporlardaki  önerilere uyulup uyulmadığını ortaya koymaya ve HSYK ile alt ve yüksek  mahkemelerin nasıl ele geçirileceğini açıklamaya çalışalım.<br />
 <b>1) Adalet Bakanı yine HSYK Başkanı, Adalet Bakanlığı Müsteşarı da Kurul’un doğal üyesidir</b>.<br />
 Eleştirilen ve düzeltileceği söylenen 12 Eylül Anayasası’ndaki durum,  güçlendirilerek sürdürülmektedir. Adalet Bakanı, Kurul gündemini  belirleme yanında Kurul’u yönetme ve temsil etme yetkisi verilerek iyice  güçlendirilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, Adalet Bakanı’na,  Başkanvekili’ne, “isterse” yetkilerinden bir kısmını devretme, Kurul  Genel Sekreteri’ni atama, yargıç ve savcılar hakkında inceleme ve  soruşturma yapılmasına izin verme yetkisi tanınmıştır.<br />
 <br />
 <b>2) Yine Avrupa organları raporlarında, Cumhurbaşkanı’nın Kurul’a  dolaylı yoldan üye seçmesi eleştirilirken, yapılan değişiklikte daha da  ileri gidilmiş ve Cumhurbaşkanı’na 4 üyeyi doğrudan atama yetkisi  verilmiştir.</b><br />
 Gerek Cumhurbaşkanı’nın Kurul’a doğrudan üye seçmesi, gerek Adalet  Bakanı ve Müsteşarı’nın Kurul üyesi olması, gerekse Adalet Bakanlığı  bürokratlarından oluşan Türkiye Adalet Akademisi’nce Kurul’a üye  seçilmesi, yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesi anlamına gelmektedir.  Çünkü bu seçimlerin, YÖK üyeleri, rektörler ve Anayasa Mahkemesi  üyelerinin seçimlerinde olduğu gibi, iktidara yakın kişiler arasından  yapılacağı her türlü tartışmadan uzaktır.<br />
 <br />
 <b>3) Avrupa organlarının aynı raporlarında, HSYK gibi kurulların,  “kariyerlerinin doruğunda olan” kişilerden, yani yüksek yargıçlardan  oluşması; alt gruptaki yargıç ve savcıların da bu kurullarda temsil  edilmesinin yararlı olacağı, ancak bu temsilin ölçülü ve dengeli olması  gerektiği vurgulanmıştır</b>. Çünkü bu organlara göre, “henüz kariyer  aşamasında olan, gelecekteki atanma durumu ile ilgili beklentisi bulunan  kişiler” bağımsız davranamazlar.<br />
 Oysa, yapılan düzenlemede bunun tam tersine yer verildiği  görülmektedir. Yüksek yargıçlar Kurul’da 5 üyeyle temsil edilmektedir.  Üstelik, bugünkü düzenlemede 7 üyeli Kurul’da 5 yüksek yargıç  bulunurken, değişiklikte 22 üyeli Kurul’da yüksek yargıçların sayısı 5  olarak belirlenmiştir. Yani yüksek yargının Kurul’daki temsil oranı %  72’den, % 23’e düşürülmektedir.<br />
 1. sınıf yargıç ve savcıların Kurul’daki temsil sayısı ise 10’dur.  Yani, 1. sınıf yargıç ve savcıların sayısı, yüksek yargıçların sayısının  iki katıdır. 1. sınıf yargıç ve savcılar,<br />
 - “Henüz kariyer aşamasında” bulunduklarından,<br />
 - “Gelecekteki atanma durumları ile beklentileri” nedeniyle güçlü olan iktidara ödün verme olasılıkları yüksek olduğundan,<br />
 - Anayasa’nın 140. maddesine göre, tüm yargıç ve savcılar gibi, idari yönden Adalet Bakanlığı’na bağlılıkları sürdürüldüğünden,<br />
 - Soruşturulmaları Adalet Bakanı’nın iznine bağlı olduğundan,<br />
 - 4 yıllık Kurul üyeliğinden sonra yeniden mahkemelerdeki görevlerine döneceklerinden,<br />
 <br />
 <b>Bu gibilerden, “kariyerlerinin doruğuna” ulaşmış, Adalet Bakanlığı  ile ilgisi bulunmayan yüksek yargıçlar gibi bağımsız davranış, düşünce  ve karar beklemek boşunadır.</b><br />
 Üstelik belirtmek gerekir ki, 1. sınıf yargıç ve savcıları Kurul  üyeliğine seçecek olan, tüm yargıç ve savcılardır. Yani yaklaşık 13.500  yargıç ve savcı, adayları tanımadan oy vereceklerdir. Kuşkusuz burada,  siyasal iktidarın ve cemaatlerin destekledikleri adayların şansı daha da  artacaktır. Özellikle 1980’nin ikinci yarısından sonra adliyeye atanan  cemaat mensupları dikkate alındığında, seçimin neden tüm yargıç ve  savcılara yaptırıldığı daha iyi anlaşılacaktır.<br />
 Çok farklı kontenjanlara yer verilmesinden amaç, çeşitli iradenin  seçim yaptığı görüntüsü altında, HSYK’yı “tek irade”nin egemenliğine  bırakmaktır.<br />
 Bu açıklamalar ışığında yeniden tabloya dönülürse, yürütmenin 5’e  karşılık 17 üyeyle, hemen, 1 ay içinde (geçici md.19) HSYK’ya egemen  olacağı söylenebilir. Adalet Bakanı’nın, referanduma çok az bir zaman  kala kararnameyi Kurul’a sunmasının, unvanlı kadrolarda anlaşmazlık  çıkararak listeyi gündemden çekmesinin, böylece 8 aydır boş olan Ankara  Cumhuriyet Başsavcılığı’na atamayı önlemesinin, yasaya aykırı olmasına  karşın boş bulunan Danıştay üyelikleri için seçimi gündeme almamasının,  Deniz Feneri soruşturmasının sonuçlandırılmamasının, dokunulmazlıkların  kaldırılmamasının nedeni hep budur. Eğer bu değişiklikler bir “yargıyı  ele geçirme projesi” değilse, neden tüm bu konular oluşturulacak yeni  HSYK’ya bırakılmaktadır?<br />
 <b>4)</b> Orta erimde, yeni HSYK tarafından seçilecek üyelerden  oluşacağı için Yargıtay ve Danıştay’ın da siyasal iktidar yandaşı bir  yapıya kavuşması; böylece HSYK’nın ve yüksek yargının tümüyle yürütmenin  etkisine girmesi kaçınılmazdır.<br />
 <b>5)</b> <b>Bunun yaratacağı bir başka sonuç, yüksek yargıçlardan oluşan Yüksek Seçim Kurulu’nun ele geçirilecek olmasıdır.</b>  Başbakan’ın milletvekili seçiminden başlayarak, son seçimlerde yaşanan  şaibelere, referandumdaki seçmen kütüğü ve seçmen sayısı skandalına hala  göz yuman, bilgisayarlı seçim sisteminde, tüm sakıncaları açıkça  anlatılmasına karşın ısrar eden, basit bir önlem olarak parmak  boyamasını bile kabul etmeyen bugünkü yapısıyla bile dikkat çeken  YSK’nın, ileride siyasal iktidarın kalıcı olması için neler  yapabileceğinin düşünülmesi bile ürperti vericidir..<br />
 <b>6)</b> Yapılan değişiklikte, HSYK’nın 3 daire halinde çalışacağı,  Adalet Bakanı’nın daire çalışmalarına katılmayacağı belirtilmiş; bunun  dışında Anayasa’da herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş; Kurul’un ve  dairelerin görevleri ile çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi yasaya  bırakılmıştır. Yani Kurul’un ne görev üstleneceğinin ve nasıl  çalışacağının, Müsteşar’ın bu çalışmada etkisinin belirlenmesi hep  TBMM’nde çoğunluğu elinde bulunduran AKP’nin keyfine bırakılmıştır. Bu  gerçeğe karşın, AKP yaptığı propagandada, “Müsteşarın kilitlemediği  HSYK’ya evet” benzeri bir şey yazabilmektedir.Bu yasa çıkarılana kadar  da, geçici 19. maddede yapılan düzenlemelerle uygulama yapılacaktır.  Çünkü bu maddede, hem HSYK’nın bir ay içinde üye yapısının nasıl  değişeceğine, hem de Kurulun çalışma usul ve esaslarına ilişkin  düzenlemeler bulunmaktadır.<br />
       <br />
 <b>YARATACAĞI SONUÇLAR</b><br />
  Değişikliklerin HSYK yönünden yaratacağı sonuçları görebilmek için,  bu Kurul’un işlevini anımsamak gerekir. HSYK’nın en önemli işlevi,  yargıç ve savcıları mesleğe kabul etmek, atamak, yükseltmek, nakletmek,  birinci sınıfa ayırmak, disiplin cezası vermek, Yargıtay ve Danıştay  üyelerini seçmektir. Değişiklikler sonucu yaratılan yandaş bir HSYK  aracılığıyla,<br />
 - Yargıçlar ve savcılar, cezalandırma ve ödüllendirme yönteminin de  yardımıyla daha da baskı altına alınarak, bağımsız ve tarafsız karar  vermeleri önlenecek, siyasal iktidar gibi düşünüp karar vermeleri  sağlanacak,<br />
 - Özel yetkili ve önemli yargı yerlerine yandaş yargıç ve savcılar atanacak, hatta giderek tüm yargı yerleri bu duruma gelecek,<br />
 - Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine, yine yandaş yargıç ve savcılar seçilecektir.<br />
 Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ortadan kalkacak, taraflı yargı  “adalete güven” duygusunu yok edecektir. Yani, devlete güven yok  olacaktır. Artık yurttaşlar, davalı ya da davacı oldukları zaman  “adalete” değil, “AKP’ye” sığınacaklardır.<br />
 Verdiği kararlarla Türkiye Cumhuriyeti’ni bir hukuk devleti olmaktan  çıkarıp, bir korku imparatorluğuna dönüştürecek yargıç ve savcıların  sayısı artacaktır. Yandaş yargıç ve savcılarla donatılan, bağımsızlığını  ve tarafsızlığını yitiren mahkemeler ve yüksek mahkemeler, Atatürkçü  yurtseverlerin, laik Cumhuriyet’i savunanların, cemaat ve siyasal  iktidar karşıtlarının, hukuk ve ceza davaları yoluyla tam anlamıyla  kabusu olacak; bu gibiler tümüyle sindirilip yok edilecektir. Bu yolla  bir suskunlar ülkesi yaratılacaktır. Bunun için Hanefi Avcı’nın şu  sözünün belleklere kazınması gerekir: <b>“Özel yetkili mahkemelerin  yargıç ve savcıları emsalleri ile değiştirilmezse, cemaat karşıtlarının  özgürlükleri ve yaşamları güvencede olamaz.”</b><br />
 HSYK’nın yapısının değiştirilmesinin yaratacağı sonuç için, kısa süre  önce bir dinci gazetede yayımlanan bir dinci gazetecinin yazısına  bakmak yeterlidir. Bu gazeteciye göre, anayasa değişikliğinden sonra,  artık bireysel, kurumsal ya da örgütsel eleştiriler yapılamayacak,  karşıt görüş sergileyen Atatürkçü yurtsever aydınlardan binlercesi  tutuklanacaktır.<br />
 Sayın Başbakan da, yaratılacak sonucun görülmesine katkıda bulunmuş  ve Anayasa değişikliğinin kabul edilmesinden sonra parti grubunda  yaptığı konuşmada şöyle demiştir: <b>“Darbe anayasasını değiştirmek bu kutlu kadroya nasip oldu. BİZ bahar sabahına uyanıyoruz. ONLAR uykusuz geceleri bekliyor.”</b> (Işık Kansu, Cumhuriyet, 15.05.2010)<br />
 Onun deyişiyle darbe anayasasında ilk kez değişiklik  yapılmadığını, bugüne kadar Anayasa’nın 87 madde ya da kuralının  değiştirildiğini, darbe anayasasından neredeyse eser kalmadığını,  yapılanın da bir sivil darbe anayasası olduğunu, sivil dikta rejimi  getireceğini bir yana bırakalım; bu söylemle <b>Sayın Başbakan, toplumu  ikiye ayırmakla kalmamakta, kendilerinden olmayanları, yani karşıt  görüşlüleri “uykusuz gecelere” mahkum ederek, dinci yazarın söylemini  pekiştirmektedir.</b><br />
 Yargı bağımsızlığının yok edilmesi, aslında doğrudan halkın hukuksal  güvenliği ve güvencesinin yok edilmesi anlamına gelmektedir. Çünkü,  yargı bağımsızlığının olmadığı bir ortamda temel hak ve özgürlüklerden  söz etmek olanaksızdır. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını  yitirmesinden en büyük zararı, kuşkusuz “milli irade”nin gerçek  sahipleri görecektir. Siyasal iktidardan yana taraf olan bir yargı,  yurttaşların hak ve özgürlüklerini değil, yandaşı olduğu siyasal  iktidarın ve onun mensuplarının çıkarlarını koruyacaktır. Bireyler,  siyasal iktidar (idare) ve AKP’lilerle davalı ya da davacı olduklarında  yargıya nasıl güveneceklerdir?<br />
 Yaratılan yandaş yargı sayesinde Ergenekon, Deniz Feneri, yolsuzluk  dosyaları AKP’lilerin istedikleri biçimde sonuçlanacaktır. Artık  AKP’liler “yargıya güvenecekler”dir. Kısaca bu değişiklikler, AKP’yi ve  AKP’lileri kurtarmaya yönelik bir “darbe eylem planıdır”. Yargı  bağımsızlığına vurulacak darbe, yargının bölünmesine de neden olacaktır.  Daha şimdiden bir Sayın Bakan, Ergenekon davasında tutukluları  salıveren yargıcı kastederek, <b>“Çetenin nöbetçi hakimi, savcısı var”</b>  diyebilmiştir. Böylece, yargıçlar ve savcıları ikiye bölmüş, yandaş  olmayan yargıç ve savcıları, “çete”nin yargıç ve savcıları olarak ilan  etmiştir.<br />
 TBMM’nce Anayasa Mahkemesi’ne, 13 bin yargıç ve savcının oylarıyla  HSYK’ya yapılacak seçimlerde, siyasal, ideolojik, dinsel, mezhepsel ve  bölgesel gruplaşmalar yaşanacak; bu da yargının tarafsızlığını tümüyle  yitirmesine neden olacaktır.<br />
 Kısaca yapılan değişiklikler, bireysel ve toplumsal yaşamın İslami  rejime dönüşmesinde ve dinci faşist yönetim biçiminin yerleştirilmesinde  eksikleri tamamlayacaktır. Bernard Lewis’in söylemiyle, “Mustafa Kemal  Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet, 10 yıl içinde İran İslam  Cumhuriyeti’ne dönüşecektir”. (Tufan Türenç, Hürriyet, 17.05.2010)<br />
 <a href="http://www.odatv.com/n.php?n=mahkemeleri-nasil-ele-gecirecekler-0509101200" target="_blank"><b>Bülent Serim</b></a><br />
 <a href="http://www.odatv.com/n.php?n=mahkemeleri-nasil-ele-gecirecekler-0509101200" target="_blank"><b>Anayasa Mahkemesi eski Genel Sekreteri</b></a><br />
 <a href="http://www.odatv.com/n.php?n=mahkemeleri-nasil-ele-gecirecekler-0509101200" target="_blank"><b>Odatv.com</b></a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>kartal2505</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139029-13-eyl%C3%BClde-evet-%C3%A7%C4%B1karsa-MAHKEMELER%C4%B0-NASIL-ELE-GE%C3%87%C4%B0RECEKLER</guid>
		</item>
		<item>
			<title>referandumda “hayır” bildirisi dağıtan İşçi Partisilliler, saldırıya uğradı</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139028-referandumda-%E2%80%9Chay%C4%B1r%E2%80%9D-bildirisi-da%C4%9F%C4%B1tan-%C4%B0%C5%9F%C3%A7i-Partisilliler-sald%C4%B1r%C4%B1ya-u%C4%9Frad%C4%B1&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 07:15:49 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*İşçi Partililere saldırı!* 
 
                          Antalya'da referandumda “hayır” bildirisi dağıtan İşçi Partisilliler, 40 kişilik bir grubun saldırısına uğradı.           Belek beldesinde İşçi Partili bir grup, "Anayasa değişikliğine Hayır"...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>İşçi Partililere saldırı!</b><br />
<br />
                          Antalya'da referandumda “hayır” bildirisi dağıtan İşçi Partisilliler, 40 kişilik bir grubun saldırısına uğradı.   <div align="center"> <br />
</div>        Belek beldesinde İşçi Partili bir grup, &quot;Anayasa değişikliğine Hayır&quot; broşürleri dağıttı. <br />
<br />
Ellerinde  demir, sopa ve kiremit bulunan 40 kişilik bir grup, aralarında İl  Başkanı Bilal Şimşir´in de bulunduğu parti üyelerine tekme tokat  saldırdı. Saldırıda 9 işçi partili yaralandı. <br />
<br />
Saldırganlar kaçtı, yaralılar Serik Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Partililerin durumunun iyi olduğu öğrenildi. <br />
<br />
İşçi partililer, arkadaşlarını darp eden gruptan şikayetçi oldu.<br />
<br />
<br />
  <a href="http://haber.gazetevatan.com/isci-partililere-saldiri/327297/1/Gundem" target="_blank">http://haber.gazetevatan.com/isci-pa...27297/1/Gundem</a><br />
<br />
ellerinden gelen  her şeyi yapıyorlar, devletin her türlü imkanını kullanıyorlar, sokaklarada militanlarını salıyorlar. ama başaramayacakalr, bu baskılara ve saldırılara rağmen  HAYIR çıkacak</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>kartal2505</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139028-referandumda-%E2%80%9Chay%C4%B1r%E2%80%9D-bildirisi-da%C4%9F%C4%B1tan-%C4%B0%C5%9F%C3%A7i-Partisilliler-sald%C4%B1r%C4%B1ya-u%C4%9Frad%C4%B1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>6 Eylül</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139027-6-Eyl%C3%BCl&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 06:22:55 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[1930. Arjantin'in radikal Başkan Hipolito İrigoyen askeri darbeyle devrildi. 
 
1939. Erzurum'a ilk tren girdi. 
 
Aynı gün Nazi Almanyası tüm Yahudi vatandaşların Sarı Yahudi yıldızı taşımasını zorunlu kıldı.  
 
1945. Memurlar Kooperatifinde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1930. Arjantin'in radikal Başkan Hipolito İrigoyen askeri darbeyle devrildi.<br />
<br />
1939. Erzurum'a ilk tren girdi.<br />
<br />
Aynı gün Nazi Almanyası tüm Yahudi vatandaşların Sarı Yahudi yıldızı taşımasını zorunlu kıldı. <br />
<br />
1945. Memurlar Kooperatifinde yolsuzluk. 32 bin şeker karnesi kayboldu. <br />
<br />
1946. İzmir'de çıkan İleri gazetesi yöneticileri tutuklandı.<br />
<br />
1955. Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin bombalanması gerekçe gösterilerek başlatılan ve iki gün süren İstanbul ve İzmir'deki gösteriler Rumlara yönelik bir tahrip ve yağma hareketine dönüştü. İstanbul ve İzmir'de sıkıyönetim ilan edildi.<br />
<br />
1958. Başbakan Adnan Menderes, muhalefeti eleştirdi; &quot;İdam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya,&quot; dedi. <br />
<br />
1960. Türkiye Milli Güreş Takımı Roma Olimpiyatları'nda serbest güreşte 4 altın, 2 gümüş madalya aldı.<br />
<br />
1961. Kısa adı Eminsu olan Emekli İnkılap Subayları Derneği süresiz kapatıldı. <br />
<br />
1962. Iğdır'da deprem: 5 bin ev yıkıldı, 25 bin kişi evsiz kaldı.<br />
<br />
1975. Diyarbakır, Lice'de deprem: 2385 kişi öldü.<br />
<br />
1980. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Bülent Ecevit işçilere hitaben; &quot;Tribünlerden sahaya ininiz&quot; dedi. <br />
<br />
Aynı gün Adana'da Sabancı işletmelerindeki 8 bin işçi direnişe başladı.<br />
<br />
Sovyetler Birliği, Güney Kore havayollarına ait Boeing 747 uçağını düşürdü, 249 kişi öldü. <br />
<br />
1986. İstanbul'daki Neva Şalom Sinagogu'na saldırı. 21 Musevi öldü, 4 yaralı.<br />
<br />
1987. Siyasal yasakların kaldırılması için referandum: 89 bin 251 farkla yasaklar kalktı. Böylece, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit gibi 12 Eylül askeri darbesi sonrası kapatılan partilerin liderlerine siyaset yolu açıldı. <br />
<br />
1988. Gazeteci Mehmet Ali Birand hakkında &quot;İşte Apo, işte PKK &quot; dizisi nedeniyle dava açıldı. Milliyet gazetesinin 17 Haziran tarihli nüshası dizi nedeniyle yasaklanmıştı. <br />
<br />
Aynı gün Irak hükümeti Celal Talabani güçleri dışındaki Kürtler için af ilan ettiğini açıkladı. <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Bugün Doğanlar: <br />
<br />
1757. Marki Lafayette, Marie-Joseph-Paul-Yves-Roch-Gilbert du Motier, Amerikan Devrimi'nde İngiliz sömürgeciliğine karşı Amerikalıların yanında savaşarak ünlenen Marki Lafayette, Fransız Devriminde de devrimci burjuvazinin safında tyer alarak Fransa'nın en güçlü kişilerinden bir oldu. <br />
<br />
1766. John Dalton, maddenin atomlardan oluştuğuna ilişkin teoriyi geliştirerek çağdaş fiziğin kurucuları arasında yer alan İngiliz kimyacı ve fizikçi. <br />
<br />
<br />
<br />
Bugün Ölenler: <br />
<br />
1566. Kanuni Sultan Süleyman.<br />
<br />
1966. Güney Afrika Başbakanı Hendrick Frensch Verwoerd.<br />
<br />
1980. Spor spikeri ve yazar Eşref Şefik.<br />
<br />
1982. Yazar Azra Erhat. <br />
<br />
1992. Sinema oyuncusu Cevat Kurtuluş.<br />
<br />
1995. Sosyalist Parti kurucularından Cenan Bıçakçı.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1087-Tarihte-bug%C3%BCn">Tarihte bugün</category>
			<dc:creator>HİTAF</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139027-6-Eyl%C3%BCl</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Method Engineer - LARTH Havlu Radyatör Sanayi ve Ticaret A.S (İzmir,  06.09.2010)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139025-Method-Engineer-LARTH-Havlu-Radyat%C3%B6r-Sanayi-ve-Ticaret-A.S-%28%C4%B0zmir-06.09.2010%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 00:10:03 GMT</pubDate>
			<description>Larth Towel Radiator, was established in 01 August 2007, as 100% foreign capital jointventure by France-based Groupe Atlantic and by Italy-based company Lazzarini.     	  Larth produces towel radiator at Torbalı -İZMİR in a 12,567 m2 closed area of...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Larth Towel Radiator, was established in 01 August 2007, as 100% foreign capital jointventure by France-based Groupe Atlantic and by Italy-based company Lazzarini.     	  Larth produces towel radiator at Torbalı -İZMİR in a 12,567 m2 closed area of 22,522.51 m2. Production started in 2008 and all <br />
<br />
<a href="http://www.kariyer.net/jobsearch/jobdetail.kariyer?ilankodu=570359&amp;ilId=022" target="_blank">Devami...</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1408-Kariyer-%C4%B0%C5%9F-Olanaklar%C4%B1">Kariyer İş Olanakları</category>
			<dc:creator>gorsan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139025-Method-Engineer-LARTH-Havlu-Radyat%C3%B6r-Sanayi-ve-Ticaret-A.S-%28%C4%B0zmir-06.09.2010%29</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Mest</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139024-Mest&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 00:10:03 GMT</pubDate>
			<description>*nutella35 21, Kadın* 
Harry Potter diyorum sana alnındaki izinden dolayı. 3 kere iyi geceler diyorum gülüşünü görmek için. Ben sana 62 TL cezayı kesmek üzere olanım...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>nutella35 21, Kadın</b><br />
Harry Potter diyorum sana alnındaki izinden dolayı. 3 kere iyi geceler diyorum gülüşünü görmek için. Ben sana 62 TL cezayı kesmek üzere olanım...</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1409-%C4%B0tiraflar">İtiraflar</category>
			<dc:creator>gorsan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2139024-Mest</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
