<?xml version="1.0" encoding="WINDOWS-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Yeni Fo®umuz Biz™</title>
		<link>http://www.yeniforumuz.biz/</link>
		<description>Sitemiz geniş içeriği ile her türlü türkçe tartışma ve haber forumudur.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 08:02:23 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.yeniforumuz.biz/images/vblue_dark/misc/rss.png</url>
			<title>Yeni Fo®umuz Biz™</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/</link>
		</image>
		<item>
			<title>hayel eşittir madde</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167567-hayel-e%C5%9Fittir-madde&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 18 May 2012 19:12:58 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Maddenin Ardındaki Sır Konusu, Vahdet-i Vücut Değildir

Maddenin ardındaki sır konusu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, bu konunun vahdet-i vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.

Öncelikle şunu belirtelim ki, bu eserlerin yazarı ehl-i sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdet-i vücud öğretisini savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdet-i vücut öğretisi Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.

Vahdet-i vücud düşüncesini anlatan birçok önemli İslam aliminin, geçmişte, bu kitaplarda yer alan bazı konuları tefekkür ederek anlattıkları doğrudur. Ancak bu eserlerde anlatılanlar vahdet-i vücud düşüncesi ile aynı değildir.

Örneğin vahdet-i vücud düşüncesini savunanların bir kısmı yanlış fikirlere kapılarak, Kuran'a ve ehl-i sünnet inancına aykırı bazı iddialarda bulunmuşlar; örneğin Allah'ın yarattığı varlıkları tamamen yok saymışlardır. Oysa, maddenin ardındaki sır konusu anlatılırken kesinlikle böyle bir iddiada bulunulmamaktadır. Bu konu, Allah'ın tüm varlıkları yarattığını, ancak yarattığı varlıkların aslını Allah'ın gördüğünü, insanların ise bu varlıkların beyinlerinde oluşan görüntülerini görebildiklerini açıklamaktadır.

Gördüğümüz tüm varlıklar, dağlar, ovalar, çiçekler, insanlar, denizler, kısacası gördüğümüz herşey, Allah'ın Kuran'da var olduğunu, yoktan var ettiğini belirttiği her varlık, yaratılmıştır ve vardır. Ancak, insanlar bu varlıkların asıllarını duyu organları yoluyla göremez veya hissedemez veya duyamazlar. Gördükleri ve hissettikleri, bu varlıkların beyinlerindeki kopyalarıdır. Bu ilmi bir gerçektir ve bugün başta tıp fakülteleri olmak üzere tüm okullarda öğretilen bilimsel bir konudur. Örneğin şu anda bu yazıyı okuyan bir insan, bu yazının aslını göremez, bu yazının aslına dokunamaz. Bu yazının aslından gelen ışık, insanın gözündeki bazı hücreler tarafından elektrik sinyaline dönüştürülür. Bu elektrik sinyali, beynin arkasındaki görme merkezine giderek, bu merkezi uyarır. Ve insanın beyninin arkasında bu yazının görüntüsü oluşur. Yani siz şu anda gözünüzle, gözünüzün önündeki bir yazıyı okumuyorsunuz. Bu yazı sizin beyninizin arkasındaki görme merkezinde oluşuyor. Sizin okuduğunuz yazı, beyninizin arkasındaki “kopya yazı”dır. Bu yazının aslını ise Allah görür.

Sonuç olarak, maddenin beynimizde oluşan bir hayal olması onu “yok” hale getirmez. Ancak bize, insanın muhatap olduğu maddenin mahiyeti hakkında bilgi verir, ki bu da maddenin aslı ile hiçbir insanın muhatap olamadığı gerçeğidir.
Dışarıda Madde Vardır, Ancak Biz Maddenin Aslına Ulaşamayız!

Madde hayaldir demek, madde yoktur demek değildir. Aksine biz görsek de görmesek de maddesel bir dünya vardır. Ancak biz bu dünyayı beynimizin içinde bir kopya -diğer bir deyişle algılarımızın yorumu olarak- görürüz. Dolayısıyla madde, bizim için hayaldir. Kaldı ki dışarıda maddenin varlığını, bizden başka gören varlıklar da vardır. Allah'ın melekleri, yazıcı olarak tayin ettiği elçileri de bu dünyaya şahitlik etmektedirler:

Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır. (Kaf Suresi, 17-18)

Herşeyden önemlisi, en başta Allah herşeyi görmektedir. Bu dünyayı her türlü detayıyla Allah yaratmıştır ve Allah her haliyle görmektedir. Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmektedir:

... Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 233)

De ki: “Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir.” (İsra Suresi, 96)

Ayrıca unutmamak gerekir ki, Allah tüm olayları “Levh-i Mahfuz” isimli kitapta kayıtlı tutmaktadır. Biz görmesek de bunların tamamı Levh-i Mahfuz'da vardır. Herşeyin, All ah'ın Katında, Levh-i Mahfuz olarak isimlendirilen “Ana Kitap”ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:

Şüphesiz o, Bizim Katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)

... Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)

Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Maddenin Ardındaki Sır Konusu, Vahdet-i Vücut Değildir<br />
<br />
Maddenin ardındaki sır konusu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, bu konunun vahdet-i vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.<br />
<br />
Öncelikle şunu belirtelim ki, bu eserlerin yazarı ehl-i sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdet-i vücud öğretisini savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdet-i vücut öğretisi Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.<br />
<br />
Vahdet-i vücud düşüncesini anlatan birçok önemli İslam aliminin, geçmişte, bu kitaplarda yer alan bazı konuları tefekkür ederek anlattıkları doğrudur. Ancak bu eserlerde anlatılanlar vahdet-i vücud düşüncesi ile aynı değildir.<br />
<br />
Örneğin vahdet-i vücud düşüncesini savunanların bir kısmı yanlış fikirlere kapılarak, Kuran'a ve ehl-i sünnet inancına aykırı bazı iddialarda bulunmuşlar; örneğin Allah'ın yarattığı varlıkları tamamen yok saymışlardır. Oysa, maddenin ardındaki sır konusu anlatılırken kesinlikle böyle bir iddiada bulunulmamaktadır. Bu konu, Allah'ın tüm varlıkları yarattığını, ancak yarattığı varlıkların aslını Allah'ın gördüğünü, insanların ise bu varlıkların beyinlerinde oluşan görüntülerini görebildiklerini açıklamaktadır.<br />
<br />
Gördüğümüz tüm varlıklar, dağlar, ovalar, çiçekler, insanlar, denizler, kısacası gördüğümüz herşey, Allah'ın Kuran'da var olduğunu, yoktan var ettiğini belirttiği her varlık, yaratılmıştır ve vardır. Ancak, insanlar bu varlıkların asıllarını duyu organları yoluyla göremez veya hissedemez veya duyamazlar. Gördükleri ve hissettikleri, bu varlıkların beyinlerindeki kopyalarıdır. Bu ilmi bir gerçektir ve bugün başta tıp fakülteleri olmak üzere tüm okullarda öğretilen bilimsel bir konudur. Örneğin şu anda bu yazıyı okuyan bir insan, bu yazının aslını göremez, bu yazının aslına dokunamaz. Bu yazının aslından gelen ışık, insanın gözündeki bazı hücreler tarafından elektrik sinyaline dönüştürülür. Bu elektrik sinyali, beynin arkasındaki görme merkezine giderek, bu merkezi uyarır. Ve insanın beyninin arkasında bu yazının görüntüsü oluşur. Yani siz şu anda gözünüzle, gözünüzün önündeki bir yazıyı okumuyorsunuz. Bu yazı sizin beyninizin arkasındaki görme merkezinde oluşuyor. Sizin okuduğunuz yazı, beyninizin arkasındaki “kopya yazı”dır. Bu yazının aslını ise Allah görür.<br />
<br />
Sonuç olarak, maddenin beynimizde oluşan bir hayal olması onu “yok” hale getirmez. Ancak bize, insanın muhatap olduğu maddenin mahiyeti hakkında bilgi verir, ki bu da maddenin aslı ile hiçbir insanın muhatap olamadığı gerçeğidir.<br />
Dışarıda Madde Vardır, Ancak Biz Maddenin Aslına Ulaşamayız!<br />
<br />
Madde hayaldir demek, madde yoktur demek değildir. Aksine biz görsek de görmesek de maddesel bir dünya vardır. Ancak biz bu dünyayı beynimizin içinde bir kopya -diğer bir deyişle algılarımızın yorumu olarak- görürüz. Dolayısıyla madde, bizim için hayaldir. Kaldı ki dışarıda maddenin varlığını, bizden başka gören varlıklar da vardır. Allah'ın melekleri, yazıcı olarak tayin ettiği elçileri de bu dünyaya şahitlik etmektedirler:<br />
<br />
Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır. (Kaf Suresi, 17-18)<br />
<br />
Herşeyden önemlisi, en başta Allah herşeyi görmektedir. Bu dünyayı her türlü detayıyla Allah yaratmıştır ve Allah her haliyle görmektedir. Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmektedir:<br />
<br />
... Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 233)<br />
<br />
De ki: “Benimle aranızda şahid olarak Allah yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir.” (İsra Suresi, 96)<br />
<br />
Ayrıca unutmamak gerekir ki, Allah tüm olayları “Levh-i Mahfuz” isimli kitapta kayıtlı tutmaktadır. Biz görmesek de bunların tamamı Levh-i Mahfuz'da vardır. Herşeyin, All ah'ın Katında, Levh-i Mahfuz olarak isimlendirilen “Ana Kitap”ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:<br />
<br />
Şüphesiz o, Bizim Katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)<br />
<br />
... Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)<br />
<br />
Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75)</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?984-Felsefe">Felsefe</category>
			<dc:creator>love62127</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167567-hayel-e%C5%9Fittir-madde</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Notebook ta Uygun Fiyat ve Taksit Seçenekleri</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167566-Notebook-ta-Uygun-Fiyat-ve-Taksit-Se%C3%A7enekleri&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 18 May 2012 11:37:56 GMT</pubDate>
			<description>:huhu:   uygun fiyat ve taksit seçenekleri sunan site önerilerinizi bekliyorum.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>:huhu:   uygun fiyat ve taksit seçenekleri sunan site önerilerinizi bekliyorum.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?877-Bilgisayar-Donan%C4%B1m">Bilgisayar Donanım</category>
			<dc:creator>ONURUNOZAN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167566-Notebook-ta-Uygun-Fiyat-ve-Taksit-Se%C3%A7enekleri</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Okyanuslu Öğrenciler, Rekor İçin Hazırlanıyor</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167565-Okyanuslu-%C3%96%C4%9Frenciler-Rekor-%C4%B0%C3%A7in-Haz%C4%B1rlan%C4%B1yor&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 18 May 2012 01:51:08 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Dünyanın en kalabalık manken grubu olarak sahneye çıkıp, Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi hedefleyen Okyanus Koleji öğrencileri, büyük gün için hazırlanıyor.
Eğitimin yanı sıra; sanat, spor ve kültürel alanlarda da önemli başarılara imza atan Okyanus Kolejleri, Guinnes Rekorlar Kitabı'na geçecek olan büyük gösteri için gün sayıyor.
26 Mayıs 2012 Cumartesi günü saat 19.30'da Bayrampaşa Ora Arena'da düzenlenecek olan büyük gösteride Okyanus Koleji öğrencileri, dünyanın en kalabalık manken grubu olarak sahneye çıkacaklar. Bu büyük defileyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi amaçlayan öğrenciler, ayrıca dans ve müzik şovlarıyla da güzel bir gösteri sunacaklar.
Okyanus Kolejleri, öğrencileri bu dev gösteride yalnız bırakmamak için tüm velileri geceye katılmaya davet ediyor. Gecenin biletleri Okyanus Koleji kampüslerindeki muhasebe birimlerinden temin edilebilir.

Facebook Linki http://www.facebook.com/okyanuskoleji
Twitter Linki  http://twitter.com/okyanuskoleji]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Dünyanın en kalabalık manken grubu olarak sahneye çıkıp, Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi hedefleyen Okyanus Koleji öğrencileri, büyük gün için hazırlanıyor.<br />
Eğitimin yanı sıra; sanat, spor ve kültürel alanlarda da önemli başarılara imza atan Okyanus Kolejleri, Guinnes Rekorlar Kitabı'na geçecek olan büyük gösteri için gün sayıyor.<br />
26 Mayıs 2012 Cumartesi günü saat 19.30'da Bayrampaşa Ora Arena'da düzenlenecek olan büyük gösteride Okyanus Koleji öğrencileri, dünyanın en kalabalık manken grubu olarak sahneye çıkacaklar. Bu büyük defileyle Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi amaçlayan öğrenciler, ayrıca dans ve müzik şovlarıyla da güzel bir gösteri sunacaklar.<br />
Okyanus Kolejleri, öğrencileri bu dev gösteride yalnız bırakmamak için tüm velileri geceye katılmaya davet ediyor. Gecenin biletleri Okyanus Koleji kampüslerindeki muhasebe birimlerinden temin edilebilir.<br />
<br />
Facebook Linki <a href="http://www.facebook.com/okyanuskoleji" target="_blank">http://www.facebook.com/okyanuskoleji</a><br />
Twitter Linki  <a href="http://twitter.com/okyanuskoleji" target="_blank">http://twitter.com/okyanuskoleji</a></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?939-Her-Telden">Her Telden</category>
			<dc:creator>godmin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167565-Okyanuslu-%C3%96%C4%9Frenciler-Rekor-%C4%B0%C3%A7in-Haz%C4%B1rlan%C4%B1yor</guid>
		</item>
		<item>
			<title>asp.net session sorunu</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167563-asp.net-session-sorunu&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 17 May 2012 16:09:46 GMT</pubDate>
			<description>arkadaşlar ben master page ile site yaptım bu üyelik var bunu bütün slaytta nasıl geçerli yapabilirim....</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>arkadaşlar ben master page ile site yaptım bu üyelik var bunu bütün slaytta nasıl geçerli yapabilirim....</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?872-Yeni-Ba%C5%9Flayanlar">Yeni Başlayanlar</category>
			<dc:creator>temhaturk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167563-asp.net-session-sorunu</guid>
		</item>
		<item>
			<title>C# ta grafik çizme</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167561-C-ta-grafik-%C3%A7izme&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Tue, 15 May 2012 13:17:28 GMT</pubDate>
			<description>Arkadaşlar ben bir diyet programı yapıyorum, veritabanından hastanın en son yaptırdığı testlerin(örneğin son 5 test) sayısal değerlerini çekerek bir grafik çizdirmek istiyorum fikir verebilecek olan var mı nasıl yapacağım konusunda?</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Arkadaşlar ben bir diyet programı yapıyorum, veritabanından hastanın en son yaptırdığı testlerin(örneğin son 5 test) sayısal değerlerini çekerek bir grafik çizdirmek istiyorum fikir verebilecek olan var mı nasıl yapacağım konusunda?</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1070-Program-Kullan%C4%B1mlar%C4%B1">Program Kullanımları</category>
			<dc:creator>aysearslan91</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167561-C-ta-grafik-%C3%A7izme</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Cengizhan Yeni yükselen yıldız</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167559-Cengizhan-Yeni-y%C3%BCkselen-y%C4%B1ld%C4%B1z&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 22:29:39 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[4 İmparatorluğun farklı yerlerden katıldığı bir mücadelede Cengizhan'ın[ sağ kolu olmak ister misin ?
Biz epey süre önce beta sürümü ile oyuna arkadaşlarımızla başladık. Ta ki Cengizhan'ın kudretine 
ulaşana kadar oynamaya ve savaşmaya devam etmek istiyoruz. Ama kudret demek güç demek. Bu gücü
bizlerle yönetmek için aramıza katılmaya ne dersin ?

İblisler istilaları zorlaştırmak için Uzay zaman geçidinden gelerek imparatorluklara saldırıp zarar 
veriyorlar. Moğollar, Persler, Türkler ve Ruslar büyük bir kargaşa içerisinde yürütüyor savaşlarını.

Ateş büyücüleri ölüm dolu alevlerini diyarlardan diyarlara kusarken Gardiyanlar şehirlerin ve tapınakların
girişlerini canları pahasına koruyorlar. Kahinler ve keşişler ruhani savaşlarını devam ettirirken
Kılıç ustası ve Mızrakçılar çeliğin çelikle çarpışmasını tüm dünyaya dinletiyorlar.

Ve daha nice yetenekliler... Suikatçiler, tüfekçiler, savaş büyücüleri ve daha niceleri. Sen niye 
Bu güç içinde ki yerini almıyorsun ? 

Cesur savaşlar ve yüce yürekli rakipler seni bekliyor.

Tamami ile Türkçe olan bu macerada sende yerini al ve bize katıl.

Seni bekliyor olacağız. Forum adresime mesaj atarsanız ulaşabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>4 İmparatorluğun farklı yerlerden katıldığı bir mücadelede Cengizhan'ın[ sağ kolu olmak ister misin ?<br />
Biz epey süre önce beta sürümü ile oyuna arkadaşlarımızla başladık. Ta ki Cengizhan'ın kudretine <br />
ulaşana kadar oynamaya ve savaşmaya devam etmek istiyoruz. Ama kudret demek güç demek. Bu gücü<br />
bizlerle yönetmek için aramıza katılmaya ne dersin ?<br />
<br />
İblisler istilaları zorlaştırmak için Uzay zaman geçidinden gelerek imparatorluklara saldırıp zarar <br />
veriyorlar. Moğollar, Persler, Türkler ve Ruslar büyük bir kargaşa içerisinde yürütüyor savaşlarını.<br />
<br />
Ateş büyücüleri ölüm dolu alevlerini diyarlardan diyarlara kusarken Gardiyanlar şehirlerin ve tapınakların<br />
girişlerini canları pahasına koruyorlar. Kahinler ve keşişler ruhani savaşlarını devam ettirirken<br />
Kılıç ustası ve Mızrakçılar çeliğin çelikle çarpışmasını tüm dünyaya dinletiyorlar.<br />
<br />
Ve daha nice yetenekliler... Suikatçiler, tüfekçiler, savaş büyücüleri ve daha niceleri. Sen niye <br />
Bu güç içinde ki yerini almıyorsun ? <br />
<br />
Cesur savaşlar ve yüce yürekli rakipler seni bekliyor.<br />
<br />
Tamami ile Türkçe olan bu macerada sende yerini al ve bize katıl.<br />
<br />
Seni bekliyor olacağız. Forum adresime mesaj atarsanız ulaşabilirsiniz.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?904-Online-Oyunlar-Online-Games">Online Oyunlar - Online Games</category>
			<dc:creator>Levidio</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167559-Cengizhan-Yeni-y%C3%BCkselen-y%C4%B1ld%C4%B1z</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hayra, Kötülüğe Vesile Olma, Rızık Meselesi, Allahın El-Mukîtu Güzel İsmi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167558-Hayra-K%C3%B6t%C3%BCl%C3%BC%C4%9Fe-Vesile-Olma-R%C4%B1z%C4%B1k-Meselesi-Allah%C4%B1n-El-Muk%C3%AEtu-G%C3%BCzel-%C4%B0smi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 13:20:08 GMT</pubDate>
			<description>Hayra, Kötülüğe Vesile Olma, Rızık Meselesi, Allahın El-Mukîtu Güzel İsmi

	Kuran-ı Kerim’de Allah’ın (c.c.) el-Mukît güzel ismi genel bir anlama gelecek biçimde şöyle bir ayette de geçmektedir: “Kim iyi bir işe vesile olursa bu iyilikten onun da bir nasibi vardır. Kim bir kötülüğe aracı olursa bu kötülüğün vebalinden mutlaka ona da bir pay vardır. Allah her şeyin karşılığını vericidir (el-Mukît) (Nisâ suresi, 85).” Burada el-Mukît vesile veya aracı olduğumuz bütün iyiliklerin ve kötülüklerin sonucu elde ettiğimiz kazancın karşılığını veren olarak çok geniş bir anlama gelecek biçimde kullanılmıştır. 

Bir iyiliğe, daha doğrusu pek çok iyiliğe vesile olmak bu devirde o kadar zor değildir. Bu konuda teknolojik ürünlerin hayatımızdaki bazı işleri kolaylaştırması gibi bir durum yaşanmaktadır. Müslümanların bir araya gelerek, topluluk oluşturarak gerçekleştirdikleri pek çok hizmet vardır. Bunların birisinde veya birkaçında yapılacak çok küçük hizmetler, ufak maddi yardımlar, pek büyük hayırlı hizmetlere vesile olmanın sevabını da kazandıracaktır. Bu da yukarıdaki ayetin gölgesinin üzerimize düşmesini sağlayacaktır. 

Bir kötülüğe, daha doğrusu pek çok kötülüğe vesile olmak da bu devirde o kadar zor değildir. Pek kolaydır. Bilerek veya bilmeyerek pek çok insan bu devirde böyle bir duruma düşmektedir. Yanlış sözler, işler, en çok da Allah’a isyan halinde olan, yani Kuran-ı Kerim’i ve peygamberimizi (s.a.s) rehber edinmeyen, hatta bunlarla çatışan çeşitli topluluklar içerinde bulunma, bu gibi yerlerde bazı ufak tefek işleri yapma, maddi yardımlar dağlar büyüklüğünde günahlar kazanmamıza vesile olacaktır. 

Onun için elimizden geldiğince iyi kimselerle birlikte olalım. Onlarla beraber bulunmanın faziletlerini yaşayalım. 

Bir gün bir camide Kâbe tarafından gelen bir acayip feyz algıladım. Olağanüstüydü. Bütün letaiflerim harekete geçmişti. Gelen feyzle neredeyse kaburga kemiklerim kırılacaktı. Bu durum sanki Mescid-i Haram’da namaz kılınıyormuşçasına beni etkiledi. İkinci, üçüncü, dördüncü… gidişlerimde de bu durum devam etti. Acaba bunun nedeni nedir, diye düşünüp merak etmeye başladım. Cami görevlisine, burada ne yapılıyor ki bu kadar feyizli, diye sordum. O, cami cemaati arasında yaptıkları bir taksimle her hafta bir hatim indirip insanların boş bulundukları ve camiye daha çok geldikleri pazar günü öğle namazından sonra da hatim duasını okuyarak hem cami cemaatini çoğalttıklarını hem de bir hayrı herkese dağıtmaya vesile olduklarını söyledi.  Doğrusu şaşkındım. Hatmin bu kadar büyük bir etki ile her gün camiye Kâbe tarafından gelen bir acayip feyz kazandırması beni çok şaşırttı. Gerçekten Allah kendi kitabına, onun okunmasına çok büyük değer ve önem veriyor, bunu bir kez daha ciddi bir şekilde anladım. Ama yine de o gelen feyzin nedeninin okunan hatmin sevabının oradaki insanlarla paylaşılması ile büyük bir ilgisinin olduğunu düşünüyorum. Aslında buna eminim. Allah’ın rahmeti hayrın insanlarla paylaşılmasında adeta coşmaktadır. Yukarıdaki ayeti bir daha okursak bunun nedenini, yani rahmetin neden coştuğunu daha iyi anlayabiliriz sanırım: “Kim iyi bir işe vesile olursa bu iyilikten onun da bir nasibi vardır. Kim bir kötülüğe aracı olursa bu kötülüğün vebalinden mutlaka ona da bir pay vardır. Allah her şeyin karşılığını vericidir (el-Mukît) (Nisâ suresi, 85).” Bir insan şayet tek başına o camide her gün Kuran-ı Kerim okuyup hafta bir hatim indirip sevabını camii cemaati ile paylaşmasa o feyzin oluşmayacağını sanıyorum. Aslında buna eminim. 

El-Mukîtu güzel isminde sözcüğün kökü  “kût”tur (besin, gıda). Bundan dolayı el-Mukît, rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren anlamıyla yaygın olarak tanınmıştır. 

Allah (c.c.) her kulun her türlü ihtiyacını bilen ve karşılayandır. Çaresiz bir bebeğin günlük gıdasını anne sütüne koymuş, böylelikle onu sağlıklı ve dengeli büyümesinde ilk altı ay için gerekli hiçbir gıda maddesinden yoksun bırakmamıştır. 

El-Mukît (herkese hak ettiği karşılığı veren; rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren) güzel ismi ile kula düşen görev nedir? Allah (c.c.), eşsiz kitabı Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret. Kendin de namaza devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Bilakis senin rızkın Bize aittir. Güzel sonuç, Allah’ı sayıp haramlardan korunmadadır (Taha suresi, 132).” Hâlbuki çoğu kişi hal dilleri ile bu ayeti inkâr etmektedir. Onlara göre en birinci vazifeleri geçimdir. Dünya için çalışmadır. İyi bir iş edinip para kazanmaktır. İbadetler hayatta ikinci derece bir öneme sahiptir. Oysa yukarıdaki ayet-i kerimede Allah (c.c.) birinci vazife olarak ibadeti emretmekte, ailemize ve etki altımızdaki insanlara namazı emretmemizi bildirmektedir. Rızık konusunu yüce Allah kendi üzerine almaktadır. Yani bu ayet dolaylı bir şekilde aile bireyleri namaz kılan ailelerde büyük bir bereketin hâsıl olacağına, böylelerinin maişet darlığı çekmeyeceğine de işaret etmektedir. Çünkü yüce Allah (c.c.) doğruyu söyler ve verdiği sözü de yerine getirir. Geçim darlığı ve maddi sıkıntı çeken insanlar dünya için çalışma nedeniyle ve vakit bulamıyoruz diyerek ibadetlerini ihmal eden ve aile fertlerinin namaz kılmamalarına aldırış etmeyen kimselerdir. 

	Lütfen dikkat buyuralım: Allah (c.c.) yukarıdaki ayette itaatin en makbulü olan namaz kılma ile nefsin dünya yaşamında en çok kaygı duyduğu ve peşinden koştuğu rızık elde etme olgusunu karşı karşıya getiriyor. Seçimimizin, daha doğrusu önceliğimizin namaz kılmadan yana olmasını istiyor. Her insanın da rızkını karşılamayı üzerine alıyor. Buna kefil oluyor. Bundan daha büyük bir güvence olabilir mi? Bu konuda akla gelebilecek niçinleri ve nasılları bir kenara bırakarak Allah’a (c.c.) itaat etmek gerekir. Çünkü pek çok insan rızık elde etme peşinde olduğu gerekçesiyle, yani çalıştıklarından, işleri ve güçlerinden başlarını kaldıramadıklarından namaz kılamadıklarını söylemektedirler. Allah (c.c.) ezeli ilmiyle bunları bildiği için insanın bu türdeki mazeretlerini iptal etmekte ve bu konuda önceliği namaz kılmaya vermektedir. Ayrıca insanın rızık konusundaki kaygılarının yersiz olduğunu, çünkü rızkı vermeyi Kendi üzerine aldığını bildirmektedir. 

Allah hayırlara vesile olmayı, rızık konusunda endişelenmemeyi, namaza ve ibadetlere birinci planda önem vermeyi nasip eylesin. Âmin. 

Muhsin İyi</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hayra, Kötülüğe Vesile Olma, Rızık Meselesi, Allahın El-Mukîtu Güzel İsmi<br />
<br />
	Kuran-ı Kerim’de Allah’ın (c.c.) el-Mukît güzel ismi genel bir anlama gelecek biçimde şöyle bir ayette de geçmektedir: “Kim iyi bir işe vesile olursa bu iyilikten onun da bir nasibi vardır. Kim bir kötülüğe aracı olursa bu kötülüğün vebalinden mutlaka ona da bir pay vardır. Allah her şeyin karşılığını vericidir (el-Mukît) (Nisâ suresi, 85).” Burada el-Mukît vesile veya aracı olduğumuz bütün iyiliklerin ve kötülüklerin sonucu elde ettiğimiz kazancın karşılığını veren olarak çok geniş bir anlama gelecek biçimde kullanılmıştır. <br />
<br />
Bir iyiliğe, daha doğrusu pek çok iyiliğe vesile olmak bu devirde o kadar zor değildir. Bu konuda teknolojik ürünlerin hayatımızdaki bazı işleri kolaylaştırması gibi bir durum yaşanmaktadır. Müslümanların bir araya gelerek, topluluk oluşturarak gerçekleştirdikleri pek çok hizmet vardır. Bunların birisinde veya birkaçında yapılacak çok küçük hizmetler, ufak maddi yardımlar, pek büyük hayırlı hizmetlere vesile olmanın sevabını da kazandıracaktır. Bu da yukarıdaki ayetin gölgesinin üzerimize düşmesini sağlayacaktır. <br />
<br />
Bir kötülüğe, daha doğrusu pek çok kötülüğe vesile olmak da bu devirde o kadar zor değildir. Pek kolaydır. Bilerek veya bilmeyerek pek çok insan bu devirde böyle bir duruma düşmektedir. Yanlış sözler, işler, en çok da Allah’a isyan halinde olan, yani Kuran-ı Kerim’i ve peygamberimizi (s.a.s) rehber edinmeyen, hatta bunlarla çatışan çeşitli topluluklar içerinde bulunma, bu gibi yerlerde bazı ufak tefek işleri yapma, maddi yardımlar dağlar büyüklüğünde günahlar kazanmamıza vesile olacaktır. <br />
<br />
Onun için elimizden geldiğince iyi kimselerle birlikte olalım. Onlarla beraber bulunmanın faziletlerini yaşayalım. <br />
<br />
Bir gün bir camide Kâbe tarafından gelen bir acayip feyz algıladım. Olağanüstüydü. Bütün letaiflerim harekete geçmişti. Gelen feyzle neredeyse kaburga kemiklerim kırılacaktı. Bu durum sanki Mescid-i Haram’da namaz kılınıyormuşçasına beni etkiledi. İkinci, üçüncü, dördüncü… gidişlerimde de bu durum devam etti. Acaba bunun nedeni nedir, diye düşünüp merak etmeye başladım. Cami görevlisine, burada ne yapılıyor ki bu kadar feyizli, diye sordum. O, cami cemaati arasında yaptıkları bir taksimle her hafta bir hatim indirip insanların boş bulundukları ve camiye daha çok geldikleri pazar günü öğle namazından sonra da hatim duasını okuyarak hem cami cemaatini çoğalttıklarını hem de bir hayrı herkese dağıtmaya vesile olduklarını söyledi.  Doğrusu şaşkındım. Hatmin bu kadar büyük bir etki ile her gün camiye Kâbe tarafından gelen bir acayip feyz kazandırması beni çok şaşırttı. Gerçekten Allah kendi kitabına, onun okunmasına çok büyük değer ve önem veriyor, bunu bir kez daha ciddi bir şekilde anladım. Ama yine de o gelen feyzin nedeninin okunan hatmin sevabının oradaki insanlarla paylaşılması ile büyük bir ilgisinin olduğunu düşünüyorum. Aslında buna eminim. Allah’ın rahmeti hayrın insanlarla paylaşılmasında adeta coşmaktadır. Yukarıdaki ayeti bir daha okursak bunun nedenini, yani rahmetin neden coştuğunu daha iyi anlayabiliriz sanırım: “Kim iyi bir işe vesile olursa bu iyilikten onun da bir nasibi vardır. Kim bir kötülüğe aracı olursa bu kötülüğün vebalinden mutlaka ona da bir pay vardır. Allah her şeyin karşılığını vericidir (el-Mukît) (Nisâ suresi, 85).” Bir insan şayet tek başına o camide her gün Kuran-ı Kerim okuyup hafta bir hatim indirip sevabını camii cemaati ile paylaşmasa o feyzin oluşmayacağını sanıyorum. Aslında buna eminim. <br />
<br />
El-Mukîtu güzel isminde sözcüğün kökü  “kût”tur (besin, gıda). Bundan dolayı el-Mukît, rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren anlamıyla yaygın olarak tanınmıştır. <br />
<br />
Allah (c.c.) her kulun her türlü ihtiyacını bilen ve karşılayandır. Çaresiz bir bebeğin günlük gıdasını anne sütüne koymuş, böylelikle onu sağlıklı ve dengeli büyümesinde ilk altı ay için gerekli hiçbir gıda maddesinden yoksun bırakmamıştır. <br />
<br />
El-Mukît (herkese hak ettiği karşılığı veren; rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren) güzel ismi ile kula düşen görev nedir? Allah (c.c.), eşsiz kitabı Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Ailene ve ümmetine namaz kılmalarını emret. Kendin de namaza devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Bilakis senin rızkın Bize aittir. Güzel sonuç, Allah’ı sayıp haramlardan korunmadadır (Taha suresi, 132).” Hâlbuki çoğu kişi hal dilleri ile bu ayeti inkâr etmektedir. Onlara göre en birinci vazifeleri geçimdir. Dünya için çalışmadır. İyi bir iş edinip para kazanmaktır. İbadetler hayatta ikinci derece bir öneme sahiptir. Oysa yukarıdaki ayet-i kerimede Allah (c.c.) birinci vazife olarak ibadeti emretmekte, ailemize ve etki altımızdaki insanlara namazı emretmemizi bildirmektedir. Rızık konusunu yüce Allah kendi üzerine almaktadır. Yani bu ayet dolaylı bir şekilde aile bireyleri namaz kılan ailelerde büyük bir bereketin hâsıl olacağına, böylelerinin maişet darlığı çekmeyeceğine de işaret etmektedir. Çünkü yüce Allah (c.c.) doğruyu söyler ve verdiği sözü de yerine getirir. Geçim darlığı ve maddi sıkıntı çeken insanlar dünya için çalışma nedeniyle ve vakit bulamıyoruz diyerek ibadetlerini ihmal eden ve aile fertlerinin namaz kılmamalarına aldırış etmeyen kimselerdir. <br />
<br />
	Lütfen dikkat buyuralım: Allah (c.c.) yukarıdaki ayette itaatin en makbulü olan namaz kılma ile nefsin dünya yaşamında en çok kaygı duyduğu ve peşinden koştuğu rızık elde etme olgusunu karşı karşıya getiriyor. Seçimimizin, daha doğrusu önceliğimizin namaz kılmadan yana olmasını istiyor. Her insanın da rızkını karşılamayı üzerine alıyor. Buna kefil oluyor. Bundan daha büyük bir güvence olabilir mi? Bu konuda akla gelebilecek niçinleri ve nasılları bir kenara bırakarak Allah’a (c.c.) itaat etmek gerekir. Çünkü pek çok insan rızık elde etme peşinde olduğu gerekçesiyle, yani çalıştıklarından, işleri ve güçlerinden başlarını kaldıramadıklarından namaz kılamadıklarını söylemektedirler. Allah (c.c.) ezeli ilmiyle bunları bildiği için insanın bu türdeki mazeretlerini iptal etmekte ve bu konuda önceliği namaz kılmaya vermektedir. Ayrıca insanın rızık konusundaki kaygılarının yersiz olduğunu, çünkü rızkı vermeyi Kendi üzerine aldığını bildirmektedir. <br />
<br />
Allah hayırlara vesile olmayı, rızık konusunda endişelenmemeyi, namaza ve ibadetlere birinci planda önem vermeyi nasip eylesin. Âmin. <br />
<br />
Muhsin İyi</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1089-%C4%B0slam">İslam</category>
			<dc:creator>muhsin iyi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167558-Hayra-K%C3%B6t%C3%BCl%C3%BC%C4%9Fe-Vesile-Olma-R%C4%B1z%C4%B1k-Meselesi-Allah%C4%B1n-El-Muk%C3%AEtu-G%C3%BCzel-%C4%B0smi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Allah’ın Hükümranlığı (Egemenliği),  Hükümdarlığı (Yöneticiliği), El-Melik Güzel İsmi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167557-Allah%E2%80%99%C4%B1n-H%C3%BCk%C3%BCmranl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-%28Egemenli%C4%9Fi%29-H%C3%BCk%C3%BCmdarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-%28Y%C3%B6neticili%C4%9Fi%29-El-Melik-G%C3%BCzel-%C4%B0smi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 13:19:34 GMT</pubDate>
			<description>Allah’ın Hükümranlığı (Egemenliği),  Hükümdarlığı (Yöneticiliği), El-Melik Güzel İsmi

Bir hükümdarda devletin bütün erkleri (yasama, yürütme, yargı) nasıl toplanırsa Allah (c.c.) da gerçek bir hükümdar, hükümdarlar hükümdarı olarak bu güçleri mutlak ve sınırsız anlamda kendisinde bulundurmaktadır. Çünkü O her şeyin yaratıcısı ve gerçek sahibi olarak böyle bir hakka doğal olarak sahiptir. Fakat imtihan sırrı gereği bunun tecellisi dünyada biraz perdeli ve gizemli bir biçimde gerçekleşmektedir. 


Allah (c.c.) doğa yasaları ile evreni ve yeryüzünü dilediği şekilde yönetmektedir. Her şey O’nun iradesi ile hareket etmektedir. Mevsimler, gece ve gündüz bu iradenin bir yansımasıdır. Havanın ve suyun kaldırma yasası Allah’ın (c.c.) el- Melik güzel isminin bir tecellisi olarak maddenin içerisine yerleştirilmiştir. Ama Allah (c.c.) özel ve sosyal yaşamlarını biçimlendirmede insana bir kısmi irade vermiştir. Bunda insanı bir imtihana tabi tutmuştur. Verdiği özgürlükle onu sorumlu tutmuştur. Gönderdiği peygamberlere ve indirdiği kitaplara uygun olarak emir ve yasakları istikametinde yaşayanlardan razı olduğunu, diğerlerinden de hoşnutsuzluğunu bildirmiştir.  


Gerçi Allah’ın (c.c.) el-Melik güzel isminin yargı yönü mutlak anlamda ahirette tecelli edecektir. Buna göre Allah (c.c.) insanları ahirette el-Melik güzel ismiyle dünya yaşamları için tek tek yargılayacak, iyileri ödüllendirecek, kötüleri de cezalandıracaktır. Ama kısmen de olsa el-Melik güzel isminin bu yönünün dünyada da tecelli ettiğini görmekteyiz. Kuran-ı Kerim’de ilahi adaletten uzak olan ve peygamberlerin çağrısına uymayan nice kavimlerin helaki ile ilgili kıssaları buna birer örnektir. Aynı yasanın çağımızda da zulümle ve diktatörlükle idare edilen devletlerin yıkılmasında bir yansımasını görebiliriz. 


Allah (c.c.) gerçek güç ve iktidar sahibidir. Görünüşte insanları, insanların işlerini yetkili ve nüfuzlu insanlar yönetirler. Ama aslında her şey Allah’ın (c.c.) izni ve yaratması ile meydana gelmektedir. Allah’ın (c.c.) izni ve yaratması olmadan hiçbir yetkili ve nüfuzlu kişi ne bir kimsenin işini görebilir, ne de kimseye zarar verebilir. Allah (c.c.) evreni, doğayı, doğa yasalarını ve olaylarını yaratıp idare ettiği gibi bizim tayin ve tespit edemeyeceğimiz bir güç ve iktidarla aslında insanı, toplumu, toplumsal yasaları ve olayları da yaratıp idare etmektedir. 


Nasıl zenginlik ve fakirlik Allah’ın rızasına işaret etmiyorsa, bunlar dünya imtihanının birer özellikleri ise insanlardan bazılarına verilen yöneticilik yetkisi de böyledir. Mevki makam insanların imtihan edildikleri dünya nimetlerindendir. Allah’ın (c.c.) bazı insanlara bu yetkiyi vermesinde çok derin hikmetler yatabilir. Allah (c.c.) bazen zalimleri iş başına getirir. Böylece esasta haklı olan inananların bazı yanlış işlerini ortaya çıkarır. Onları zalimlerin eliyle cezalandırarak tövbe etmelerini, temizlenmelerini sağlar. Bazen de adaletli kimseler yetki sahibi olurlar.  O zaman hak yerini bulmuş olur. Yine de insan olarak hatadan uzak olamayız. Bazı guruplara yapılan ufak tefek haksızlıklar birleşir, büyür. Sonra bu haksızlıkların öcünü alacak yetki sahibi kimseler toplumda öne çıkarlar. Hadiselerin sevkiyle onlar liderlik koltuklarına oturarak toplumda bir denge unsuru olurlar. Bu böylece devam eder gider. Dünya tarihi yapılan haksızlıkların bir gün faturalarının ödendiği pek çok sahne ile doludur. Hz. Musa’nın (a.s.) üzerindeki büyük gücün ve ilahi kudretin nedeni genellikle şöyle açıklanır: ‘Firavun tarafından haksızca öldürülen çocukların güçleri Allah’ın bir sünnetullahı (ilahi kanunu) olarak Hz. Musa’da (a.s) toplamıştır.’  Bütün bunlar herkes için birer imtihan konusudur. Sonuçta her şey Allah’ın emri ile olur. Haksız olan kazandığı zaman bunda Allah’ın rızası yoktur. Bu geçici bir galibiyettir. Allah (c.c.) zalime hikmeti gereğince sadece belli bir zaman için izin verir. 

	İbn-i Haldun (Ö. 1406) Kuzey Afrika’da pek çok devletin insanlar gibi doğup belli bir süre geçtikten, yani olgun devirlerini yaşadıktan sonra yıkıldıklarını görmüştür. Ayrıca Kuran-ı kerim’deki ‘Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir ne de erteleyebilir. (Müminun suresi, 43).’ ayet-i kerimesini de dikkate aldığında Mukaddime isimli eserindeki devletler hakkındaki meşhur kanaati pekişmiştir. Sonuçta devletlerin canlılar gibi doğup gelişip ihtiyarlayarak öldükleri kuramını ortaya atmıştır. 


Devlette egemenliği elinde tutan sülale veya parti güttüğü ideoloji gereği az da olsa bazı haksızlıklara neden olabiliyor. Bunun sonucu yıpranıyor. Bir süre sonra ya idareden el çekiyor ya da çektiriliyor. Başa geçen yeni bir sülale veya parti ile bir denge sağlanıyor. Haksızlıklar gideriliyor. Ama bu sefer de başka tür haksızlıklara kapı açılıyor. Bunlar da iktidardakini yıpratmaya başlıyor. Demek ki Allah (c.c.) iktidar sahipleri için bazı toplumsal ve siyasal yasalar koyarak onları gizli bir şekilde yönetmektedir. Toplumsal ve siyasal hayatta iktidardakileri belirleyen bazı gizli kanunlar bulunmaktadır. 


Allah (c.c.) bütün evreni, doğayı koyduğu yasalarla yönetir. Bu yasalarda istediği şekilde tasarruf etme hakkına sahipken genellikle bunlarda kıl kadar bir sapma bile olmaz. Bu yasalara sünnetullah da denir. Örneğin dünya kendi ekseni etrafında yirmi dört saatte, güneşin etrafında 365 gün 6 saatte dönüşünü tamamlar. Bu evren var olalı beri böyledir. Tüm evrenin dengesi bu sayede korunmaktadır. Şayet dünya bu dönme olayını terk etse güneş sistemi birbiri ardı sıra dizilen domino taşları gibi yıkılıp giderdi. Evrendeki bu denge, yıldızlardaki yer çekimi ile gezegenlerdeki dönme ile meydana gelen merkez kaç kuvvetinin etkilerinin bir uyuma dönüşmesiyle oluşmaktadır.


Allah’ın (c.c.) evrene ve doğa yasalarına tam bir hâkimiyeti vardır. Kıyamet günü bu yasalar değişecek; yıldızlarla gezegenler çarpışacak, dağılacaktır. Atomlar bileşenlerine ayrılarak büyük bir enerji dalgasına dönüştükten sonra yok olacaklardır. Sonra yeni bir yaratılış başlayacaktır. 


Allah (c.c.) insanlara verdiği kısmi irade ile hayır ve şerri seçme izni vermiştir. Toplumsal yaşam bu iznin kullanıldığı bir alandır. Allah’ın (c.c.) dini Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz ve dört sahabe döneminde örnek birer toplum ve devlet olarak hayata geçirilmişti. Sonradan bu örneklik pek çok İslam devletine de model oldu. Tarihte bazı toplumlar Kuran-ı Kerim’i ve Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimizin yaşamını temel alarak örnek devletler kurmuşlardır. Adaleti ve huzuru bizleri imrendirecek ölçülerde yaşamışlardır. Başka toplumlara ulaştırmaya çalışmışlardır. Bunlardan Osmanlı Devleti ilk akla gelen örnektir. 


Allah (c.c.) nasıl evreni ve doğayı yasalarla yönetiyorsa toplumları da şu ilahi yasayla (sünnetullahla) yönetmektedir: “Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe hiç kuşku yok ki Allah da o toplumda olan hali değiştirmez. Allah bir toplum için kötülük irade buyurdu mu onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah’ın dışında da başka bir yöneticilerin yöneticisi (el-Vâlî) yoktur (Ra’d suresi, ayet 11).”


Ayette her ne kadar Allah’ın (c.c.) el-Vâlî güzel ismi mastar olarak geçse de burada bu güzel ismin ne anlama geldiğini, Allah’ın (c.c.) toplumların yönetimdeki işleyişine koyduğu sünnetullahla birlikte anlamaktayız. Şöyle ki: Toplumları Allah (c.c.), genel olarak inançlarına, manevi yönlerine, ahlaki durumlarına uygun olarak yönetmekte, daha doğrusu başlarına kendilerinin bu açılardan genel durumunu temsil eden uygun yöneticileri getirmektedir. Buna göre temiz bir toplumun başına iyi bir yönetici gelirken her türlü günaha batmış, manevi yönden çökmüş bir toplumun başına da bir ahlaksız geçmektedir. Gerçi demokrasi ile yönetilen ülkelerde bundan başka bir sonucun da ortaya çıkması elbette mantık kurallarına aykırıdır. Çünkü herkes kendisine benzeyen insana oy verecektir. Ama Allah (c.c.) toplumların yönetimi için böyle bir sünnetullah belirlediğini söylüyorsa bunun yönetim biçimi ile bir ilgisinin olamadığını, monarşi veya diktatörlük rejimlerinde de bunun geçerli olduğunu düşünebiliriz. Çünkü evren ve doğada gördüğümüz sünnetullahın değişmezliği, toplum için konan bu yasa için de geçerlidir.


İnsanların çoğu yaratıcı olarak Allah’ı (c.c.) kabul ettikleri halde El-Hakem güzel ismiyle O’na inanmazlar. Yaşamlarında Allah’ın (c.c.) hükümlerine yer vermezler. Kuran-ı Kerim’de sıfatları ve güzel isimleri ile Kendi’sini tanıtan Allah’a (c.c.) değil kafalarında arzu ve hevesleri istikametinde yarattıkları sahte ilahlara iman ederler. Peygamberin (s.a.s) sünnetini de küçümserler ve onun çağdışı kaldığını söylerler. Allah’ın (c.c.) dinine ters düşen çeşitli ideolojilere; kendi akıllarına, arzu ve heveslerine uygun olarak hareket ederler. 


“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? (En’am suresi, 114)”, “Allah, aramızda hüküm verenlerin en hayırlısıdır (A’raf suresi,  87).”, “Kim Allah’ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam kâfirdirler (Mâide suresi, 44).”


İnsanların en çok şirke düştükleri husus güç ve kudrettir. İktidar sahiplerine takılıp kalmadır. Onların her şeyi yapabileceklerini sanırlar. Hâlbuki güç ve kudret tamamen Allah’a aittir: ‘ La-havle vela kuvvete ila billahil aliyyül-azim (Güç ve kudret tamamen Allah aittir).’ İnsanlar Allah’tan aldıkları ödünç bir güç ve kudretle iyi veya kötü işleri yaparlar. Allah (c.c.) iyilerinden razı, kötülerinden razı değildir. İnsanda zerre kadar güç ve kudret yoktur. İktidar sahiplerinin her şeyi yapabileceğine inanmak, onlara umut bağlamak doğru değildir. Allah yüce hikmeti gereği iktidarını, yani el-Melik güzel ismini onların eli ile tecelli ettirir. Gerçekte en yüce iktidarlık O’nundur. İktidar sahipleri ancak Allah’ın yüce iradesi ve izni ile hareket ederler. Allah dilemedikçe iktidar sahipleri istese de kimseye zarar veremezler. Aynı şekilde Allah dilemedikçe kimseye bir yarar da vermezler. Çünkü ‘Âlemlerin Rabb’i olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz (Tekvir suresi, 29).’ 


Yüce Allah her şey üzerinde mutlak bir güce ve kudrete sahiptir. O her şeyin melikidir. ‘Onun bilgisi olmaksızın bir yaprak bile düşmez. (En’am suresi, 59)’ Dünya melikleri imtihan sırrı ile bazen insanlara zulmetse de bu da yüce Allah’ın, meliklerin melikinin izni ile olmaktadır. Ama yüce Allah (c.c.) asla bu duruma razı gelmez. Zulme uğrayanların haklarını ahret gününde en güzel şekilde alacaktır ve verecektir. 


Bu dünyanın görünüşüne aldananlar dünya meliklerinde bir güç ve kudret var düşüncesi ile adeta onlara taparlar. Onları Allah’a (c.c.) şirk koşarlar. 


Her varlık gücünü, kudretini Allah’tan (c.c.) alır. Aslında güç, kudret Allah’a (c.c.) mahsustur. İnsanın zere kadar gücü, kudreti yoktur. Güç, kudret imtihan için Allah (c.c.) tarafından insana eğreti olarak verilmektedir. İnsanın gücü, kudreti kendinden bilmesi, Allah’a (c.c.) şirk koşmaktır. İnsanı ve insanın eylemlerini de yaratan Allah’tır (bk. Saffat suresi 96). Ama insan bunlardan sorumludur. Çünkü iradesiyle tercih etme hakkına sahiptir. İnsanın bir işte muktedir veya başarılı olması da şükür konusunda bir imtihandır. Yine insanın bir işte aciz kalması, zayıf ve başarısız olması da sabır konusunda bir imtihandır.  İnsan herhalukarda imtihandadır. Şükür ve sabır duygularına sığınarak imtihanı kazanır.  


	Allah (c.c.) her şeyi yapabilen, edebilendir. Kuran-ı Kerim’inde tasvir ettiği cennetleri ve cehennemleri kullarının ceza ve ödül yerleri olarak yaratmaya gücü yetendir. Zaten bunlar yaratılmış durumdadırlar. Bizlerin dünya sınavının bitmesini, kıyamet gününün ve hesabın gerçekleşmesini beklemektedirler. Bir insanın evrenin büyüklüğüne, yıldızların ve gezegenlerin boşlukta hareket ederek asılı durmalarına bakıp da Allah’ın (c.c.) cennet ve cehennemi yaratamayacağına inanması olanaksızdır. Allah ahrette de mutlak Melik’tir. O’nun bu güzel ismi ahrette cennet ve cehennem yurtlarında apaçık ortaya çıkacaktır. 


	Allah (c.c.) her şeyi “Ol!” emri ile yoktan yaratmıştır. Bu sırada Kendi’sinden bir şey eksilmediği gibi, Kendi’si herhangi bir yorgunluk da duymamıştır. Allah (c.c.) sadece şu yıldızlarının çoğunun ışığı henüz bize ulaşmamış evrenin değil mahiyetlerini bilemeyeceğimiz sınırsız evrenlerin de yaratıcısıdır. O’nun gücüne, kudretine bir sınır koyamayacağımız gibi yaratmasını da sınırlandırmamız büyük bir küstahlıktır. Allah evrenin, evrenlerin Melik’idir. Her şey O’nun buyruğuna bağlıdır. Gücü ve kudretiyle ayakta durur. O’nun bilgisi ve iradesi dahilinde olmayan hiçbir yer veya şey yoktur. 


	Nice güç, kudret sahibi insan bazen muktedir olamaz. Her işin altından kalkamaz. Egemenliği altındaki olaylara, kişilere, varlıklara güç, kudret yetiremez. Bazı işlerin halledilmesinde acze düşer. Oysa Allah (c.c.) hem sınırsız güç, kudret sahibidir (El-Kaviyy), hem her şeyi yapabilendir, edebilendir (El-Kâdir), hem de buna gücü, kudreti yetendir (El-Muktedir). Ayrıca gücü, kudreti azalmayandır da (El-Metîn). 


El-Melik güzel ismi Allah’ı (c.c.) gerçek bir hükümdar, hükümdarlar hükümdarı olarak övmeyi ve yüceltmeyi gerekli kılmaktadır. 

İbadetler sırasında özellikle namaz kılma, zikir çekme, dua etme esnasında meliklerin meliki Allah (c.c.) huzurunda olduğu duygusuna sahip olmak ve bu duyguyu muhafaza etmek gerekmektedir. 


Dünya ve ahrette El-Melik olan yüce Allah, mağfiretini, rahmetini, keremini üzerimizden eksik etmesin. Âmin. 

Muhsin İyi</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Allah’ın Hükümranlığı (Egemenliği),  Hükümdarlığı (Yöneticiliği), El-Melik Güzel İsmi<br />
<br />
Bir hükümdarda devletin bütün erkleri (yasama, yürütme, yargı) nasıl toplanırsa Allah (c.c.) da gerçek bir hükümdar, hükümdarlar hükümdarı olarak bu güçleri mutlak ve sınırsız anlamda kendisinde bulundurmaktadır. Çünkü O her şeyin yaratıcısı ve gerçek sahibi olarak böyle bir hakka doğal olarak sahiptir. Fakat imtihan sırrı gereği bunun tecellisi dünyada biraz perdeli ve gizemli bir biçimde gerçekleşmektedir. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) doğa yasaları ile evreni ve yeryüzünü dilediği şekilde yönetmektedir. Her şey O’nun iradesi ile hareket etmektedir. Mevsimler, gece ve gündüz bu iradenin bir yansımasıdır. Havanın ve suyun kaldırma yasası Allah’ın (c.c.) el- Melik güzel isminin bir tecellisi olarak maddenin içerisine yerleştirilmiştir. Ama Allah (c.c.) özel ve sosyal yaşamlarını biçimlendirmede insana bir kısmi irade vermiştir. Bunda insanı bir imtihana tabi tutmuştur. Verdiği özgürlükle onu sorumlu tutmuştur. Gönderdiği peygamberlere ve indirdiği kitaplara uygun olarak emir ve yasakları istikametinde yaşayanlardan razı olduğunu, diğerlerinden de hoşnutsuzluğunu bildirmiştir.  <br />
<br />
<br />
Gerçi Allah’ın (c.c.) el-Melik güzel isminin yargı yönü mutlak anlamda ahirette tecelli edecektir. Buna göre Allah (c.c.) insanları ahirette el-Melik güzel ismiyle dünya yaşamları için tek tek yargılayacak, iyileri ödüllendirecek, kötüleri de cezalandıracaktır. Ama kısmen de olsa el-Melik güzel isminin bu yönünün dünyada da tecelli ettiğini görmekteyiz. Kuran-ı Kerim’de ilahi adaletten uzak olan ve peygamberlerin çağrısına uymayan nice kavimlerin helaki ile ilgili kıssaları buna birer örnektir. Aynı yasanın çağımızda da zulümle ve diktatörlükle idare edilen devletlerin yıkılmasında bir yansımasını görebiliriz. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) gerçek güç ve iktidar sahibidir. Görünüşte insanları, insanların işlerini yetkili ve nüfuzlu insanlar yönetirler. Ama aslında her şey Allah’ın (c.c.) izni ve yaratması ile meydana gelmektedir. Allah’ın (c.c.) izni ve yaratması olmadan hiçbir yetkili ve nüfuzlu kişi ne bir kimsenin işini görebilir, ne de kimseye zarar verebilir. Allah (c.c.) evreni, doğayı, doğa yasalarını ve olaylarını yaratıp idare ettiği gibi bizim tayin ve tespit edemeyeceğimiz bir güç ve iktidarla aslında insanı, toplumu, toplumsal yasaları ve olayları da yaratıp idare etmektedir. <br />
<br />
<br />
Nasıl zenginlik ve fakirlik Allah’ın rızasına işaret etmiyorsa, bunlar dünya imtihanının birer özellikleri ise insanlardan bazılarına verilen yöneticilik yetkisi de böyledir. Mevki makam insanların imtihan edildikleri dünya nimetlerindendir. Allah’ın (c.c.) bazı insanlara bu yetkiyi vermesinde çok derin hikmetler yatabilir. Allah (c.c.) bazen zalimleri iş başına getirir. Böylece esasta haklı olan inananların bazı yanlış işlerini ortaya çıkarır. Onları zalimlerin eliyle cezalandırarak tövbe etmelerini, temizlenmelerini sağlar. Bazen de adaletli kimseler yetki sahibi olurlar.  O zaman hak yerini bulmuş olur. Yine de insan olarak hatadan uzak olamayız. Bazı guruplara yapılan ufak tefek haksızlıklar birleşir, büyür. Sonra bu haksızlıkların öcünü alacak yetki sahibi kimseler toplumda öne çıkarlar. Hadiselerin sevkiyle onlar liderlik koltuklarına oturarak toplumda bir denge unsuru olurlar. Bu böylece devam eder gider. Dünya tarihi yapılan haksızlıkların bir gün faturalarının ödendiği pek çok sahne ile doludur. Hz. Musa’nın (a.s.) üzerindeki büyük gücün ve ilahi kudretin nedeni genellikle şöyle açıklanır: ‘Firavun tarafından haksızca öldürülen çocukların güçleri Allah’ın bir sünnetullahı (ilahi kanunu) olarak Hz. Musa’da (a.s) toplamıştır.’  Bütün bunlar herkes için birer imtihan konusudur. Sonuçta her şey Allah’ın emri ile olur. Haksız olan kazandığı zaman bunda Allah’ın rızası yoktur. Bu geçici bir galibiyettir. Allah (c.c.) zalime hikmeti gereğince sadece belli bir zaman için izin verir. <br />
<br />
	İbn-i Haldun (Ö. 1406) Kuzey Afrika’da pek çok devletin insanlar gibi doğup belli bir süre geçtikten, yani olgun devirlerini yaşadıktan sonra yıkıldıklarını görmüştür. Ayrıca Kuran-ı kerim’deki ‘Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir ne de erteleyebilir. (Müminun suresi, 43).’ ayet-i kerimesini de dikkate aldığında Mukaddime isimli eserindeki devletler hakkındaki meşhur kanaati pekişmiştir. Sonuçta devletlerin canlılar gibi doğup gelişip ihtiyarlayarak öldükleri kuramını ortaya atmıştır. <br />
<br />
<br />
Devlette egemenliği elinde tutan sülale veya parti güttüğü ideoloji gereği az da olsa bazı haksızlıklara neden olabiliyor. Bunun sonucu yıpranıyor. Bir süre sonra ya idareden el çekiyor ya da çektiriliyor. Başa geçen yeni bir sülale veya parti ile bir denge sağlanıyor. Haksızlıklar gideriliyor. Ama bu sefer de başka tür haksızlıklara kapı açılıyor. Bunlar da iktidardakini yıpratmaya başlıyor. Demek ki Allah (c.c.) iktidar sahipleri için bazı toplumsal ve siyasal yasalar koyarak onları gizli bir şekilde yönetmektedir. Toplumsal ve siyasal hayatta iktidardakileri belirleyen bazı gizli kanunlar bulunmaktadır. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) bütün evreni, doğayı koyduğu yasalarla yönetir. Bu yasalarda istediği şekilde tasarruf etme hakkına sahipken genellikle bunlarda kıl kadar bir sapma bile olmaz. Bu yasalara sünnetullah da denir. Örneğin dünya kendi ekseni etrafında yirmi dört saatte, güneşin etrafında 365 gün 6 saatte dönüşünü tamamlar. Bu evren var olalı beri böyledir. Tüm evrenin dengesi bu sayede korunmaktadır. Şayet dünya bu dönme olayını terk etse güneş sistemi birbiri ardı sıra dizilen domino taşları gibi yıkılıp giderdi. Evrendeki bu denge, yıldızlardaki yer çekimi ile gezegenlerdeki dönme ile meydana gelen merkez kaç kuvvetinin etkilerinin bir uyuma dönüşmesiyle oluşmaktadır.<br />
<br />
<br />
Allah’ın (c.c.) evrene ve doğa yasalarına tam bir hâkimiyeti vardır. Kıyamet günü bu yasalar değişecek; yıldızlarla gezegenler çarpışacak, dağılacaktır. Atomlar bileşenlerine ayrılarak büyük bir enerji dalgasına dönüştükten sonra yok olacaklardır. Sonra yeni bir yaratılış başlayacaktır. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) insanlara verdiği kısmi irade ile hayır ve şerri seçme izni vermiştir. Toplumsal yaşam bu iznin kullanıldığı bir alandır. Allah’ın (c.c.) dini Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz ve dört sahabe döneminde örnek birer toplum ve devlet olarak hayata geçirilmişti. Sonradan bu örneklik pek çok İslam devletine de model oldu. Tarihte bazı toplumlar Kuran-ı Kerim’i ve Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimizin yaşamını temel alarak örnek devletler kurmuşlardır. Adaleti ve huzuru bizleri imrendirecek ölçülerde yaşamışlardır. Başka toplumlara ulaştırmaya çalışmışlardır. Bunlardan Osmanlı Devleti ilk akla gelen örnektir. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) nasıl evreni ve doğayı yasalarla yönetiyorsa toplumları da şu ilahi yasayla (sünnetullahla) yönetmektedir: “Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe hiç kuşku yok ki Allah da o toplumda olan hali değiştirmez. Allah bir toplum için kötülük irade buyurdu mu onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allah’ın dışında da başka bir yöneticilerin yöneticisi (el-Vâlî) yoktur (Ra’d suresi, ayet 11).”<br />
<br />
<br />
Ayette her ne kadar Allah’ın (c.c.) el-Vâlî güzel ismi mastar olarak geçse de burada bu güzel ismin ne anlama geldiğini, Allah’ın (c.c.) toplumların yönetimdeki işleyişine koyduğu sünnetullahla birlikte anlamaktayız. Şöyle ki: Toplumları Allah (c.c.), genel olarak inançlarına, manevi yönlerine, ahlaki durumlarına uygun olarak yönetmekte, daha doğrusu başlarına kendilerinin bu açılardan genel durumunu temsil eden uygun yöneticileri getirmektedir. Buna göre temiz bir toplumun başına iyi bir yönetici gelirken her türlü günaha batmış, manevi yönden çökmüş bir toplumun başına da bir ahlaksız geçmektedir. Gerçi demokrasi ile yönetilen ülkelerde bundan başka bir sonucun da ortaya çıkması elbette mantık kurallarına aykırıdır. Çünkü herkes kendisine benzeyen insana oy verecektir. Ama Allah (c.c.) toplumların yönetimi için böyle bir sünnetullah belirlediğini söylüyorsa bunun yönetim biçimi ile bir ilgisinin olamadığını, monarşi veya diktatörlük rejimlerinde de bunun geçerli olduğunu düşünebiliriz. Çünkü evren ve doğada gördüğümüz sünnetullahın değişmezliği, toplum için konan bu yasa için de geçerlidir.<br />
<br />
<br />
İnsanların çoğu yaratıcı olarak Allah’ı (c.c.) kabul ettikleri halde El-Hakem güzel ismiyle O’na inanmazlar. Yaşamlarında Allah’ın (c.c.) hükümlerine yer vermezler. Kuran-ı Kerim’de sıfatları ve güzel isimleri ile Kendi’sini tanıtan Allah’a (c.c.) değil kafalarında arzu ve hevesleri istikametinde yarattıkları sahte ilahlara iman ederler. Peygamberin (s.a.s) sünnetini de küçümserler ve onun çağdışı kaldığını söylerler. Allah’ın (c.c.) dinine ters düşen çeşitli ideolojilere; kendi akıllarına, arzu ve heveslerine uygun olarak hareket ederler. <br />
<br />
<br />
“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? (En’am suresi, 114)”, “Allah, aramızda hüküm verenlerin en hayırlısıdır (A’raf suresi,  87).”, “Kim Allah’ın indirdiği ahkâm ile hükmetmezse işte onlar tam kâfirdirler (Mâide suresi, 44).”<br />
<br />
<br />
İnsanların en çok şirke düştükleri husus güç ve kudrettir. İktidar sahiplerine takılıp kalmadır. Onların her şeyi yapabileceklerini sanırlar. Hâlbuki güç ve kudret tamamen Allah’a aittir: ‘ La-havle vela kuvvete ila billahil aliyyül-azim (Güç ve kudret tamamen Allah aittir).’ İnsanlar Allah’tan aldıkları ödünç bir güç ve kudretle iyi veya kötü işleri yaparlar. Allah (c.c.) iyilerinden razı, kötülerinden razı değildir. İnsanda zerre kadar güç ve kudret yoktur. İktidar sahiplerinin her şeyi yapabileceğine inanmak, onlara umut bağlamak doğru değildir. Allah yüce hikmeti gereği iktidarını, yani el-Melik güzel ismini onların eli ile tecelli ettirir. Gerçekte en yüce iktidarlık O’nundur. İktidar sahipleri ancak Allah’ın yüce iradesi ve izni ile hareket ederler. Allah dilemedikçe iktidar sahipleri istese de kimseye zarar veremezler. Aynı şekilde Allah dilemedikçe kimseye bir yarar da vermezler. Çünkü ‘Âlemlerin Rabb’i olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz (Tekvir suresi, 29).’ <br />
<br />
<br />
Yüce Allah her şey üzerinde mutlak bir güce ve kudrete sahiptir. O her şeyin melikidir. ‘Onun bilgisi olmaksızın bir yaprak bile düşmez. (En’am suresi, 59)’ Dünya melikleri imtihan sırrı ile bazen insanlara zulmetse de bu da yüce Allah’ın, meliklerin melikinin izni ile olmaktadır. Ama yüce Allah (c.c.) asla bu duruma razı gelmez. Zulme uğrayanların haklarını ahret gününde en güzel şekilde alacaktır ve verecektir. <br />
<br />
<br />
Bu dünyanın görünüşüne aldananlar dünya meliklerinde bir güç ve kudret var düşüncesi ile adeta onlara taparlar. Onları Allah’a (c.c.) şirk koşarlar. <br />
<br />
<br />
Her varlık gücünü, kudretini Allah’tan (c.c.) alır. Aslında güç, kudret Allah’a (c.c.) mahsustur. İnsanın zere kadar gücü, kudreti yoktur. Güç, kudret imtihan için Allah (c.c.) tarafından insana eğreti olarak verilmektedir. İnsanın gücü, kudreti kendinden bilmesi, Allah’a (c.c.) şirk koşmaktır. İnsanı ve insanın eylemlerini de yaratan Allah’tır (bk. Saffat suresi 96). Ama insan bunlardan sorumludur. Çünkü iradesiyle tercih etme hakkına sahiptir. İnsanın bir işte muktedir veya başarılı olması da şükür konusunda bir imtihandır. Yine insanın bir işte aciz kalması, zayıf ve başarısız olması da sabır konusunda bir imtihandır.  İnsan herhalukarda imtihandadır. Şükür ve sabır duygularına sığınarak imtihanı kazanır.  <br />
<br />
<br />
	Allah (c.c.) her şeyi yapabilen, edebilendir. Kuran-ı Kerim’inde tasvir ettiği cennetleri ve cehennemleri kullarının ceza ve ödül yerleri olarak yaratmaya gücü yetendir. Zaten bunlar yaratılmış durumdadırlar. Bizlerin dünya sınavının bitmesini, kıyamet gününün ve hesabın gerçekleşmesini beklemektedirler. Bir insanın evrenin büyüklüğüne, yıldızların ve gezegenlerin boşlukta hareket ederek asılı durmalarına bakıp da Allah’ın (c.c.) cennet ve cehennemi yaratamayacağına inanması olanaksızdır. Allah ahrette de mutlak Melik’tir. O’nun bu güzel ismi ahrette cennet ve cehennem yurtlarında apaçık ortaya çıkacaktır. <br />
<br />
<br />
	Allah (c.c.) her şeyi “Ol!” emri ile yoktan yaratmıştır. Bu sırada Kendi’sinden bir şey eksilmediği gibi, Kendi’si herhangi bir yorgunluk da duymamıştır. Allah (c.c.) sadece şu yıldızlarının çoğunun ışığı henüz bize ulaşmamış evrenin değil mahiyetlerini bilemeyeceğimiz sınırsız evrenlerin de yaratıcısıdır. O’nun gücüne, kudretine bir sınır koyamayacağımız gibi yaratmasını da sınırlandırmamız büyük bir küstahlıktır. Allah evrenin, evrenlerin Melik’idir. Her şey O’nun buyruğuna bağlıdır. Gücü ve kudretiyle ayakta durur. O’nun bilgisi ve iradesi dahilinde olmayan hiçbir yer veya şey yoktur. <br />
<br />
<br />
	Nice güç, kudret sahibi insan bazen muktedir olamaz. Her işin altından kalkamaz. Egemenliği altındaki olaylara, kişilere, varlıklara güç, kudret yetiremez. Bazı işlerin halledilmesinde acze düşer. Oysa Allah (c.c.) hem sınırsız güç, kudret sahibidir (El-Kaviyy), hem her şeyi yapabilendir, edebilendir (El-Kâdir), hem de buna gücü, kudreti yetendir (El-Muktedir). Ayrıca gücü, kudreti azalmayandır da (El-Metîn). <br />
<br />
<br />
El-Melik güzel ismi Allah’ı (c.c.) gerçek bir hükümdar, hükümdarlar hükümdarı olarak övmeyi ve yüceltmeyi gerekli kılmaktadır. <br />
<br />
İbadetler sırasında özellikle namaz kılma, zikir çekme, dua etme esnasında meliklerin meliki Allah (c.c.) huzurunda olduğu duygusuna sahip olmak ve bu duyguyu muhafaza etmek gerekmektedir. <br />
<br />
<br />
Dünya ve ahrette El-Melik olan yüce Allah, mağfiretini, rahmetini, keremini üzerimizden eksik etmesin. Âmin. <br />
<br />
Muhsin İyi</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1089-%C4%B0slam">İslam</category>
			<dc:creator>muhsin iyi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167557-Allah%E2%80%99%C4%B1n-H%C3%BCk%C3%BCmranl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-%28Egemenli%C4%9Fi%29-H%C3%BCk%C3%BCmdarl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-%28Y%C3%B6neticili%C4%9Fi%29-El-Melik-G%C3%BCzel-%C4%B0smi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Müthiş bir cover olmuş</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167556-M%C3%BCthi%C5%9F-bir-cover-olmu%C5%9F&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 12:33:31 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Kerim Tekin'in Kara Gözlüm şarkısını kendine özgü düzenleyen Maket, yeni çalışmasını dinleyicileri ile paylaştı.

youtu.be/n9CxVoK2GCw

Not:*Mesaj sayım yetmediği için link veremiyorum, yukarıdaki linkten kopyala yapıştır yaparak dinleyebilirsiniz.  Ayrıca Youtube'dan Maket - Kara Gözlüm yazarak da dinleyebilirsiniz*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kerim Tekin'in Kara Gözlüm şarkısını kendine özgü düzenleyen Maket, yeni çalışmasını dinleyicileri ile paylaştı.<br />
<br />
youtu.be/n9CxVoK2GCw<br />
<br />
Not:<b>Mesaj sayım yetmediği için link veremiyorum, yukarıdaki linkten kopyala yapıştır yaparak dinleyebilirsiniz.  Ayrıca Youtube'dan Maket - Kara Gözlüm yazarak da dinleyebilirsiniz</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1116-M%C3%BCzik-Genel">Müzik Genel</category>
			<dc:creator>dolunaymn</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167556-M%C3%BCthi%C5%9F-bir-cover-olmu%C5%9F</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Maket - Kara Gözlüm'ü dinlediniz mi?]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167555-Maket-Kara-G%C3%B6zl%C3%BCm-%C3%BC-dinlediniz-mi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 12:32:39 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Kerim Tekin'in Kara Gözlüm şarkısını kendine özgü düzenleyen Maket, yeni çalışmasını dinleyicileri ile paylaştı.

youtu.be/n9CxVoK2GCw

Not:*Mesaj sayım yetmediği için link veremiyorum, yukarıdaki linkten kopyala yapıştır yaparak dinleyebilirsiniz.  Ayrıca Youtube'dan Maket - Kara Gözlüm yazarak da dinleyebilirsiniz*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kerim Tekin'in Kara Gözlüm şarkısını kendine özgü düzenleyen Maket, yeni çalışmasını dinleyicileri ile paylaştı.<br />
<br />
youtu.be/n9CxVoK2GCw<br />
<br />
Not:<b>Mesaj sayım yetmediği için link veremiyorum, yukarıdaki linkten kopyala yapıştır yaparak dinleyebilirsiniz.  Ayrıca Youtube'dan Maket - Kara Gözlüm yazarak da dinleyebilirsiniz</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?939-Her-Telden">Her Telden</category>
			<dc:creator>dolunaymn</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167555-Maket-Kara-G%C3%B6zl%C3%BCm-%C3%BC-dinlediniz-mi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>asp.net sepet at</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167554-asp.net-sepet-at&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 11:55:42 GMT</pubDate>
			<description>arkadaşlar ben e-manav web sitesi yapıyorum benim meyve sayfası var bunun içindede ürünün adı,fiyatı,resmi,kilosu  birde linkbuttona basıldıığında ödeme sayfasına gitmesini istiyorum nasıl yapabilirim.yardımlarınızı istitorum</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>arkadaşlar ben e-manav web sitesi yapıyorum benim meyve sayfası var bunun içindede ürünün adı,fiyatı,resmi,kilosu  birde linkbuttona basıldıığında ödeme sayfasına gitmesini istiyorum nasıl yapabilirim.yardımlarınızı istitorum</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1070-Program-Kullan%C4%B1mlar%C4%B1">Program Kullanımları</category>
			<dc:creator>temhaturk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167554-asp.net-sepet-at</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Son Silah'tan Haberi olan?]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167553-Son-Silah-tan-Haberi-olan&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 12 May 2012 13:43:35 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Merhaba arkadaşlar ben bi şeyler duydum ama tam olarak bilemiyorum linklerini fln buldum ama indirme yerini bulamadım
bana yardm edecek birileri aranıyor. Vallaha videosunu fln izledim iyi güzel görünüyor bide siz bakın ne diyorsunuz.

facebook.com/S2Joygame
joygame.com/S2/
youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=uiFuUKktPnA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Merhaba arkadaşlar ben bi şeyler duydum ama tam olarak bilemiyorum linklerini fln buldum ama indirme yerini bulamadım<br />
bana yardm edecek birileri aranıyor. Vallaha videosunu fln izledim iyi güzel görünüyor bide siz bakın ne diyorsunuz.<br />
<br />
facebook.com/S2Joygame<br />
joygame.com/S2/<br />
youtube.com/watch?feature=player_embedded&amp;v=uiFuUKktPnA</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?904-Online-Oyunlar-Online-Games">Online Oyunlar - Online Games</category>
			<dc:creator>HokusPokus</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167553-Son-Silah-tan-Haberi-olan</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Hiç ölmeyi düşündünüzmü?</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167552-Hi%C3%A7-%C3%B6lmeyi-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCn%C3%BCzm%C3%BC&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 23:02:37 GMT</pubDate>
			<description>Günün birinde ey yaratan vaktim doldu beni al dediniz mi? Veya en sevdiğinizi,varlığınızın yarısını kaybedip niye o  ben değil dediniz mi?
--annem ölmüş tarihi hatırlamıyorum--( Andre Gide,darkapı adlı kitabından alıntı)- okuyun- dedinizmi?
veya  ahşap evinizin tüm pencere ve kapı altlarını hamurlu kağıt ile kapatıp  havagazını ( o zamanlar ) açıp ölmeyi denediniz mi? Ölürken her şeyi not ederken.
Bir kalbi kırdıktan sonra , ya ben bunu tamir edemeden göçersem  diyip suçluluk duydunuz mu??
En sevdiğiniz  yaratık , kediniz.. vb.. öldükten sonra yenisini hemen aldınız mı?? ( eşiniz veya karınız diyemiyorum bu ülkede kadının adı yokk.)
Etrafınıza bakıp benim burada işim ne dediniz mi??
Hayır mı?? O zaman sizden  bi bok olmaz.
Saygılar 
bendeniz null yani -0-</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Günün birinde ey yaratan vaktim doldu beni al dediniz mi? Veya en sevdiğinizi,varlığınızın yarısını kaybedip niye o  ben değil dediniz mi?<br />
--annem ölmüş tarihi hatırlamıyorum--( Andre Gide,darkapı adlı kitabından alıntı)- okuyun- dedinizmi?<br />
veya  ahşap evinizin tüm pencere ve kapı altlarını hamurlu kağıt ile kapatıp  havagazını ( o zamanlar ) açıp ölmeyi denediniz mi? Ölürken her şeyi not ederken.<br />
Bir kalbi kırdıktan sonra , ya ben bunu tamir edemeden göçersem  diyip suçluluk duydunuz mu??<br />
En sevdiğiniz  yaratık , kediniz.. vb.. öldükten sonra yenisini hemen aldınız mı?? ( eşiniz veya karınız diyemiyorum bu ülkede kadının adı yokk.)<br />
Etrafınıza bakıp benim burada işim ne dediniz mi??<br />
Hayır mı?? O zaman sizden  bi bok olmaz.<br />
Saygılar <br />
bendeniz null yani -0-</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?984-Felsefe">Felsefe</category>
			<dc:creator>null77</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167552-Hi%C3%A7-%C3%B6lmeyi-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnd%C3%BCn%C3%BCzm%C3%BC</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Manga Zombi Rock'da]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167551-Manga-Zombi-Rock-da&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 21:25:43 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[http://www.youtube.com/watch?v=i2Q-JiSwAec


Zombi Rock yeni yaması ile Manga oyunda  Gelen açıklama ise şu şekilde;

Zombi avcıları yepyeni bir harita ile buluşuyor. maNga için özel olarak yapılan konser sahnesine ZombiRock oyuncuları çıkıyor! Muhteşem maNga haritasında maNga'nın ZombiRock için hazırladığı harika şarkı eşliğinde zombileri avlayıp, şarkı söyleyeceksiniz! Yeni maNga haritasında eşsiz ve eğlenceli bir oyun deneyimi sizleri bekliyor! 

Görevimiz Tehlike! 

Günlük görev sistemi oyuna eklenmiştir! Bundan sonra günlük olarak size verilen görevleri tamamladığınızda, çeşitli hediyeler kazanacaksınız tamamladığınız görevlerin karşılığı olarak. 
Örneğin; size gün içerisinde "20 beyzbolcu öldürün" veya "10 ölüm oyunu kazanın" gibi görevler verilecek tamamladığınız taktirde çeşitkli eşyalar kazanacaksınız. 
Görevler sadece resmi oyunlar tamamlandığında geçerli sayılır. Gayri resmi oyunlarda görevleri tamamlasanız bile hediye kazanamazsınız. 

Otomatik Denge Sistemi 

Yine oyuna dengeyi sağlamak için ZombiRock'ta oyun odalarına yeni bir seçenek eklendi. Oyun odaları kurarken size "Otomatik Denge" açık olsun mu, olmasın mı diye bir seçenek sunulacak. Otomatik Denge olan odalarda iki takım oyuncularını sistem kendisi dengeleyecek ve kora kor, dişe diş mücadeleler yaşanacak!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<iframe title="YouTube video player" width="640" height="390" src="//www.youtube.com/embed/i2Q-JiSwAec" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>
 <br />
<br />
<br />
Zombi Rock yeni yaması ile Manga oyunda  Gelen açıklama ise şu şekilde;<br />
<br />
Zombi avcıları yepyeni bir harita ile buluşuyor. maNga için özel olarak yapılan konser sahnesine ZombiRock oyuncuları çıkıyor! Muhteşem maNga haritasında maNga'nın ZombiRock için hazırladığı harika şarkı eşliğinde zombileri avlayıp, şarkı söyleyeceksiniz! Yeni maNga haritasında eşsiz ve eğlenceli bir oyun deneyimi sizleri bekliyor! <br />
<br />
Görevimiz Tehlike! <br />
<br />
Günlük görev sistemi oyuna eklenmiştir! Bundan sonra günlük olarak size verilen görevleri tamamladığınızda, çeşitli hediyeler kazanacaksınız tamamladığınız görevlerin karşılığı olarak. <br />
Örneğin; size gün içerisinde &quot;20 beyzbolcu öldürün&quot; veya &quot;10 ölüm oyunu kazanın&quot; gibi görevler verilecek tamamladığınız taktirde çeşitkli eşyalar kazanacaksınız. <br />
Görevler sadece resmi oyunlar tamamlandığında geçerli sayılır. Gayri resmi oyunlarda görevleri tamamlasanız bile hediye kazanamazsınız. <br />
<br />
Otomatik Denge Sistemi <br />
<br />
Yine oyuna dengeyi sağlamak için ZombiRock'ta oyun odalarına yeni bir seçenek eklendi. Oyun odaları kurarken size &quot;Otomatik Denge&quot; açık olsun mu, olmasın mı diye bir seçenek sunulacak. Otomatik Denge olan odalarda iki takım oyuncularını sistem kendisi dengeleyecek ve kora kor, dişe diş mücadeleler yaşanacak!</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?904-Online-Oyunlar-Online-Games">Online Oyunlar - Online Games</category>
			<dc:creator>AngryBird</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167551-Manga-Zombi-Rock-da</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Büyükçekmece Klima Servisi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167550-B%C3%BCy%C3%BCk%C3%A7ekmece-Klima-Servisi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 21:16:52 GMT</pubDate>
			<description>Büyükçekmece Klima Servisi

Firmamız uzman teknisyenleri ile Büyükçekmece ilçesi ve çevresinde Büyükçekmece Klima Servisi hizmetleri vermektedir. Kaliteden ödün vermeden tüm marka ve model klimalarınız firmamız tarafından en hesaplı fiyatlar ve 1 yıl garanti güvencesi ile yapılmaktadır. Yaklaşan yaz ayları öncesi klimanızın bakımlarını yaptırmanız cihazınızdan daha yüksek verim almanızı sağlayacaktır. Ayrıca yapılan periyodik bakım ile klimanızın bakteri üretmesi engellenmiş olur böylece sağlığınızı güvenceye almış olursunuz. Özel Büyükçekmece Klima Servisi olarak firmamız tüm marka ve model klimalar üzerine hizmet vermektedir.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Büyükçekmece Klima Servisi<br />
<br />
Firmamız uzman teknisyenleri ile Büyükçekmece ilçesi ve çevresinde Büyükçekmece Klima Servisi hizmetleri vermektedir. Kaliteden ödün vermeden tüm marka ve model klimalarınız firmamız tarafından en hesaplı fiyatlar ve 1 yıl garanti güvencesi ile yapılmaktadır. Yaklaşan yaz ayları öncesi klimanızın bakımlarını yaptırmanız cihazınızdan daha yüksek verim almanızı sağlayacaktır. Ayrıca yapılan periyodik bakım ile klimanızın bakteri üretmesi engellenmiş olur böylece sağlığınızı güvenceye almış olursunuz. Özel Büyükçekmece Klima Servisi olarak firmamız tüm marka ve model klimalar üzerine hizmet vermektedir.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?939-Her-Telden">Her Telden</category>
			<dc:creator>abdullah4242</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167550-B%C3%BCy%C3%BCk%C3%A7ekmece-Klima-Servisi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>ücret karşılığı css w3c uyumlulugu yaptırlcaktır  vbulletin 4.12</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167549-%C3%BCcret-kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-css-w3c-uyumlulugu-yapt%C4%B1rlcakt%C4%B1r-vbulletin-4.12&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 13:43:32 GMT</pubDate>
			<description>xhtml tam uyumlu fakat css de cuvalladım 1600 uyaru 100 kadar error var.

fiyat veren olursa şifre vermeden messengerden falan yapmak isterim 

nokta atısı bulabiliyorum hata yerini o yuzden kişi sadece hangi kodları eklemeliyim sunun yerine dicek o kadar.yani kod gerekicek 


yajklasık 600 kadar hata zaten bi sablonun içnide diğeride öle sayılır vbulletinchorme.css diye bi sablon</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>xhtml tam uyumlu fakat css de cuvalladım 1600 uyaru 100 kadar error var.<br />
<br />
fiyat veren olursa şifre vermeden messengerden falan yapmak isterim <br />
<br />
nokta atısı bulabiliyorum hata yerini o yuzden kişi sadece hangi kodları eklemeliyim sunun yerine dicek o kadar.yani kod gerekicek <br />
<br />
<br />
yajklasık 600 kadar hata zaten bi sablonun içnide diğeride öle sayılır vbulletinchorme.css diye bi sablon</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1040-Web-Tabanl%C4%B1-Uygulamalar">Web Tabanlı Uygulamalar</category>
			<dc:creator>myweb</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167549-%C3%BCcret-kar%C5%9F%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-css-w3c-uyumlulugu-yapt%C4%B1rlcakt%C4%B1r-vbulletin-4.12</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Yaşananları sorgulamayan bir toplum olduk.</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167546-Ya%C5%9Fananlar%C4%B1-sorgulamayan-bir-toplum-olduk.&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Thu, 10 May 2012 10:19:24 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Tarih tekerrürden ibarettir derler. Geçmişlerinden ders almayanlar, o acı günleri tekrar yaşamaktan da asla kurtulamazlar. Bir başka ibret de, başkalarının hatalarından ders almayanlar, aynı hataları kendileri yaşamaktan kurtulamazlar diyen atalarımız, gerçekten çok doğru söylemişler.


Ne yazık ki bugün bizler, geçmişten hiç ders almayan bir toplum görüntüsü ile yaşıyoruz. Ne yaşadıklarımızdan, nede geçmişte yapılan yanlışlardan dersler almadığımız o kadar açık ki. Bizleri yönetenlerin yaptıklarını, söylemlerini ne takip ediyoruz, nede söylediklerini akıl süzgecinden geçiriyoruz. Sizlere birkaç örnek vermek istiyorum. Vereceğim bu örneklerle, acaba bizleri yönetenler tutarlılık ve samimiyet testinden geçebiliyorlar mı, yorum sizlerin.


Daha dün, Türk silahlı kuvvetlerinin düşüncelerine, yaptıklarına, söylemlerine karşı çıkanlar, günümüzde sergilenen onca olayları unutarak,  kendisine bağlı olarak çalışmış, Genelkurmay başkanlığı yapmış bir komutan, terörün başı ilan edildiğinde ses çıkarmayanları, savunmayanları bizler unutmadık. Bugün bazı kişiler, ya da bazı ne söylediğinin farkında olmayan basın mensubu, TSK ya karşı uygun olmayan sözler söylediğinde, yanlış anlamlara gelecek fikirler açıkladığında, dün söylediklerinin tam tersini yaparak, TSK yı savunmaya geçip, aşağıdaki sözleri söyleyenler, acaba bu sözlerinde ne kadar samimidirler?


(Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına, ağza alınmayacak hakaretler yapmak açık söylüyorum zavallılıktır.)


Bu düşünceye yürekten katılıyorum, TSK ya layık olmadığı sözleri söyleyenler, onları küçük düşürenler ZAVALLIDIRLAR. Ama daha önce ki silahlı kuvvetler farklımıydı? Bu güvene, bu övgüye bu savunmaya laik değil miydiler de, bugün çok üzücü bir durumdalar?  Silahlı kuvvetlerimiz, dünde bugünde bizlerin göz bebeğiydi. Dün neyse bugünde aynı insanlar. Birkaç kişinin değişmesi, emekli olması bir bütünü farklılaştırmaz. Yapılan yanlışlar varsa bunlar kişiseldir, tümünü asla bağlamaz. Dün söylenenleri bizler unutmadık, bugün onlara yapılanları da gözlerimizle görüyoruz, şahit oluyoruz, yapılanları unutmamızda zaten mümkün değil. Peki, bu sözler, TSK yı savunur görüntüsü vermenin ardındaki düşünce ne olabilir? Doğrusu söyleyecek çok şeyler var. Her şey zamanı geldiğinde, su yüzüne çıkacaktır. Allah ın adaletinden kimse kaçamaz.


Hatırlarsanız Sayın Başbakanımız, bedelli askerlik için ne demişti seçimden önce?

(Ben Tayyip Erdoğan olarak, böyle bir sorumluluğunun altına giremem. Parası olan var, olmayan var. Parası olan bastıracak kurtulacak, parası olmayan askerliği yapacak. Seçimden sonra referanduma götürürüz.)


Peki, seçimden sonra ne oldu? Tüm söylenenler unutuldu ve parası olan bir gün bile askerlik yapmadı. İşte bizleri yönetenler, işte halkımızın tepkisizliği. Bu tür davranışlar acaba eğitimli, bilinçli, kendisini yönetenleri özgür iradesi ile seçen toplumlarda olur mu? Yorum sizlerin. Neye layıksak, Allah onu verecektir.


İçinde bulunduğumuz durumun, tedirgin edici düşündürücü haline, bir örnek daha vermek istiyorum. Ülkemizin de kabul ettiği, Kredi derecelendirme kurumu, şöyle bir açıklama yaptı ve Sayın Başbakanımız çok sert tepki gösterdi.


(Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's'un, Türkiye'nin ''pozitif'' olan kredi notu görünümünü ''durağan'' olarak revize etmesine, Başbakan Erdoğan sert tepki gösterdi. )


Aynı kuruluş, geçmişte ülkemizin notunu çok daha kötü durumlardan, daha yüksek konumlara getirmiş ve bu kuruluşun verdiği notlar, değerlendirmeler hükümet ve bazı basın kuruluşları tarafından, çok olumlu delil olarak gösterilmişti halka hatırlarsanız. Ama bazı kesim tarafından hayretle karşılanıp, tıpkı Başbakanımızın bugün söylediği gibi, siyasi bir karar diyerek, ne değişti de notumuz yükseldi, diye itiraz edenler olmuştu.


Peki, bu kuruluşun ülkemizin notunu indirmesini, Sayın Başbakanımız nasıl karşıladı ve ne tür bir üslupla cevap verdi dersiniz? Basından alıntılar yaparak, hatırlatmak istiyorum. 


(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Standart&Poors'un Türkiye'nin kredi notunu pozitiften durağana çevirmesiyle ilgili olarak, ''Bu tamamen ideolojik bir yaklaşım. Bunu kimse yutmaz. Bunu sen Tayyip Erdoğan'a yutturamazsın'' dedi.


''Standart&Poors bir açıklama yaptı. Ben bunu çok garipsedim. Neden derseniz, pozitifte olan Türkiye durağana indi. Neye göre sen bunu durağana indiriyorsun? Çünkü belli bir süre pozitifte kalan bir ülkeyi artırması gerekirken, bakıyor ki Türkiye'yi artırırsam ideolojik olarak bu bize sıkıntı doğurur. Biz bunu durağanda tutalım


Bu hesabı biz de az çok biliyoruz. Şu anda alan el, olmayan veren el olan bir Türkiye var. Sen bu Türkiye'nin kalkıp da kredi notunu durağana indirirsen, bunu yemezler. Ve bunun bedelini 'Ben artık seni kredi kuruluşu olarak tanımıyorum' demek suretiyle açıklarız.)



Tüm söyledikleri doğru olabilir. Yani siyasi amaçlı yapmış olabilirler. Çünkü onlardan beklenir. Peki, daha öncede Türk toplumu işsizlikle, açlıkla mücadele ederken, hiçbir şey değişmemişken kredi notunun birden bire yükselmesini, neden övgüyle topluma anlattınız ve bunu örnek gösterdiniz? Artan ihracatın, halkın cebine ne faydası oldu? Ya ihracattan fazla yapılan ithalatı, nasıl açıklayacaksınız? 


Ülkesinde yatırım olmayan, bol ve ucuz üretim yapamayan ülkeler, ithal etmekten başka çaresi yoktur. Bugün kullandıklarımıza bakalım isterseniz, acaba hangisi Türk malı? Daha da ilginci, üzerinde Türk malı yazanların içinde, Çin malı olduğunu görmemiz, bizlerin ne halde olduğunu çok iyi özetliyor. Başkalarına kızmak yerine, önce yaptıklarımızı gözden geçirelim. 


Kalkınma hızında, ülkeler arasında neredeyse ilk sıralara geldiğimizi açıklayan hükümet, acaba ne kadar samimi? Kalkındık ama toplum olarak, hala işsizlikte öndeyiz. Kalkınan halk mı, yoksa küçük bir azınlık mı? Enflasyonu rakamlar ile oynayarak düşürdüğümüzde, ortaya çıkan acıklı tabloyu, halk fark etmiyor mu sanıyorsunuz? 


Kapitalist yönetimin çöktüğünü, hala fark edemeyenlere söyleyecek sözüm yok. Amerika zorlukla ayakta duruyor. Avrupa can çekişiyor. Ama bizler hala onların peşi sıra giderek, ne derece yanlış bir yol izlediğimizin farkında bile değiliz.


 Toplumun genel çoğunluğunun aldığı ücret, fakirlik sınırının da altında. Sendikaların sözü bile geçmez oldu. Çünkü ülkemizde sendikalı işçi kalmadı da ondan. Devlet eliyle güvencesiz bir toplum yaratıldı. Sözleşmeli memur, sözleşmeli işçi adı altında. İşverenin ya da devletin, bir tek sözü ile işten atılan, bir toplum olmakla mı övünüyoruz? Bumu bizlerin kurmaya çalıştığı adaletli, huzurlu düzen? 


Geçen gün 1 Mayıs işçi bayramı kutlandı. Ben işçi olsam, işçi bayramını geçmişte olduğu gibi, mutlu ve coşkulu kutlamazdım. Çünkü artık ülkemizde işçi diye bir sınıf neredeyse kalmadı. İşçi sınıfının adı bile anılmıyor. Siz hakkını aramak için, greve giden bir iş yerini duydunuz mu? Duyamazsınız buna yeltenenler, hemen susturuluyor engelleniyor. Hakkını aramaya kalkanlarda hemen işten atılıyor. İşçi kardeşlerimiz, 1 Mayısı YAS günü ilan etmelidirler. Çünkü artık işçi sınıfı, ne yazık ki can çekişiyor. Bu acı ve keder ortamında, yapılan haksızlıklar karşısında, bayram değil ancak YAS tutulur. 


Sayın Başbakanımızın, derecelendirme kuruluşuna verdiği cevapta, asıl yadırgadığım üsluptur. Bu üslup, gerçekten ülkemiz halkını korkutuyor, ürkütüyor. Bırakın ülkemizin halkını tedirgin ettiğini, artık Dünya farkına vardı, onları da ürkütüyor. 


Sayın Başbakanımızın verdiği bu cevabın, bir cümleyle özeti, benim istediklerimi söylemediğiniz an, sizi yok sayarım. İşte bizleri yönetenlerin, rakipsizliğinin, denetimsizliğinin, kontrolsüz gücün tek elde toplanmasının yasama, yürütme ve yargı erklerinin, özgür olmamasının getirdiği büyük tehlike. Allah yardımcımız olsun.


Başbakanımızın bahsettiği kredi kuruluşu şimdide, geçmişte de siyasi kararlar vermesi muhtemeldir, bunda hiç şüphe yok. Geçmişte notumuzu yükselten aynı kuruluş, acaba birden bire neden yükseltti notumuzu diye neden sormadık, araştırmadık? Siyasi amaçlarla yükseltmiş olamaz mı? On yılda, toplum içinde işsizliğe çare mi bulundu? Devlet hangi yatırımları yaptı, sattığı kitler karşısında? Yaptıkları yollarla övünenler, toplumun sofralarına koyacak lokmaların, nasıl eksildiğinin farkında mı acaba. Emekli, memur, işçi daha refah mı yaşıyor düne göre? Hastanelerde tüm sorunlar mı çözüldü, yoksa sorunlara yeni problemler eklenerek, koskoca bir dağ mı oluştu. Adalet mi sağlandı bu ülkede, yoksa korku imparatorluğumu çöktü toplumun üstüne?


 Ülkemiz de kalkınma hızının arttığı ile övünenler acaba halkın, işçinin, memurun refahının, alım gücünün arttığını söyleyebilirler mi? Toplumda mutlu azınlığın arttığını, zenginin daha zengin olduğu, fakirin daha fakir bir yaşam sürdüğünü bizlerin göremediğini mi zannediyorlar? Belki toplumun bir kısmını, geçici olarak herhangi bir nedenle aldatabilirler, ama onlarda bir gün Allah ın izniyle, her şeyin farkına varacaklardır. Allah ın adaletinden kimse kaçamaz. 


Kredi derecelendirme kuruluşuna verilen cevap, aslında çok düşündürücü ve ibret dolu düşünene, düşünmek isteyene. İşimize geldiğinde bu kuruluşu kabul edeceğiz, işimize gelmediğinde, onu tanımamakla tehdit edeceğiz. Ne yazık ki bugün ülkemizin her safhasında aynı politika uygulanmaktadır. Böyle bir politika, elbette bir gün iflas edecektir. Hiç kimsenin yaptığı adaletsizlik, yanına kar kalmamıştır. 


Bizler ne geçmişten, nede yaşadıklarımızdan ders almayan bir toplum olduk. Elbette bunun nedenleri vardır. En önemli nedeni eğitimsizlik ve düşünmeyi, karar vermeyi başkalarına bırakmamızdan kaynaklanmaktadır. Allah özgür iradeyi ve aklı bizlere vererek,  akıl, mantık ve Kur’an ın önerileri ile yaşamamızı ister bizlerden. Ama bizler aklı ve Kur’an ı bir kenara bırakıp, akılla Kur’an ı anlayamazsın mantığıyla yaşadığımız içinde, doğruyu bulmakta zorlanır bir toplum olduk. Aklını kullanmayanlara da ibretlik bir cevabı vardır Yaradan ın. Yunus suresi 100. ayetinde şöyle uyarır bizleri.


(Akıllarını güzelce kullanmayanları, Allah pislik içinde bırakır.)

  
Bizler ne yazık ki, ne geçmişte söylediklerimizi hatırlarız, nede bugün yaptıklarımızı geçmişimizle kıyaslarız. Bir rüzgârın etkisiyle savrulur gideriz toz misali. Sizlere bir örnek daha vermek istiyorum. Birçok internet sitelerinden ulaşabileceğiniz bir bilgiyi sizlere, bugün yaşadığımız güncel bir konuyla karşılaştırmanız için tekrar hatırlatmak istiyorum. Hatırlatmamın nedeni, bizleri yönetenlerin izledikleri yol ve takındıkları tavrın, farkına varmamız adınadır. 


Önce sizlere Fatih Sultan Mehmet in bedduası başlığı altında, bugün anlatılan bir rivayeti nakletmek istiyorum. Söylediğim gibi bu bir rivayet, doğru olup olmadığı tartışılır. Naklettiğim rivayet, Sayın Başbakanımızın belediye başkanlığı zamanında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklı ve daha da dikkat çekici olanı, bu bilginin, kitabın ön sözünün Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan a ait olması. Lütfen dikkatle okuyunuz.



BEDDUA

''Fatih İstanbul'u alıp da, alayla Ayasofya önüne geldiği zaman, derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi.

Sakalları uzamış, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler.

Niçin hapsedildin diye sordular? Keşiş fala baktığını ve kuşatma hazırlıkları sırasında Konstantin'in kendisini çağırıp, İstanbul'u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için, remil atmasını söylediğini, remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini söylemesi üzerinde de, Konstantin’in kızarak onu zindana attırdığını hikâye etti ve şimdi karşınızda bulunuyorum, demek ki falım doğru imiş.

Bunun üzerine Fatih de İstanbul'un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse, ödüllendirileceğini bildirdi.

Keşiş remil attı ve şöyle dedi:

- İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, lakin öyle bir zaman gelecek ki emlak ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.

Bu falın bildirdiği sonuçtan büyük üzüntü duyan Fatih ellerini kaldırarak, İstanbul'da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah'ın gazabına uğrasınlar!' diye beddua etti.''

Kaynak şudur: A. Süheyl Ünver - "İstanbul Risaleleri"

Yayınlayan: İstanbul Büyükşehir Belediyesi

Önsöz: Recep Tayyip Erdoğan



Yukarıdaki rivayetin, doğru olup olmadığını elbette bilemeyiz. Şahsi düşüncem Fatih gibi çok özel bir insanın, fala baktırarak konuşacağına ben inanmıyorum. Peki, bu örneği neden verdim. Önemli olan rivayetten kıssadan hisse çıkarmaktır. İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında, Sayın Başbakanımız, bu anlatılana o zaman inanmış olmalı ki, Belediyenin yayınladığı bir kitapta bu rivayete yer vermiş. Bizzat Sayın Başbakanımız da önsözünü yazarak, topluma sunmuş, yayınlamış olması önemlidir.


Sayın Başbakanımız, eğer yine bizleri yöneten diğer Başbakanlarımızdan örnek alarak, dün dündür bugün bugündür diyerek, geçmişte düşündüklerine ve inandıklarına bir sünger çekiyor da, bugün ben çok farklıyım diyorsa, bu söylediklerim meclisten dışarı. Yok, eğer geçmişini inkâr etmiyor ve söylediklerine sahip çıkıyor ve inanıyorsa, sanırım Fatihin yukarıdaki rivayetine de önem veriyor demektir.
 

Bu durumda, bu hükümetin çok yakında çıkardıkları ve güncelliğini koruduğu, yabancılara arsa ve mülk satışını genişleterek, satışına izin verdikleri kanunu, bir kez daha düşüneceklerini, gözden geçireceklerini umut ederim. Gözden geçirmeyenlere de, Fatihin bedduasını hatırlatırım.



Fatih, peygamberimizin övgüsüne mazhar olan bir liderdi. Tahminlerini fallara, büyülere bağlayarak söyleyeceğine ihtimal vermiyorum, bu bizim inancımıza da uymaz. Ama gelecekte İstanbul un topla tüfekle yıkılamayacağını, ancak yanlış siyaset güden liderlerin hataları ile el değiştireceğini, hikâyede anlatılan keşişten, çok daha iyi, Fatih in tahmin edeceğine inanıyorum. İnşallah bu kıssadan bir hisse alırız.


Toplum olarak, bazı gerçeklerin farkına varamamanın acısını yıllardır çekiyoruz. Lütfen artık farkında olalım. Bizleri topla tüfekle yıkamayanlar, ülkemizi farklı yollardan ele geçirmenin planlarını yapıyorlar. 


Bizleri yönetenlere, özellikle Sayın Başbakanımıza sesleniyorum. Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Ne Amerika nın, nede Avrupa nın oyunlarına gelmeyiniz. Onlar vaat ettiklerinden, işlerine gelmediğinde hemen cayarlar. 


Sen onların inançlarına tabi olmadıkça, onlar da senin yanında, senden yana asla olmazlar. Bu uyarıları lütfen hatırlayalım. Bu uyarılar Allah katından geliyorsa, bunun nedenlerini dikkatle düşünmeden hareket edersek, toplum olarak hüsrana uğrayacağımızı, çok acılar çekeceğimizi unutmamalıyız. 


Liderler tarihe iki şekilde geçerler. Birincisi lanet ve nefretle anılan bir lider olarak, ikincisi toplumuna, halkına adaletle hükmeden, onlara mutlu ve huzurlu bir ortam hazırlayan bir lider olarak. Dilerim bizleri yönetenler, tarihe toplumunu adaletle yönetip, huzuru ve mutluluğu getiren, iyi hatırlanan liderler arsında olurlar.


Ülke olarak çok zorlu bir imtihandan geçiyoruz. Rabbim cümlemize yardımcı olsun inşallah. Dilerim toplum olarak gönül gözleri açık, aklını, mantığını, özgür iradesini bizzat kendisi kullanan, Rabbin halis kullarından oluruz. 


Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Tarih tekerrürden ibarettir derler. Geçmişlerinden ders almayanlar, o acı günleri tekrar yaşamaktan da asla kurtulamazlar. Bir başka ibret de, başkalarının hatalarından ders almayanlar, aynı hataları kendileri yaşamaktan kurtulamazlar diyen atalarımız, gerçekten çok doğru söylemişler.<br />
<br />
<br />
Ne yazık ki bugün bizler, geçmişten hiç ders almayan bir toplum görüntüsü ile yaşıyoruz. Ne yaşadıklarımızdan, nede geçmişte yapılan yanlışlardan dersler almadığımız o kadar açık ki. Bizleri yönetenlerin yaptıklarını, söylemlerini ne takip ediyoruz, nede söylediklerini akıl süzgecinden geçiriyoruz. Sizlere birkaç örnek vermek istiyorum. Vereceğim bu örneklerle, acaba bizleri yönetenler tutarlılık ve samimiyet testinden geçebiliyorlar mı, yorum sizlerin.<br />
<br />
<br />
Daha dün, Türk silahlı kuvvetlerinin düşüncelerine, yaptıklarına, söylemlerine karşı çıkanlar, günümüzde sergilenen onca olayları unutarak,  kendisine bağlı olarak çalışmış, Genelkurmay başkanlığı yapmış bir komutan, terörün başı ilan edildiğinde ses çıkarmayanları, savunmayanları bizler unutmadık. Bugün bazı kişiler, ya da bazı ne söylediğinin farkında olmayan basın mensubu, TSK ya karşı uygun olmayan sözler söylediğinde, yanlış anlamlara gelecek fikirler açıkladığında, dün söylediklerinin tam tersini yaparak, TSK yı savunmaya geçip, aşağıdaki sözleri söyleyenler, acaba bu sözlerinde ne kadar samimidirler?<br />
<br />
<br />
(Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına, ağza alınmayacak hakaretler yapmak açık söylüyorum zavallılıktır.)<br />
<br />
<br />
Bu düşünceye yürekten katılıyorum, TSK ya layık olmadığı sözleri söyleyenler, onları küçük düşürenler ZAVALLIDIRLAR. Ama daha önce ki silahlı kuvvetler farklımıydı? Bu güvene, bu övgüye bu savunmaya laik değil miydiler de, bugün çok üzücü bir durumdalar?  Silahlı kuvvetlerimiz, dünde bugünde bizlerin göz bebeğiydi. Dün neyse bugünde aynı insanlar. Birkaç kişinin değişmesi, emekli olması bir bütünü farklılaştırmaz. Yapılan yanlışlar varsa bunlar kişiseldir, tümünü asla bağlamaz. Dün söylenenleri bizler unutmadık, bugün onlara yapılanları da gözlerimizle görüyoruz, şahit oluyoruz, yapılanları unutmamızda zaten mümkün değil. Peki, bu sözler, TSK yı savunur görüntüsü vermenin ardındaki düşünce ne olabilir? Doğrusu söyleyecek çok şeyler var. Her şey zamanı geldiğinde, su yüzüne çıkacaktır. Allah ın adaletinden kimse kaçamaz.<br />
<br />
<br />
Hatırlarsanız Sayın Başbakanımız, bedelli askerlik için ne demişti seçimden önce?<br />
<br />
(Ben Tayyip Erdoğan olarak, böyle bir sorumluluğunun altına giremem. Parası olan var, olmayan var. Parası olan bastıracak kurtulacak, parası olmayan askerliği yapacak. Seçimden sonra referanduma götürürüz.)<br />
<br />
<br />
Peki, seçimden sonra ne oldu? Tüm söylenenler unutuldu ve parası olan bir gün bile askerlik yapmadı. İşte bizleri yönetenler, işte halkımızın tepkisizliği. Bu tür davranışlar acaba eğitimli, bilinçli, kendisini yönetenleri özgür iradesi ile seçen toplumlarda olur mu? Yorum sizlerin. Neye layıksak, Allah onu verecektir.<br />
<br />
<br />
İçinde bulunduğumuz durumun, tedirgin edici düşündürücü haline, bir örnek daha vermek istiyorum. Ülkemizin de kabul ettiği, Kredi derecelendirme kurumu, şöyle bir açıklama yaptı ve Sayın Başbakanımız çok sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<br />
(Kredi derecelendirme kuruluşu Standard &amp; Poor's'un, Türkiye'nin ''pozitif'' olan kredi notu görünümünü ''durağan'' olarak revize etmesine, Başbakan Erdoğan sert tepki gösterdi. )<br />
<br />
<br />
Aynı kuruluş, geçmişte ülkemizin notunu çok daha kötü durumlardan, daha yüksek konumlara getirmiş ve bu kuruluşun verdiği notlar, değerlendirmeler hükümet ve bazı basın kuruluşları tarafından, çok olumlu delil olarak gösterilmişti halka hatırlarsanız. Ama bazı kesim tarafından hayretle karşılanıp, tıpkı Başbakanımızın bugün söylediği gibi, siyasi bir karar diyerek, ne değişti de notumuz yükseldi, diye itiraz edenler olmuştu.<br />
<br />
<br />
Peki, bu kuruluşun ülkemizin notunu indirmesini, Sayın Başbakanımız nasıl karşıladı ve ne tür bir üslupla cevap verdi dersiniz? Basından alıntılar yaparak, hatırlatmak istiyorum. <br />
<br />
<br />
(Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Standart&amp;Poors'un Türkiye'nin kredi notunu pozitiften durağana çevirmesiyle ilgili olarak, ''Bu tamamen ideolojik bir yaklaşım. Bunu kimse yutmaz. Bunu sen Tayyip Erdoğan'a yutturamazsın'' dedi.<br />
<br />
<br />
''Standart&amp;Poors bir açıklama yaptı. Ben bunu çok garipsedim. Neden derseniz, pozitifte olan Türkiye durağana indi. Neye göre sen bunu durağana indiriyorsun? Çünkü belli bir süre pozitifte kalan bir ülkeyi artırması gerekirken, bakıyor ki Türkiye'yi artırırsam ideolojik olarak bu bize sıkıntı doğurur. Biz bunu durağanda tutalım<br />
<br />
<br />
Bu hesabı biz de az çok biliyoruz. Şu anda alan el, olmayan veren el olan bir Türkiye var. Sen bu Türkiye'nin kalkıp da kredi notunu durağana indirirsen, bunu yemezler. Ve bunun bedelini 'Ben artık seni kredi kuruluşu olarak tanımıyorum' demek suretiyle açıklarız.)<br />
<br />
<br />
<br />
Tüm söyledikleri doğru olabilir. Yani siyasi amaçlı yapmış olabilirler. Çünkü onlardan beklenir. Peki, daha öncede Türk toplumu işsizlikle, açlıkla mücadele ederken, hiçbir şey değişmemişken kredi notunun birden bire yükselmesini, neden övgüyle topluma anlattınız ve bunu örnek gösterdiniz? Artan ihracatın, halkın cebine ne faydası oldu? Ya ihracattan fazla yapılan ithalatı, nasıl açıklayacaksınız? <br />
<br />
<br />
Ülkesinde yatırım olmayan, bol ve ucuz üretim yapamayan ülkeler, ithal etmekten başka çaresi yoktur. Bugün kullandıklarımıza bakalım isterseniz, acaba hangisi Türk malı? Daha da ilginci, üzerinde Türk malı yazanların içinde, Çin malı olduğunu görmemiz, bizlerin ne halde olduğunu çok iyi özetliyor. Başkalarına kızmak yerine, önce yaptıklarımızı gözden geçirelim. <br />
<br />
<br />
Kalkınma hızında, ülkeler arasında neredeyse ilk sıralara geldiğimizi açıklayan hükümet, acaba ne kadar samimi? Kalkındık ama toplum olarak, hala işsizlikte öndeyiz. Kalkınan halk mı, yoksa küçük bir azınlık mı? Enflasyonu rakamlar ile oynayarak düşürdüğümüzde, ortaya çıkan acıklı tabloyu, halk fark etmiyor mu sanıyorsunuz? <br />
<br />
<br />
Kapitalist yönetimin çöktüğünü, hala fark edemeyenlere söyleyecek sözüm yok. Amerika zorlukla ayakta duruyor. Avrupa can çekişiyor. Ama bizler hala onların peşi sıra giderek, ne derece yanlış bir yol izlediğimizin farkında bile değiliz.<br />
<br />
<br />
 Toplumun genel çoğunluğunun aldığı ücret, fakirlik sınırının da altında. Sendikaların sözü bile geçmez oldu. Çünkü ülkemizde sendikalı işçi kalmadı da ondan. Devlet eliyle güvencesiz bir toplum yaratıldı. Sözleşmeli memur, sözleşmeli işçi adı altında. İşverenin ya da devletin, bir tek sözü ile işten atılan, bir toplum olmakla mı övünüyoruz? Bumu bizlerin kurmaya çalıştığı adaletli, huzurlu düzen? <br />
<br />
<br />
Geçen gün 1 Mayıs işçi bayramı kutlandı. Ben işçi olsam, işçi bayramını geçmişte olduğu gibi, mutlu ve coşkulu kutlamazdım. Çünkü artık ülkemizde işçi diye bir sınıf neredeyse kalmadı. İşçi sınıfının adı bile anılmıyor. Siz hakkını aramak için, greve giden bir iş yerini duydunuz mu? Duyamazsınız buna yeltenenler, hemen susturuluyor engelleniyor. Hakkını aramaya kalkanlarda hemen işten atılıyor. İşçi kardeşlerimiz, 1 Mayısı YAS günü ilan etmelidirler. Çünkü artık işçi sınıfı, ne yazık ki can çekişiyor. Bu acı ve keder ortamında, yapılan haksızlıklar karşısında, bayram değil ancak YAS tutulur. <br />
<br />
<br />
Sayın Başbakanımızın, derecelendirme kuruluşuna verdiği cevapta, asıl yadırgadığım üsluptur. Bu üslup, gerçekten ülkemiz halkını korkutuyor, ürkütüyor. Bırakın ülkemizin halkını tedirgin ettiğini, artık Dünya farkına vardı, onları da ürkütüyor. <br />
<br />
<br />
Sayın Başbakanımızın verdiği bu cevabın, bir cümleyle özeti, benim istediklerimi söylemediğiniz an, sizi yok sayarım. İşte bizleri yönetenlerin, rakipsizliğinin, denetimsizliğinin, kontrolsüz gücün tek elde toplanmasının yasama, yürütme ve yargı erklerinin, özgür olmamasının getirdiği büyük tehlike. Allah yardımcımız olsun.<br />
<br />
<br />
Başbakanımızın bahsettiği kredi kuruluşu şimdide, geçmişte de siyasi kararlar vermesi muhtemeldir, bunda hiç şüphe yok. Geçmişte notumuzu yükselten aynı kuruluş, acaba birden bire neden yükseltti notumuzu diye neden sormadık, araştırmadık? Siyasi amaçlarla yükseltmiş olamaz mı? On yılda, toplum içinde işsizliğe çare mi bulundu? Devlet hangi yatırımları yaptı, sattığı kitler karşısında? Yaptıkları yollarla övünenler, toplumun sofralarına koyacak lokmaların, nasıl eksildiğinin farkında mı acaba. Emekli, memur, işçi daha refah mı yaşıyor düne göre? Hastanelerde tüm sorunlar mı çözüldü, yoksa sorunlara yeni problemler eklenerek, koskoca bir dağ mı oluştu. Adalet mi sağlandı bu ülkede, yoksa korku imparatorluğumu çöktü toplumun üstüne?<br />
<br />
<br />
 Ülkemiz de kalkınma hızının arttığı ile övünenler acaba halkın, işçinin, memurun refahının, alım gücünün arttığını söyleyebilirler mi? Toplumda mutlu azınlığın arttığını, zenginin daha zengin olduğu, fakirin daha fakir bir yaşam sürdüğünü bizlerin göremediğini mi zannediyorlar? Belki toplumun bir kısmını, geçici olarak herhangi bir nedenle aldatabilirler, ama onlarda bir gün Allah ın izniyle, her şeyin farkına varacaklardır. Allah ın adaletinden kimse kaçamaz. <br />
<br />
<br />
Kredi derecelendirme kuruluşuna verilen cevap, aslında çok düşündürücü ve ibret dolu düşünene, düşünmek isteyene. İşimize geldiğinde bu kuruluşu kabul edeceğiz, işimize gelmediğinde, onu tanımamakla tehdit edeceğiz. Ne yazık ki bugün ülkemizin her safhasında aynı politika uygulanmaktadır. Böyle bir politika, elbette bir gün iflas edecektir. Hiç kimsenin yaptığı adaletsizlik, yanına kar kalmamıştır. <br />
<br />
<br />
Bizler ne geçmişten, nede yaşadıklarımızdan ders almayan bir toplum olduk. Elbette bunun nedenleri vardır. En önemli nedeni eğitimsizlik ve düşünmeyi, karar vermeyi başkalarına bırakmamızdan kaynaklanmaktadır. Allah özgür iradeyi ve aklı bizlere vererek,  akıl, mantık ve Kur’an ın önerileri ile yaşamamızı ister bizlerden. Ama bizler aklı ve Kur’an ı bir kenara bırakıp, akılla Kur’an ı anlayamazsın mantığıyla yaşadığımız içinde, doğruyu bulmakta zorlanır bir toplum olduk. Aklını kullanmayanlara da ibretlik bir cevabı vardır Yaradan ın. Yunus suresi 100. ayetinde şöyle uyarır bizleri.<br />
<br />
<br />
(Akıllarını güzelce kullanmayanları, Allah pislik içinde bırakır.)<br />
<br />
  <br />
Bizler ne yazık ki, ne geçmişte söylediklerimizi hatırlarız, nede bugün yaptıklarımızı geçmişimizle kıyaslarız. Bir rüzgârın etkisiyle savrulur gideriz toz misali. Sizlere bir örnek daha vermek istiyorum. Birçok internet sitelerinden ulaşabileceğiniz bir bilgiyi sizlere, bugün yaşadığımız güncel bir konuyla karşılaştırmanız için tekrar hatırlatmak istiyorum. Hatırlatmamın nedeni, bizleri yönetenlerin izledikleri yol ve takındıkları tavrın, farkına varmamız adınadır. <br />
<br />
<br />
Önce sizlere Fatih Sultan Mehmet in bedduası başlığı altında, bugün anlatılan bir rivayeti nakletmek istiyorum. Söylediğim gibi bu bir rivayet, doğru olup olmadığı tartışılır. Naklettiğim rivayet, Sayın Başbakanımızın belediye başkanlığı zamanında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi kaynaklı ve daha da dikkat çekici olanı, bu bilginin, kitabın ön sözünün Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan a ait olması. Lütfen dikkatle okuyunuz.<br />
<br />
<br />
<br />
BEDDUA<br />
<br />
''Fatih İstanbul'u alıp da, alayla Ayasofya önüne geldiği zaman, derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği tarafa bir adam gönderdi.<br />
<br />
Sakalları uzamış, hali perişan bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler.<br />
<br />
Niçin hapsedildin diye sordular? Keşiş fala baktığını ve kuşatma hazırlıkları sırasında Konstantin'in kendisini çağırıp, İstanbul'u Türklerin alıp almayacağını bildirmek için, remil atmasını söylediğini, remilde İstanbul'un Türklerin eline geçeceğini söylemesi üzerinde de, Konstantin’in kızarak onu zindana attırdığını hikâye etti ve şimdi karşınızda bulunuyorum, demek ki falım doğru imiş.<br />
<br />
Bunun üzerine Fatih de İstanbul'un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil atmasını ve doğruyu söylerse, ödüllendirileceğini bildirdi.<br />
<br />
Keşiş remil attı ve şöyle dedi:<br />
<br />
- İstanbul Türklerin elinden harp ve darp ile çıkmayacak, lakin öyle bir zaman gelecek ki emlak ve arazileriniz satılacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.<br />
<br />
Bu falın bildirdiği sonuçtan büyük üzüntü duyan Fatih ellerini kaldırarak, İstanbul'da edindiğim yerleri ecnebilere satanlar, Allah'ın gazabına uğrasınlar!' diye beddua etti.''<br />
<br />
Kaynak şudur: A. Süheyl Ünver - &quot;İstanbul Risaleleri&quot;<br />
<br />
Yayınlayan: İstanbul Büyükşehir Belediyesi<br />
<br />
Önsöz: Recep Tayyip Erdoğan<br />
<br />
<br />
<br />
Yukarıdaki rivayetin, doğru olup olmadığını elbette bilemeyiz. Şahsi düşüncem Fatih gibi çok özel bir insanın, fala baktırarak konuşacağına ben inanmıyorum. Peki, bu örneği neden verdim. Önemli olan rivayetten kıssadan hisse çıkarmaktır. İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında, Sayın Başbakanımız, bu anlatılana o zaman inanmış olmalı ki, Belediyenin yayınladığı bir kitapta bu rivayete yer vermiş. Bizzat Sayın Başbakanımız da önsözünü yazarak, topluma sunmuş, yayınlamış olması önemlidir.<br />
<br />
<br />
Sayın Başbakanımız, eğer yine bizleri yöneten diğer Başbakanlarımızdan örnek alarak, dün dündür bugün bugündür diyerek, geçmişte düşündüklerine ve inandıklarına bir sünger çekiyor da, bugün ben çok farklıyım diyorsa, bu söylediklerim meclisten dışarı. Yok, eğer geçmişini inkâr etmiyor ve söylediklerine sahip çıkıyor ve inanıyorsa, sanırım Fatihin yukarıdaki rivayetine de önem veriyor demektir.<br />
 <br />
<br />
Bu durumda, bu hükümetin çok yakında çıkardıkları ve güncelliğini koruduğu, yabancılara arsa ve mülk satışını genişleterek, satışına izin verdikleri kanunu, bir kez daha düşüneceklerini, gözden geçireceklerini umut ederim. Gözden geçirmeyenlere de, Fatihin bedduasını hatırlatırım.<br />
<br />
<br />
<br />
Fatih, peygamberimizin övgüsüne mazhar olan bir liderdi. Tahminlerini fallara, büyülere bağlayarak söyleyeceğine ihtimal vermiyorum, bu bizim inancımıza da uymaz. Ama gelecekte İstanbul un topla tüfekle yıkılamayacağını, ancak yanlış siyaset güden liderlerin hataları ile el değiştireceğini, hikâyede anlatılan keşişten, çok daha iyi, Fatih in tahmin edeceğine inanıyorum. İnşallah bu kıssadan bir hisse alırız.<br />
<br />
<br />
Toplum olarak, bazı gerçeklerin farkına varamamanın acısını yıllardır çekiyoruz. Lütfen artık farkında olalım. Bizleri topla tüfekle yıkamayanlar, ülkemizi farklı yollardan ele geçirmenin planlarını yapıyorlar. <br />
<br />
<br />
Bizleri yönetenlere, özellikle Sayın Başbakanımıza sesleniyorum. Bizim bizden başka dostumuz yoktur. Ne Amerika nın, nede Avrupa nın oyunlarına gelmeyiniz. Onlar vaat ettiklerinden, işlerine gelmediğinde hemen cayarlar. <br />
<br />
<br />
Sen onların inançlarına tabi olmadıkça, onlar da senin yanında, senden yana asla olmazlar. Bu uyarıları lütfen hatırlayalım. Bu uyarılar Allah katından geliyorsa, bunun nedenlerini dikkatle düşünmeden hareket edersek, toplum olarak hüsrana uğrayacağımızı, çok acılar çekeceğimizi unutmamalıyız. <br />
<br />
<br />
Liderler tarihe iki şekilde geçerler. Birincisi lanet ve nefretle anılan bir lider olarak, ikincisi toplumuna, halkına adaletle hükmeden, onlara mutlu ve huzurlu bir ortam hazırlayan bir lider olarak. Dilerim bizleri yönetenler, tarihe toplumunu adaletle yönetip, huzuru ve mutluluğu getiren, iyi hatırlanan liderler arsında olurlar.<br />
<br />
<br />
Ülke olarak çok zorlu bir imtihandan geçiyoruz. Rabbim cümlemize yardımcı olsun inşallah. Dilerim toplum olarak gönül gözleri açık, aklını, mantığını, özgür iradesini bizzat kendisi kullanan, Rabbin halis kullarından oluruz. <br />
<br />
<br />
Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?941-G%C3%BCndemdeki-Konular">Gündemdeki Konular</category>
			<dc:creator>halukgta</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167546-Ya%C5%9Fananlar%C4%B1-sorgulamayan-bir-toplum-olduk.</guid>
		</item>
		<item>
			<title>w3c css hakkında bir soru ?</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167545-w3c-css-hakk%C4%B1nda-bir-soru&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 09 May 2012 21:03:11 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[w3c de xh_tml hatam sıfır fakat css hiç anlamıyorum ve yapamıyorum bir kaç kısa yolu var diye duydum bilgisi olan varsa sevinirim ?

ayrıca bir kaç bilgiye göre aşağıdakileri yapmam söylendi fakat anlamadım ve yapamadım





---Alıntı---
css hatsı alıyorsan

<link r
---Alıntı sonu---
_
---Alıntı---
el="stylesheet" type="text/css" href="css-dosyasi.css" />

olarak kullanırsa css hatası almasın.

Ama vbulletin ayarlarından
vBulletin Seçenekleri=> Biçim ve Dil ayarları => CSS-Stylesheets lerini Dosya olarak Kayıt et Evet işaretli ise zaten dosya olarak kayıt ediyor. El ile yapmay gerek yok.
---Alıntı sonu---
2.seçeneği yaptım fakat site/tema tamamen bozuldu ne olabilr bilmiyorum gerekli clientscript/vbulletin_css olarak açtım 777 yaptım sonra evet dedim ama site renkleri arma motru yani herşey birbirine girdi..

1. seçenekte ne yapamam gerektiğini detaylı anlatabilr misiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>w3c de xh<u>tml hatam sıfır fakat css hiç anlamıyorum ve yapamıyorum bir kaç kısa yolu var diye duydum bilgisi olan varsa sevinirim ?<br />
<br />
ayrıca bir kaç bilgiye göre aşağıdakileri yapmam söylendi fakat anlamadım ve yapamadım<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<div class="bbcode_container">
	<div class="bbcode_description">Alıntı:</div>
	<div class="bbcode_quote printable">
		<hr />
		
			css hatsı alıyorsan<br />
<br />
&lt;link r
			
		<hr />
	</div>
</div> </u><div class="bbcode_container">
	<div class="bbcode_description">Alıntı:</div>
	<div class="bbcode_quote printable">
		<hr />
		
			el=&quot;stylesheet&quot; type=&quot;text/css&quot; href=&quot;css-dosyasi.css&quot; /&gt;<br />
<br />
olarak kullanırsa css hatası almasın.<br />
<br />
Ama vbulletin ayarlarından<br />
vBulletin Seçenekleri=&gt; Biçim ve Dil ayarları =&gt; CSS-Stylesheets lerini Dosya olarak Kayıt et Evet işaretli ise zaten dosya olarak kayıt ediyor. El ile yapmay gerek yok.
			
		<hr />
	</div>
</div> 2.seçeneği yaptım fakat site/tema tamamen bozuldu ne olabilr bilmiyorum gerekli clientscript/vbulletin_css olarak açtım 777 yaptım sonra evet dedim ama site renkleri arma motru yani herşey birbirine girdi..<br />
<br />
1. seçenekte ne yapamam gerektiğini detaylı anlatabilr misiniz?</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1040-Web-Tabanl%C4%B1-Uygulamalar">Web Tabanlı Uygulamalar</category>
			<dc:creator>myweb</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167545-w3c-css-hakk%C4%B1nda-bir-soru</guid>
		</item>
		<item>
			<title>etiket bloğumu  valid yapamadım w3c ? vbulletin</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167544-etiket-blo%C4%9Fumu-valid-yapamad%C4%B1m-w3c-vbulletin&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Wed, 09 May 2012 21:00:53 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[blok 1 etiket bloğu


Kod:
---------
$hAngiforular = "749"; //misal 8,13,43 gibi degisik forum id'leri verebilirsiniz
$kackonu = "10"; //ayni anda kac konu goestersin
$aciklama = "300"; //aciklamada kac harf olsun
$baslik = "85"; //baslik kac harf olsun
$tarihformati = "m-d-Y";
$saatformati = "H:i";
ob_start();
    $son_konu_cek= vB::$db->query_read("SELECT thread.forumid as forumid, thread.visible, thread.title as konu_basligi, thread.threadid as threadid, thread.postusername as username, thread.postuserid as userid, thread.dateline as tarih, forum.title as forum_title,post.postid, post.pagetext as konu_metni
                FROM " . TABLE_PREFIX . "thread as thread
                LEFT JOIN " . TABLE_PREFIX . "post as post on (thread.firstpostid = post.postid)
                LEFT JOIN " . TABLE_PREFIX . "forum as forum on (thread.forumid = forum.forumid)
                WHERE thread.visible = 1 AND thread.forumid IN (0,$hangiforular)
                ORDER BY threadid DESC
                LIMIT $kackonu");
    $output_bits = '';
    while ($konu = vB::$db->fetch_array($son_konu_cek))
    {
    $counter++;
    $a = ++$a;

     $konu['tarih'] = date($tarihformati, $konu['tarih']);
    $konu['saat'] = date($saatformati, $konu['saat']);

preg_match('/\[(img|IMG)\]\s*(https?:\/\/([^*\r\n]+|[a-z0-9\/\\\._\- !]+))\[\/(img|IMG)\]/', $konu['konu_metni'], $matches);
$konu['resim'] = $matches[2];

    $konu['konu_metni'] = substr($konu['konu_metni'], 0, $aciklama) . '..';
    $konu['konu_basligi'] = substr($konu['konu_basligi'], 0, $baslik) . '..';
    $output_bits .= '<a title="'.$konu[konu_basligi].'" href="showthread.php?t='.$konu[threadid].'"><center><img  src="'.$konu['resim'].'" width="150" height="150" border="0" style="padding:5px" alt="'.$konu[konu_basligi].'" /></a></center>';

    }
  $output = "<div style=\"background-image:url();\"><marquee height=\"600\" direction=\"up\" scrollamount=\"10\" onmouseover=\"this.stop()\" onmouseout=\"this.start()\"> ";
    $output .= $output_bits;
    $output .= "</marquee></div>";
    ob_end_clean();
---------

diğer bloğum yukarı kayan resimler 


Kod:
---------
$flashWidth  = 270;
$flashHeight = 330;
$flashPath = 'tagcloud.swf';
$flashBackgroundColor = 'ffffff';
$tagCount = 30;
$tagMaxSize = 16;
$tagMinSize = 8;

// Colors are in hex
$data['tcolor'] = '0x000000';
$data['tcolor2'] = '0x336699';
$data['hicolor'] = '0x000000';
$data['speed'] = 100;
$data['distr'] = 'true';
$data['mode'] = 'tags';

$contentTypes = array(2=>'tags.php?tag=',15=>'blog.php?tag=');

/* No Editing Below This Line*/

global $vbulletin;

// %d

$query = sprintf("SELECT Tag.tagid, Tag.tagtext, TagContent.contenttypeid, COUNT( TagContent.tagid ) AS count FROM ".TABLE_PREFIX."tag AS Tag LEFT JOIN ".TABLE_PREFIX."tagcontent AS TagContent ON ( Tag.tagid = TagContent.tagid ) GROUP BY TagContent.tagid ORDER BY count DESC LIMIT %d",$tagCount);

$qtags = vB::$db->query_read($query);

while($tag = vB::$db->fetch_array($qtags)) {
    $tags[] = $tag;
    $tagSize[$tag['tagtext']] = $tag['count'];
}

// largest and smallest array values
$maxQty = max(array_values($tagSize));
$minQty = min(array_values($tagSize));

$spread = $maxQty - $minQty;
if ($spread == 0) {
        $spread = 1;
}

$step = ($tagMaxSize - $tagMinSize) / ($spread);

// make the tag cloud
$tagsHTML  = "";
foreach ($tags as $tag)
{
    $size = round($tagMinSize + (($tag['count'] - $minQty) * $step));
    $text = $tag['tagtext'];

    $url = $vbulletin->options['homeurl'].'/'.$contentTypes[$tag['contenttypeid']].urlencode($tag['tagtext']);
    $tagsHTML .= "<a href='$url' style='$size'>$text</a>";
}

$data['tagcloud'] = '<tags>'.$tagsHTML.'</tags>';

$flashVars = "";

foreach($data as $var=>$val)
{
    $flashVars .= (empty ($flashVars))?'':'&';
    $flashVars .= "$var=".urlencode($val);
}

ob_start();
?>
<embed width="<?php echo $flashWidth;?>" height="<?php echo $flashHeight;?>" flashvars="<?php echo $flashVars;?>" wmode="transparent" allowscriptaccess="always" quality="high" bgcolor="#<?php echo $flashBackgroundColor;?>" name="vbCloudFlash" id="vbCloudFlash" style="" src="<?php echo $vbulletin->options['homeurl'].'/'.$flashPath;?>" type="application/x-shockwave-flash"/>
<?php

$content = ob_get_contents();
ob_end_clean();

$output = $content;
---------
vb 4.1
seo + sitemap

teşekkürler

not : bunlar haricinde xhrtml hatam yoktur w3c için]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>blok 1 etiket bloğu<br />
<br />
<div class="bbcode_container">
	<div class="bbcode_description">Kod:</div>
	<hr /><code class="bbcode_code">$hAngiforular = &quot;749&quot;; //misal 8,13,43 gibi degisik forum id'leri verebilirsiniz<br />
$kackonu = &quot;10&quot;; //ayni anda kac konu goestersin<br />
$aciklama = &quot;300&quot;; //aciklamada kac harf olsun<br />
$baslik = &quot;85&quot;; //baslik kac harf olsun<br />
$tarihformati = &quot;m-d-Y&quot;;<br />
$saatformati = &quot;H:i&quot;;<br />
ob_start();<br />
&nbsp; &nbsp; $son_konu_cek= vB::$db-&gt;query_read(&quot;SELECT thread.forumid as forumid, thread.visible, thread.title as konu_basligi, thread.threadid as threadid, thread.postusername as username, thread.postuserid as userid, thread.dateline as tarih, forum.title as forum_title,post.postid, post.pagetext as konu_metni<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; FROM &quot; . TABLE_PREFIX . &quot;thread as thread<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; LEFT JOIN &quot; . TABLE_PREFIX . &quot;post as post on (thread.firstpostid = post.postid)<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; LEFT JOIN &quot; . TABLE_PREFIX . &quot;forum as forum on (thread.forumid = forum.forumid)<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; WHERE thread.visible = 1 AND thread.forumid IN (0,$hangiforular)<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ORDER BY threadid DESC<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; LIMIT $kackonu&quot;);<br />
&nbsp; &nbsp; $output_bits = '';<br />
&nbsp; &nbsp; while ($konu = vB::$db-&gt;fetch_array($son_konu_cek))<br />
&nbsp; &nbsp; {<br />
&nbsp; &nbsp; $counter++;<br />
&nbsp; &nbsp; $a = ++$a;<br />
<br />
&nbsp; &nbsp;  $konu['tarih'] = date($tarihformati, $konu['tarih']);<br />
&nbsp; &nbsp; $konu['saat'] = date($saatformati, $konu['saat']);<br />
<br />
preg_match('/\[(img|IMG)\]\s*(https?:\/\/([^*\r\n]+|[a-z0-9\/\\\._\- !]+))\[\/(img|IMG)\]/', $konu['konu_metni'], $matches);<br />
$konu['resim'] = $matches[2];<br />
<br />
&nbsp; &nbsp; $konu['konu_metni'] = substr($konu['konu_metni'], 0, $aciklama) . '..';<br />
&nbsp; &nbsp; $konu['konu_basligi'] = substr($konu['konu_basligi'], 0, $baslik) . '..';<br />
&nbsp; &nbsp; $output_bits .= '&lt;a title=&quot;'.$konu[konu_basligi].'&quot; href=&quot;showthread.php?t='.$konu[threadid].'&quot;&gt;&lt;center&gt;&lt;img&nbsp; src=&quot;'.$konu['resim'].'&quot; width=&quot;150&quot; height=&quot;150&quot; border=&quot;0&quot; style=&quot;padding:5px&quot; alt=&quot;'.$konu[konu_basligi].'&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/center&gt;';<br />
<br />
&nbsp; &nbsp; }<br />
&nbsp; $output = &quot;&lt;div style=\&quot;background-image:url();\&quot;&gt;&lt;marquee height=\&quot;600\&quot; direction=\&quot;up\&quot; scrollamount=\&quot;10\&quot; onmouseover=\&quot;this.stop()\&quot; onmouseout=\&quot;this.start()\&quot;&gt; &quot;;<br />
&nbsp; &nbsp; $output .= $output_bits;<br />
&nbsp; &nbsp; $output .= &quot;&lt;/marquee&gt;&lt;/div&gt;&quot;;<br />
&nbsp; &nbsp; ob_end_clean();</code><hr />
</div> <br />
diğer bloğum yukarı kayan resimler <br />
<br />
<div class="bbcode_container">
	<div class="bbcode_description">Kod:</div>
	<hr /><code class="bbcode_code">$flashWidth&nbsp; = 270;<br />
$flashHeight = 330;<br />
$flashPath = 'tagcloud.swf';<br />
$flashBackgroundColor = 'ffffff';<br />
$tagCount = 30;<br />
$tagMaxSize = 16;<br />
$tagMinSize = 8;<br />
<br />
// Colors are in hex<br />
$data['tcolor'] = '0x000000';<br />
$data['tcolor2'] = '0x336699';<br />
$data['hicolor'] = '0x000000';<br />
$data['speed'] = 100;<br />
$data['distr'] = 'true';<br />
$data['mode'] = 'tags';<br />
<br />
$contentTypes = array(2=&gt;'tags.php?tag=',15=&gt;'blog.php?tag=');<br />
<br />
/* No Editing Below This Line*/<br />
<br />
global $vbulletin;<br />
<br />
// %d<br />
<br />
$query = sprintf(&quot;SELECT Tag.tagid, Tag.tagtext, TagContent.contenttypeid, COUNT( TagContent.tagid ) AS count FROM &quot;.TABLE_PREFIX.&quot;tag AS Tag LEFT JOIN &quot;.TABLE_PREFIX.&quot;tagcontent AS TagContent ON ( Tag.tagid = TagContent.tagid ) GROUP BY TagContent.tagid ORDER BY count DESC LIMIT %d&quot;,$tagCount);<br />
<br />
$qtags = vB::$db-&gt;query_read($query);<br />
<br />
while($tag = vB::$db-&gt;fetch_array($qtags)) {<br />
&nbsp; &nbsp; $tags[] = $tag;<br />
&nbsp; &nbsp; $tagSize[$tag['tagtext']] = $tag['count'];<br />
}<br />
<br />
// largest and smallest array values<br />
$maxQty = max(array_values($tagSize));<br />
$minQty = min(array_values($tagSize));<br />
<br />
$spread = $maxQty - $minQty;<br />
if ($spread == 0) {<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; $spread = 1;<br />
}<br />
<br />
$step = ($tagMaxSize - $tagMinSize) / ($spread);<br />
<br />
// make the tag cloud<br />
$tagsHTML&nbsp; = &quot;&quot;;<br />
foreach ($tags as $tag)<br />
{<br />
&nbsp; &nbsp; $size = round($tagMinSize + (($tag['count'] - $minQty) * $step));<br />
&nbsp; &nbsp; $text = $tag['tagtext'];<br />
<br />
&nbsp; &nbsp; $url = $vbulletin-&gt;options['homeurl'].'/'.$contentTypes[$tag['contenttypeid']].urlencode($tag['tagtext']);<br />
&nbsp; &nbsp; $tagsHTML .= &quot;&lt;a href='$url' style='$size'&gt;$text&lt;/a&gt;&quot;;<br />
}<br />
<br />
$data['tagcloud'] = '&lt;tags&gt;'.$tagsHTML.'&lt;/tags&gt;';<br />
<br />
$flashVars = &quot;&quot;;<br />
<br />
foreach($data as $var=&gt;$val)<br />
{<br />
&nbsp; &nbsp; $flashVars .= (empty ($flashVars))?'':'&amp;';<br />
&nbsp; &nbsp; $flashVars .= &quot;$var=&quot;.urlencode($val);<br />
}<br />
<br />
ob_start();<br />
?&gt;<br />
&lt;embed width=&quot;&lt;?php echo $flashWidth;?&gt;&quot; height=&quot;&lt;?php echo $flashHeight;?&gt;&quot; flashvars=&quot;&lt;?php echo $flashVars;?&gt;&quot; wmode=&quot;transparent&quot; allowscriptaccess=&quot;always&quot; quality=&quot;high&quot; bgcolor=&quot;#&lt;?php echo $flashBackgroundColor;?&gt;&quot; name=&quot;vbCloudFlash&quot; id=&quot;vbCloudFlash&quot; style=&quot;&quot; src=&quot;&lt;?php echo $vbulletin-&gt;options['homeurl'].'/'.$flashPath;?&gt;&quot; type=&quot;application/x-shockwave-flash&quot;/&gt;<br />
&lt;?php<br />
<br />
$content = ob_get_contents();<br />
ob_end_clean();<br />
<br />
$output = $content;</code><hr />
</div> vb 4.1<br />
seo + sitemap<br />
<br />
teşekkürler<br />
<br />
not : bunlar haricinde xhrtml hatam yoktur w3c için</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1040-Web-Tabanl%C4%B1-Uygulamalar">Web Tabanlı Uygulamalar</category>
			<dc:creator>myweb</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167544-etiket-blo%C4%9Fumu-valid-yapamad%C4%B1m-w3c-vbulletin</guid>
		</item>
		<item>
			<title>asp.net session</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167541-asp.net-session&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Tue, 08 May 2012 12:28:13 GMT</pubDate>
			<description>arkadaşlar ilgilenen varsa bana anlatacak olan varmı .sessionda biri oturum açtığında tüm sayfalarda açık olduğu nasıl olur onun kodu varmı</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>arkadaşlar ilgilenen varsa bana anlatacak olan varmı .sessionda biri oturum açtığında tüm sayfalarda açık olduğu nasıl olur onun kodu varmı</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1070-Program-Kullan%C4%B1mlar%C4%B1">Program Kullanımları</category>
			<dc:creator>temhaturk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167541-asp.net-session</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Delİkanlim..</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167540-Del%C4%B0kanlim..&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Tue, 08 May 2012 10:50:56 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Nazım Hikmet’in Deniz Gezmişi anımsatan o şiiri :
 
''delikanlım!.
iyi bak yıldızlara,
onları belki bir daha göremezsin.
belki bir daha
yıldızların ışığında
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..

delikanlım!.
senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar
kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir.

delikanlım!.
sen ki, ya bir köşe başında
kan sızarak kaşından
gebereceksin,
ya da bir darağacında can vereceksin.
iyi bak yıldızlara
onları göremezsin belki bir daha...

delikanlım!.
belki beni anladın,
belki anlamadın.
kesiyorum sözümü.

sevmek mükemmel iş delikanlım.
sev bakalım...
mademki kafanda ışıklı bir gece var,
benden izin sana,
sev sevebildiğin kadar.'']]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="3">Nazım Hikmet’in Deniz Gezmişi anımsatan o şiiri :<br />
 </font><br />
<span style="font-family: Georgia"><font size="3"><font color="#000066"><i>''delikanlım!.<br />
iyi bak yıldızlara,<br />
onları belki bir daha göremezsin.<br />
belki bir daha<br />
yıldızların ışığında<br />
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..<br />
<br />
delikanlım!.<br />
senin kafanın içi<br />
yıldızlı karanlıklar<br />
kadar<br />
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.<br />
yıldızlar ve senin kafan<br />
kâinatın en mükemmel şeyidir.<br />
<br />
delikanlım!.<br />
sen ki, ya bir köşe başında<br />
kan sızarak kaşından<br />
gebereceksin,<br />
ya da bir darağacında can vereceksin.<br />
iyi bak yıldızlara<br />
onları göremezsin belki bir daha...<br />
<br />
delikanlım!.<br />
belki beni anladın,<br />
belki anlamadın.<br />
kesiyorum sözümü.<br />
<br />
sevmek mükemmel iş delikanlım.<br />
sev bakalım...<br />
mademki kafanda ışıklı bir gece var,<br />
benden izin sana,<br />
sev sevebildiğin kadar.''</i></font></font></span></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?963-K%C3%BClt%C3%BCr-Sanat-Genel">Kültür-Sanat Genel</category>
			<dc:creator>meryyy</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167540-Del%C4%B0kanlim..</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zafer Fenerbahçe'nin: 1-3]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167539-Zafer-Fenerbah%C3%A7e-nin-1-3&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Mon, 07 May 2012 05:32:29 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[*Spor Toto Süper Final'de Fenerbahçe Trabzonspor'u Avni Aker'de 3-1 yendi. Bu skorla Sarı-Lacivertliler, şampiyonluk şansını son haftaya kadar sürdürmüş oldu.

[IMG]http://www.fanatik.com.tr/Default.aspx?atype=GaleriDetay&ArticleID=261694&KategoriID=*[/IMG]

En rahat galibiyet!

Fenerbahçe bu sezon en rahat galibiyetlerinden birini Trabzon’da aldı. Her türlü gerginlik hamlelerine rağmen Sarı-Lacivertli ekip, sakin, bilinçli, topun çabuk arkasına geçen anlayışı ile maça ağırlığını koydu. Fenerbahçe’nin zor deplasmanı kolaya çevirmesi, tecrübenin zaferiydi.

Bordo-Mavili taraftarların mutlak galibiyet istediği karşılaşmada, Trabzonsporlu futbolcular Fenerbahçe’nin inançlı mücadele ve direncine karşı koyamadılar. Doğru - dürüst iki pas yapamazken, orta alan ve savunmada da sık sık boşluklar verdiler.
Takım olarak futbol için sahada gereken olumlu herşeyi yapan Fenerbahçe’de Emre, Baroni, Selçuk, Bienvenu ve kaleci Volkan öne çıkan oyuncular oldu.

Emre hızlı başladı!

2. dakikada Trabzonspor defansının uzaklaştıramadığı topu, Baroni Emre’nin önüne bıraktı. Tolga ile karşı karşıya kalan Emre, meşin yuvarlağı köşeye bıraktı: 0-1.
15. dakikada Stoch, ceza alanına hareketlendi. 18’e girmeden yaptığı vuruş Tolga’dan sekti, savunma kornerle tehlikeyi önledi.
31. dakikada Emre’nin pasıyla ceza alanına hareketlenen Stoch, kalesini terkeden Tolga’nın yanından topu çerçeveye gönderdi, Serkan gol çizgisi üzerinden meşin yuvarlağı uzaklaştırdı. Serkan’ın çevirdiği topla buluşan Bienvenu, aut çizgisine yakın mesafeden çapraz pozisyonda topu, Tolga’nın bacakları arasından ikinci kez ağlara gönderdi: 0-2.

Volkan devleşti

34. dakikada Volkan’ın koruduğu kale bir anda savaş alanına döndü. Pet şişeler, buruşturulmuş kartonlar, meşaleler ve patlayıcı maddeler yağmur gibi yağdı. Bu nedenle karşılaşma 3 dakika durdu.
45+4. dakikada Olcan sağdan bindirdi, boş durumdaki Burak’ı gördü. Golcü oyuncu topu kontrol edip, ayak içi vuruşla farkı bire indirirken, ilk yarıda 2-1 Fenerbahçe’nin üstünlüğü ile kapandı.
58. dakikada Orhan’ın pasını önüne alan Dia, Tolga ile karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun vuruşu, Tolga’dan sekip kornere gitti.
70. dakikada Burak’ın üst köşeye gönderdiği serbest vuruşu, Volkan son anda parmakları ile kornere attı.

Perdeyi Baroni kapadı

85. dakikada Trabzonspor’un kullandığı korner pozisyonunda Bordo - Mavililer tüm hatları ile Fenerbahçe ceza alanını doldurdu. Defansın uzaklaştırdığı topla buluşan Bienvenu, topu Baroni’ye aktardı. Orta alanı bomboş vaziyette geçen Brezilyalı oyuncu, kalesini terkeden Tolga’nın üzerinden skoru belirleyen golü ağlara gönderdi: 1-3 86. dakikada Burak’ın ceza alanı içinde yaptığı vuruşta Volkan bir kez daha başarılıydı. 87. dakikada ise Adrian’ın ceza alanına ortaladığı topa Burak iyi yükseldi. Kafa vuruşu üst direkten dışarı gitti.

Yalçın Türk*]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b>Spor Toto Süper Final'de Fenerbahçe Trabzonspor'u Avni Aker'de 3-1 yendi. Bu skorla Sarı-Lacivertliler, şampiyonluk şansını son haftaya kadar sürdürmüş oldu.<br />
<br />
[IMG]http://www.fanatik.com.tr/Default.aspx?atype=GaleriDetay&amp;ArticleID=261694&amp;Ka  tegoriID=*[/IMG]<br />
<br />
En rahat galibiyet!<br />
<br />
Fenerbahçe bu sezon en rahat galibiyetlerinden birini Trabzon’da aldı. Her türlü gerginlik hamlelerine rağmen Sarı-Lacivertli ekip, sakin, bilinçli, topun çabuk arkasına geçen anlayışı ile maça ağırlığını koydu. Fenerbahçe’nin zor deplasmanı kolaya çevirmesi, tecrübenin zaferiydi.<br />
<br />
Bordo-Mavili taraftarların mutlak galibiyet istediği karşılaşmada, Trabzonsporlu futbolcular Fenerbahçe’nin inançlı mücadele ve direncine karşı koyamadılar. Doğru - dürüst iki pas yapamazken, orta alan ve savunmada da sık sık boşluklar verdiler.<br />
Takım olarak futbol için sahada gereken olumlu herşeyi yapan Fenerbahçe’de Emre, Baroni, Selçuk, Bienvenu ve kaleci Volkan öne çıkan oyuncular oldu.<br />
<br />
Emre hızlı başladı!<br />
<br />
2. dakikada Trabzonspor defansının uzaklaştıramadığı topu, Baroni Emre’nin önüne bıraktı. Tolga ile karşı karşıya kalan Emre, meşin yuvarlağı köşeye bıraktı: 0-1.<br />
15. dakikada Stoch, ceza alanına hareketlendi. 18’e girmeden yaptığı vuruş Tolga’dan sekti, savunma kornerle tehlikeyi önledi.<br />
31. dakikada Emre’nin pasıyla ceza alanına hareketlenen Stoch, kalesini terkeden Tolga’nın yanından topu çerçeveye gönderdi, Serkan gol çizgisi üzerinden meşin yuvarlağı uzaklaştırdı. Serkan’ın çevirdiği topla buluşan Bienvenu, aut çizgisine yakın mesafeden çapraz pozisyonda topu, Tolga’nın bacakları arasından ikinci kez ağlara gönderdi: 0-2.<br />
<br />
Volkan devleşti<br />
<br />
34. dakikada Volkan’ın koruduğu kale bir anda savaş alanına döndü. Pet şişeler, buruşturulmuş kartonlar, meşaleler ve patlayıcı maddeler yağmur gibi yağdı. Bu nedenle karşılaşma 3 dakika durdu.<br />
45+4. dakikada Olcan sağdan bindirdi, boş durumdaki Burak’ı gördü. Golcü oyuncu topu kontrol edip, ayak içi vuruşla farkı bire indirirken, ilk yarıda 2-1 Fenerbahçe’nin üstünlüğü ile kapandı.<br />
58. dakikada Orhan’ın pasını önüne alan Dia, Tolga ile karşı karşıya kaldı. Bu oyuncunun vuruşu, Tolga’dan sekip kornere gitti.<br />
70. dakikada Burak’ın üst köşeye gönderdiği serbest vuruşu, Volkan son anda parmakları ile kornere attı.<br />
<br />
Perdeyi Baroni kapadı<br />
<br />
85. dakikada Trabzonspor’un kullandığı korner pozisyonunda Bordo - Mavililer tüm hatları ile Fenerbahçe ceza alanını doldurdu. Defansın uzaklaştırdığı topla buluşan Bienvenu, topu Baroni’ye aktardı. Orta alanı bomboş vaziyette geçen Brezilyalı oyuncu, kalesini terkeden Tolga’nın üzerinden skoru belirleyen golü ağlara gönderdi: 1-3 86. dakikada Burak’ın ceza alanı içinde yaptığı vuruşta Volkan bir kez daha başarılıydı. 87. dakikada ise Adrian’ın ceza alanına ortaladığı topa Burak iyi yükseldi. Kafa vuruşu üst direkten dışarı gitti.<br />
<br />
Yalçın Türk</b></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1018-Fenerbah%C3%A7e">Fenerbahçe</category>
			<dc:creator>yunus1907</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167539-Zafer-Fenerbah%C3%A7e-nin-1-3</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Emre çok ayıp etti</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167538-Emre-%C3%A7ok-ay%C4%B1p-etti&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 06 May 2012 21:23:25 GMT</pubDate>
			<description>Bu akşam oynanan ve 3-1  gibi beklenen skorla biten maçtan önce zochoraya yaptığı hakaret inanılmazdı.
Zira her yeri kara olan başşkan zochoradan daha siyahtı.zoch... dan özür dilerim.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu akşam oynanan ve 3-1  gibi beklenen skorla biten maçtan önce zochoraya yaptığı hakaret inanılmazdı.<br />
Zira her yeri kara olan başşkan zochoradan daha siyahtı.zoch... dan özür dilerim.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1018-Fenerbah%C3%A7e">Fenerbahçe</category>
			<dc:creator>null77</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167538-Emre-%C3%A7ok-ay%C4%B1p-etti</guid>
		</item>
		<item>
			<title>problem</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167537-problem&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sun, 06 May 2012 11:32:11 GMT</pubDate>
			<description>alican ile hasan arasında 7 yaş fark vardır 6 yıl sonra aralarında yaş farkının 3 katı kaç olur</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>alican ile hasan arasında 7 yaş fark vardır 6 yıl sonra aralarında yaş farkının 3 katı kaç olur</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1162-Matematik-Geometri">Matematik - Geometri</category>
			<dc:creator>karapoyraz</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167537-problem</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kaparİ bİtkİsİ</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167536-Kapar%C4%B0-b%C4%B0tk%C4%B0s%C4%B0&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 15:53:50 GMT</pubDate>
			<description>Bu bİtkİyİ nasil elde edebİlİrİm ......</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu bİtkİyİ nasil elde edebİlİrİm ......</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1464-Bitkilerle-modern-t%C4%B1bbi-tedavi">Bitkilerle modern tıbbi tedavi</category>
			<dc:creator>demsal</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167536-Kapar%C4%B0-b%C4%B0tk%C4%B0s%C4%B0</guid>
		</item>
		<item>
			<title>mail tarih değiştirme</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167535-mail-tarih-de%C4%9Fi%C5%9Ftirme&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 12:38:06 GMT</pubDate>
			<description>arkadaşlar hotmail de gönderilen bir mailin tarihi değiştirilebilir mi acaba? tarih geriye çekilebilir mi ?</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>arkadaşlar hotmail de gönderilen bir mailin tarihi değiştirilebilir mi acaba? tarih geriye çekilebilir mi ?</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?884-Messenger-ve-Di%C4%9Fer-Mesajla%C5%9Fma-Programlar%C4%B1">Messenger ve Diğer Mesajlaşma Programları</category>
			<dc:creator>aysearslan91</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167535-mail-tarih-de%C4%9Fi%C5%9Ftirme</guid>
		</item>
		<item>
			<title>www.kemançal.com    KEMAN ÇALMAK İSTEYENLERN SİTESİ</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167533-www.keman%C3%A7al.com-KEMAN-%C3%87ALMAK-%C4%B0STEYENLERN-S%C4%B0TES%C4%B0&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 11:26:01 GMT</pubDate>
			<description>selam müzik sever dostlarım keman hayranıyım.keman sever arkadaşlarımla paylaşmak istedim
www.kemançal.com isminde bir site açılmış.site içeriğinde kemanla ilgili bilmek istediğiniz her şey mevcut.

keman ders videoları
en güzel keman parçaları
ünlü kemancılar
keman dersi vermek istiyorum
keman dersi almak istiyorum
müzik aletim almak, satmak istiyorum.:huhu::huhu:

HERŞEY MEVCUT İLGİLENEN ARKADARŞLARIN DİKKATİNE.</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>selam müzik sever dostlarım keman hayranıyım.keman sever arkadaşlarımla paylaşmak istedim<br />
<a href="http://www.kemançal.com" target="_blank">www.kemançal.com</a> isminde bir site açılmış.site içeriğinde kemanla ilgili bilmek istediğiniz her şey mevcut.<br />
<br />
keman ders videoları<br />
en güzel keman parçaları<br />
ünlü kemancılar<br />
keman dersi vermek istiyorum<br />
keman dersi almak istiyorum<br />
müzik aletim almak, satmak istiyorum.:huhu::huhu:<br />
<br />
HERŞEY MEVCUT İLGİLENEN ARKADARŞLARIN DİKKATİNE.</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1116-M%C3%BCzik-Genel">Müzik Genel</category>
			<dc:creator>bjklee1903</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167533-www.keman%C3%A7al.com-KEMAN-%C3%87ALMAK-%C4%B0STEYENLERN-S%C4%B0TES%C4%B0</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mr. Dawkins'in Zürafası]]></title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167532-Mr.-Dawkins-in-Z%C3%BCrafas%C4%B1&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 08:41:47 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[

Evrimci öngörülerinin en temel MATERYAL KAYNAKLARIMIZ olduğunu bilen bir kardeşimiz bir kaç video göndermiş ve fikrimizi sormuş. Kendisine teşekkür ederiz. SIRA İLE CEVAP VERMEYE ÇALIŞACAĞIZ.

"Tasarım" Hatası: Recurrent Laryngeal Siniri (Zürafa Diiyonu, Richard Dawkins) - YouTube (http://www.youtube.com/watch?v=9HkQBFp4EZA&feature=player_embedded#)!

*Richard Dawkins'in zürafa diiyonu konulu konferansındaki konuşmalarına eleştirilerimizi daha sonra yazacağız. Onu anlamanız ya da anlamaya çalışmanız eleştirilerimizi anlamaya yardımcı olacaktır.

Yukarıdaki video evrimcilerin teorilerini savunmak için nelere umut bağladıklarının açık ve ibret verici bir vesikasıdır. *]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font size="4"><br />
<br />
Evrimci öngörülerinin en temel MATERYAL KAYNAKLARIMIZ olduğunu bilen bir kardeşimiz bir kaç video göndermiş ve fikrimizi sormuş. Kendisine teşekkür ederiz. SIRA İLE CEVAP VERMEYE ÇALIŞACAĞIZ.<br />
<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=9HkQBFp4EZA&amp;feature=player_embedded#" target="_blank">&quot;Tasarım&quot; Hatası: Recurrent Laryngeal Siniri (Zürafa Diiyonu, Richard Dawkins) - YouTube</a>!<br />
<br />
<b>Richard Dawkins'in zürafa diiyonu konulu konferansındaki konuşmalarına eleştirilerimizi daha sonra yazacağız. Onu anlamanız ya da anlamaya çalışmanız eleştirilerimizi anlamaya yardımcı olacaktır.<br />
<br />
Yukarıdaki video evrimcilerin teorilerini savunmak için nelere umut bağladıklarının açık ve ibret verici bir vesikasıdır. </b></font></div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?984-Felsefe">Felsefe</category>
			<dc:creator>tersinim</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167532-Mr.-Dawkins-in-Z%C3%BCrafas%C4%B1</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kimseye Muhtaç Olmama, Allah’ın Es-Samed Güzel İsmi</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167531-Kimseye-Muhta%C3%A7-Olmama-Allah%E2%80%99%C4%B1n-Es-Samed-G%C3%BCzel-%C4%B0smi&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 07:22:22 GMT</pubDate>
			<description>Kimseye Muhtaç Olmama, Allah’ın Es-Samed Güzel İsmi 
Es-Samed, hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan; izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider anlamlarına gelir. 


Allah (c.c.) doğurmamıştır. Doğrulmamıştır. Bütün varlık âlemi O’nun “Ol!” emriyle yoktan yaratılmıştır. Nedenler zinciri ile varlıklar birbirlerine muhtaçtırlar. Canlı varlıklar yaşamak için birbirlerini yemek zorundadırlar. Biri diğerinin besin kaynağını oluşturur. Ayrıca her canlı varlık ölümlü olmasına karşın nesiller yolu ile varlığını devam ettirir. Ama Allah (c.c.) varlık dünyasına bağlı değildir. O’nun yemeye, içmeye, çoğalmaya ihtiyacı yoktur. O ezeli ve ebedidir. Zamanla kayıtlı değildir. Varlık dünyasının kanunları O’nu bağlamaz. Bundan dolayı O’nun varlığı ve varlığının devamı yaratılmış şeylere bağlı değildir. O hiçbir şeye muhtaç değildir.


Allah (c.c.) kullarının ibadetlerine de muhtaç değildir. Oysa varlıklar O’na ibadet etmeye muhtaçtırlar. Bazı insanlar, Allah’ın (c.c.) nasıl olsa bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur, düşüncesiyle hareket ederek ibadetlerinde ihmalkâr davranmaktadırlar. Bu büyük bir zulümdür. Zira tüm varlık âlemi insanın hizmetinde olarak yaratılmışken ve kendi hal dilleri ile Allah’ı (c.c.) zikrederken insan Allah’a (c.c.) ibadet etmeyerek tüm bu nimetlere karşı nankörlük etmektedir. Bu elbette büyük bir cezayı gerektirmektedir. Çünkü her nimet kendi hal diliyle Allah (c.c.) indinde öyle bir insandan haklı olarak davacı olmaktadır. 


Es-Samed güzel isminin hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan anlamı dışında bir de izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider anlamı da söz konusudur.


Kuran-ı Kerim’de es-Samed güzel ismi sadece bir yerde, İhlâs suresinde (Kulhu Vallahu Ahad Allahu’s-Samed…) geçer. İhlâs riyanın zıddı olan bir kavramdır. İbadetlerde Allah (c.c.) rızası dışında başka bir amaç gözetmemektir. Nasıl es-Samed güzel ismi ile Allah (c.c.) kimseye muhtaç değilse, herkes O’na muhtaçsa, kul da ibadetlerinde ihlâsla sadece O’na yönelir. O’ndan ister. Rızasını umar. Gösterişe düşmez. Allah (c.c.) dışında kimseden bir şey ummaz. 
 

Son yıllarda es-Samed güzel ismindeki hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan anlamı “som” kelimesi ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Som bilindiği üzere maddenin katıksız olarak bulunduğu durumdur. Som altın örneğinde olduğu gibi. Yüce Allah (c.c.) varlıklara ait olan her şeyden uzaktır. O Kendi Kendi’sine vardır. Kimseye muhtaç olmadığı gibi her şey de O’na muhtaçtır. 


Es-Samed güzel isminin kulda tecelli ettiği en önemli ibadet oruçtur. Oruç tutan bir Müslüman geçici de olsa belli bir süre yeme, içme, cinsel ilişki gibi nefsinin ihtiyaç duyduğu gereksinimlerden uzaklaşır. Bu hal Allah’ın (c.c.) es-Samed güzel ismine uygundur. Ayrıca oruç içine riyanın karışması zor olan bir ibadettir. Allah’la (c.c.) kul arasında adeta bir sırdır. En ihlâslı ibadetlerden birisidir. Bu açıdan da orucun anlamı, Allah’ın (c.c.) es-Samed güzel ismine yakındır.  


Tasavvuf yoluna giren kişilerin ihlâsı yaşamaları ve insanlardan beklentilerini kırmaları için oruca değer vermeleri ve sünnet niyeti ile pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmeleri onlara büyük yararlar sağlar. Bu günlerde işi olanlar, kaza niyeti ile tatil günlerinde oruç tutabilirler. Hadis-i şeriflere göre cuma ve cumartesinin tek olarak tutulmamaları, ikisi beraber veya bu günlerin önceki ve sonraki günlerinin de oruçlu olarak geçirilmesi gerektiğini de belirtelim. Yani bir kişi iki günü arka arkaya olmak üzere, cumartesi-pazar, perşembe-cuma veya cumartesi-pazar günleri de oruç tutabilir. 


Orucu nafile niyeti ile tutmaktan ziyade kaza niyeti ile tutmak daha yararlıdır. Çünkü Kuran-ı Kerim’de orucun kazası da emredilmektedir. Dolayısıyla bu niyetle oruç tutanlar, hem borçlarını ödemiş olurlar hem de bir farzı yerine getirmenin sevabına kavuşurlar. Şayet üzerimizde oruç borcu yoksa da bazı oruçlarımız yara almış (gıybet, kötü söz, göz zinası vs. nedenleriyle) olabilir. İnşallah kaza niyeti ile tutulanlar bunların yerini alacaktır. İmam-ı Rabbani Hazretleri (k.s), Mektubat’ının çok yerlerinde bir farzın yerini binlerce nafile ibadetin tutamayacağını belirtmişlerdir. Sünnetler de elbette nafilelerden çok üstündürler. Çünkü peygamberi (s.a.s) taklitle yapılan ibadetler, hem çok sevap getirirler hem de çok faziletlidirler. Hadis-i şerifte ifade edildiği üzere bu ahir zamanda bir sünneti ihyanın yüz şehit sevabı getirdiği unutulmamalıdır. Ayrıca sünnet niyeti ile tutulan oruçlar, sevap ve faziletlerin dışında peygamberin (s.a.s) zor zamanlardaki şefaatlerini de kapsarlar. Onun için (eğer üzerimizde oruç borcu yoksa) pazartesi ve perşembe günleri tutulan oruçları sünnet niyeti ile tutmakta büyük fayda vardır. 


Es-samed zikri kulda ihlâsı ve gönül tokluğunu oluşturur. Allah’a imanı yakinleştirir. Bu açıdan belaları önleyici olduğu gibi rızkı da celbedicidir. Aynı şeyler oruç için de geçerlidir. 


Oruçlar, gelebilecek hastalılara da kefaret olurlar. Hadis-i şerifte oruç sağlıktır diye buyrulması bundandır. Ahirette cehennem ateşine engel olacak en başlıca ibadet oruçtur. Onlarca hadis-i şerif orucun cehennem ateşine kalkan olacağını ve siper vazifesi göreceğini belirtmektedir. Her insanın mutlaka cehenneme uğrayacağı ise ayet-i kerime ile sabittir (Meryem suresi, 71). Çünkü Sırat köprüsü cehennem üzerine kuruludur. Bütün insanlar bu köprüden geçmek zorundadırlar. Tıpkı bazı katlarda duran asansör gibi Sırat köprüsü üzerindekileri cehennemin bazı katlarında ve kısımlarında boşaltacaktır. Müminler cennete bu köprü ile değişik hızlarda varacaklardır. Cehennem Allahın (c.c.) izni ile mümine tuttuğu oruçlar sayesinde tesir etmeyecektir. Ayrıca oruç kullara muhtaç olmayı engelleyicidir. İnsana içerisinde bulunduğu toplumda manevi olarak büyük bir itibar da kazandırıcıdır. 


Allah’ın bu güzel ismini zikrederken edebe çok dikkat etmelidir. Onun bu güzel ismini zikirle elde edilecek dünyevi yararlar düşünülmemelidir. Maksat bu güzel isme yaraşır bir şekilde yüce Allah’ı övmek olmalıdır. “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, 20).”


Farz olan oruç dışında bazı sair günleri kaza, sünnet ve nafile oruçlarla süsleyen bir kişi üzerinde Allah’ın Es-Samed güzel ismininin bu sözünü ettiğimiz faziletlerini Allah’ın (c.c.) izni ile tecelli ettirecektir. Bu açıdan oruçlu iken bir miktar Es-Samed güzel isminin zikrini çekip bu güzel ismin anlamı üzerinde düşünmek ve Allah’ı bu güzel ismi ile yürekten övmek dünya ve ahret yararlarına yol açtığı gibi oruç ibadetinin sır ve anlamlarını da kavramaya ve anlamaya yardımcı olacaktır. 


Unutulmamalı ki, gerek oruç gerekse Es-Samed güzel isimlerinin manevi hediyelerinin en önemlisi ihlâstır. İhlâs ise tasavvufun elde etmek istediği temel amaçtır. İçerisinde bütün dünya ve ahret mükâfatlarını barındırır. Dinin temeli ihlâstır. Dinde ihlâs sahibi olunmadığı zaman Allah korusun münafıklık tehlikesine düşülebilir.  


Allah’ı dünyevi maksatlar için öven kişiler, dinin gayesinin ahret olduğu gerçeğini unutmuşlardır. Onlar ihlâstan hisse alamamışlardır. Maalesef Yahudiler bu duruma düşmüşlerdir. Onlar dünya için ahretlerini az bir dünya menfaati karşılığı satmışlardır. Dinlerini tahrif etmişlerdir. Allah ümmet-i Muhammedi bu afattan korusun. Âmin. “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır (Araf suresi, 180).”


Es-Samed güzel ismi ile kula düşen görev, Allah’ın (c.c.) hiçbir şeye muhtaç olmadığını, herkesin O’na muhtaç olduğunu düşünerek ibadetlere ihlâsla büyük önem vermektir. 


Allah kendisini razı olacağı şekilde tanımamızı ve O’na ibadet etmemizi ve her şeyden önce ihlâsı bizlere nasip eylesin. Âmin. 
Muhsin İyi</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kimseye Muhtaç Olmama, Allah’ın Es-Samed Güzel İsmi <br />
Es-Samed, hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan; izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider anlamlarına gelir. <br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) doğurmamıştır. Doğrulmamıştır. Bütün varlık âlemi O’nun “Ol!” emriyle yoktan yaratılmıştır. Nedenler zinciri ile varlıklar birbirlerine muhtaçtırlar. Canlı varlıklar yaşamak için birbirlerini yemek zorundadırlar. Biri diğerinin besin kaynağını oluşturur. Ayrıca her canlı varlık ölümlü olmasına karşın nesiller yolu ile varlığını devam ettirir. Ama Allah (c.c.) varlık dünyasına bağlı değildir. O’nun yemeye, içmeye, çoğalmaya ihtiyacı yoktur. O ezeli ve ebedidir. Zamanla kayıtlı değildir. Varlık dünyasının kanunları O’nu bağlamaz. Bundan dolayı O’nun varlığı ve varlığının devamı yaratılmış şeylere bağlı değildir. O hiçbir şeye muhtaç değildir.<br />
<br />
<br />
Allah (c.c.) kullarının ibadetlerine de muhtaç değildir. Oysa varlıklar O’na ibadet etmeye muhtaçtırlar. Bazı insanlar, Allah’ın (c.c.) nasıl olsa bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur, düşüncesiyle hareket ederek ibadetlerinde ihmalkâr davranmaktadırlar. Bu büyük bir zulümdür. Zira tüm varlık âlemi insanın hizmetinde olarak yaratılmışken ve kendi hal dilleri ile Allah’ı (c.c.) zikrederken insan Allah’a (c.c.) ibadet etmeyerek tüm bu nimetlere karşı nankörlük etmektedir. Bu elbette büyük bir cezayı gerektirmektedir. Çünkü her nimet kendi hal diliyle Allah (c.c.) indinde öyle bir insandan haklı olarak davacı olmaktadır. <br />
<br />
<br />
Es-Samed güzel isminin hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan anlamı dışında bir de izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider anlamı da söz konusudur.<br />
<br />
<br />
Kuran-ı Kerim’de es-Samed güzel ismi sadece bir yerde, İhlâs suresinde (Kulhu Vallahu Ahad Allahu’s-Samed…) geçer. İhlâs riyanın zıddı olan bir kavramdır. İbadetlerde Allah (c.c.) rızası dışında başka bir amaç gözetmemektir. Nasıl es-Samed güzel ismi ile Allah (c.c.) kimseye muhtaç değilse, herkes O’na muhtaçsa, kul da ibadetlerinde ihlâsla sadece O’na yönelir. O’ndan ister. Rızasını umar. Gösterişe düşmez. Allah (c.c.) dışında kimseden bir şey ummaz. <br />
 <br />
<br />
Son yıllarda es-Samed güzel ismindeki hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan anlamı “som” kelimesi ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Som bilindiği üzere maddenin katıksız olarak bulunduğu durumdur. Som altın örneğinde olduğu gibi. Yüce Allah (c.c.) varlıklara ait olan her şeyden uzaktır. O Kendi Kendi’sine vardır. Kimseye muhtaç olmadığı gibi her şey de O’na muhtaçtır. <br />
<br />
<br />
Es-Samed güzel isminin kulda tecelli ettiği en önemli ibadet oruçtur. Oruç tutan bir Müslüman geçici de olsa belli bir süre yeme, içme, cinsel ilişki gibi nefsinin ihtiyaç duyduğu gereksinimlerden uzaklaşır. Bu hal Allah’ın (c.c.) es-Samed güzel ismine uygundur. Ayrıca oruç içine riyanın karışması zor olan bir ibadettir. Allah’la (c.c.) kul arasında adeta bir sırdır. En ihlâslı ibadetlerden birisidir. Bu açıdan da orucun anlamı, Allah’ın (c.c.) es-Samed güzel ismine yakındır.  <br />
<br />
<br />
Tasavvuf yoluna giren kişilerin ihlâsı yaşamaları ve insanlardan beklentilerini kırmaları için oruca değer vermeleri ve sünnet niyeti ile pazartesi ve perşembe günlerini oruçlu geçirmeleri onlara büyük yararlar sağlar. Bu günlerde işi olanlar, kaza niyeti ile tatil günlerinde oruç tutabilirler. Hadis-i şeriflere göre cuma ve cumartesinin tek olarak tutulmamaları, ikisi beraber veya bu günlerin önceki ve sonraki günlerinin de oruçlu olarak geçirilmesi gerektiğini de belirtelim. Yani bir kişi iki günü arka arkaya olmak üzere, cumartesi-pazar, perşembe-cuma veya cumartesi-pazar günleri de oruç tutabilir. <br />
<br />
<br />
Orucu nafile niyeti ile tutmaktan ziyade kaza niyeti ile tutmak daha yararlıdır. Çünkü Kuran-ı Kerim’de orucun kazası da emredilmektedir. Dolayısıyla bu niyetle oruç tutanlar, hem borçlarını ödemiş olurlar hem de bir farzı yerine getirmenin sevabına kavuşurlar. Şayet üzerimizde oruç borcu yoksa da bazı oruçlarımız yara almış (gıybet, kötü söz, göz zinası vs. nedenleriyle) olabilir. İnşallah kaza niyeti ile tutulanlar bunların yerini alacaktır. İmam-ı Rabbani Hazretleri (k.s), Mektubat’ının çok yerlerinde bir farzın yerini binlerce nafile ibadetin tutamayacağını belirtmişlerdir. Sünnetler de elbette nafilelerden çok üstündürler. Çünkü peygamberi (s.a.s) taklitle yapılan ibadetler, hem çok sevap getirirler hem de çok faziletlidirler. Hadis-i şerifte ifade edildiği üzere bu ahir zamanda bir sünneti ihyanın yüz şehit sevabı getirdiği unutulmamalıdır. Ayrıca sünnet niyeti ile tutulan oruçlar, sevap ve faziletlerin dışında peygamberin (s.a.s) zor zamanlardaki şefaatlerini de kapsarlar. Onun için (eğer üzerimizde oruç borcu yoksa) pazartesi ve perşembe günleri tutulan oruçları sünnet niyeti ile tutmakta büyük fayda vardır. <br />
<br />
<br />
Es-samed zikri kulda ihlâsı ve gönül tokluğunu oluşturur. Allah’a imanı yakinleştirir. Bu açıdan belaları önleyici olduğu gibi rızkı da celbedicidir. Aynı şeyler oruç için de geçerlidir. <br />
<br />
<br />
Oruçlar, gelebilecek hastalılara da kefaret olurlar. Hadis-i şerifte oruç sağlıktır diye buyrulması bundandır. Ahirette cehennem ateşine engel olacak en başlıca ibadet oruçtur. Onlarca hadis-i şerif orucun cehennem ateşine kalkan olacağını ve siper vazifesi göreceğini belirtmektedir. Her insanın mutlaka cehenneme uğrayacağı ise ayet-i kerime ile sabittir (Meryem suresi, 71). Çünkü Sırat köprüsü cehennem üzerine kuruludur. Bütün insanlar bu köprüden geçmek zorundadırlar. Tıpkı bazı katlarda duran asansör gibi Sırat köprüsü üzerindekileri cehennemin bazı katlarında ve kısımlarında boşaltacaktır. Müminler cennete bu köprü ile değişik hızlarda varacaklardır. Cehennem Allahın (c.c.) izni ile mümine tuttuğu oruçlar sayesinde tesir etmeyecektir. Ayrıca oruç kullara muhtaç olmayı engelleyicidir. İnsana içerisinde bulunduğu toplumda manevi olarak büyük bir itibar da kazandırıcıdır. <br />
<br />
<br />
Allah’ın bu güzel ismini zikrederken edebe çok dikkat etmelidir. Onun bu güzel ismini zikirle elde edilecek dünyevi yararlar düşünülmemelidir. Maksat bu güzel isme yaraşır bir şekilde yüce Allah’ı övmek olmalıdır. “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, 20).”<br />
<br />
<br />
Farz olan oruç dışında bazı sair günleri kaza, sünnet ve nafile oruçlarla süsleyen bir kişi üzerinde Allah’ın Es-Samed güzel ismininin bu sözünü ettiğimiz faziletlerini Allah’ın (c.c.) izni ile tecelli ettirecektir. Bu açıdan oruçlu iken bir miktar Es-Samed güzel isminin zikrini çekip bu güzel ismin anlamı üzerinde düşünmek ve Allah’ı bu güzel ismi ile yürekten övmek dünya ve ahret yararlarına yol açtığı gibi oruç ibadetinin sır ve anlamlarını da kavramaya ve anlamaya yardımcı olacaktır. <br />
<br />
<br />
Unutulmamalı ki, gerek oruç gerekse Es-Samed güzel isimlerinin manevi hediyelerinin en önemlisi ihlâstır. İhlâs ise tasavvufun elde etmek istediği temel amaçtır. İçerisinde bütün dünya ve ahret mükâfatlarını barındırır. Dinin temeli ihlâstır. Dinde ihlâs sahibi olunmadığı zaman Allah korusun münafıklık tehlikesine düşülebilir.  <br />
<br />
<br />
Allah’ı dünyevi maksatlar için öven kişiler, dinin gayesinin ahret olduğu gerçeğini unutmuşlardır. Onlar ihlâstan hisse alamamışlardır. Maalesef Yahudiler bu duruma düşmüşlerdir. Onlar dünya için ahretlerini az bir dünya menfaati karşılığı satmışlardır. Dinlerini tahrif etmişlerdir. Allah ümmet-i Muhammedi bu afattan korusun. Âmin. “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır (Araf suresi, 180).”<br />
<br />
<br />
Es-Samed güzel ismi ile kula düşen görev, Allah’ın (c.c.) hiçbir şeye muhtaç olmadığını, herkesin O’na muhtaç olduğunu düşünerek ibadetlere ihlâsla büyük önem vermektir. <br />
<br />
<br />
Allah kendisini razı olacağı şekilde tanımamızı ve O’na ibadet etmemizi ve her şeyden önce ihlâsı bizlere nasip eylesin. Âmin. <br />
Muhsin İyi</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1089-%C4%B0slam">İslam</category>
			<dc:creator>muhsin iyi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167531-Kimseye-Muhta%C3%A7-Olmama-Allah%E2%80%99%C4%B1n-Es-Samed-G%C3%BCzel-%C4%B0smi</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Allah Zengindir, (El-Ganiyy), Dilediğini Zengin Eder (El-Muğnî)</title>
			<link>http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167530-Allah-Zengindir-%28El-Ganiyy%29-Diledi%C4%9Fini-Zengin-Eder-%28El-Mu%C4%9Fn%C3%AE%29&amp;goto=newpost</link>
			<pubDate>Sat, 05 May 2012 07:21:28 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Allah Zengindir, (El-Ganiyy), Dilediğini Zengin Eder (El-Muğnî)  
  

Allah (c.c.) evreni, içerisindekileri yoktan yaratmıştır. Bunları yaratırken de Kendi’sinden bir şey eksilmemiştir. O’nun yaratması sadece “Ol!” emriyledir. Tüm zenginlikleri bu şekilde O yarattığı gibi daha nicelerini de yaratmaya güç ve kudret sahibidir. Bundan dolayı O mutlak zengindir. 


El-Ganiyy (Allah [c.c.] kimseye muhtaç olamayan zengindir) güzel ismi ile kula düşen görev, Allah’ın (c.c.) zatıyla ve sıfatlarıyla ne ibadetlerimize ne de başka bir şeyimize muhtaç olmadığını bilmektir. O mutlak zengindir. Herkes O’na muhtaçtır. Varlık âlemini de rahmetiyle yaratmıştır. 


Ruhumuz ibadetlere bedenimizin temel ihtiyaç maddelerine gereksinim duyması gibi muhtaçtır. İbadetlerle manevi dünyamız zenginleşir, bu sayede bizler yaratılış amacına uygun bir yaşam sürebiliriz. Dünyada ve ahirette huzura ve mutluluğa erebiliriz.  


	Zenginlik, yoksulluk gibi bir imtihan konusudur. Aslında bu dünya bir ceza ve ödül yurdu değildir. Zenginlik de yoksulluk da bir hikmete göre taktir edilmiştir. Bu bakımdan zengin olan kimselerin varlıkları ile Allah (c.c.) tarafından ödüllendirilmediğini, ebedi ahiret yurdu için imtihan edildiklerini düşünmeleri gerekir. Tabii aynı şeyi yoksulluk için de düşünmeli, kişinin yoksullukla Allah (c.c.) tarafından cezalandırıldığını varsaymaktan ziyade imtihan edildiğini düşünmek daha doğrudur. İnsan kendisi için zenginliğin mi yoksa yoksulluğun mu daha hayırlı olduğunu bilemez. Allah (c.c.) kulları için en hayırlı olanı ezelde tespit etmiş, bu konudaki kısmetimizi kaderimizle belirlemiştir. 


İnsanın kendisiyle barışık olması, öncelikle toplumsal konumunu, ekonomik durumunu kabullenip haline şükretmesiyle olur. Tabii Allah’ın (c.c.) fazlını ve rahmetini aramak, meşru yollarla varlıklı olmaya çalışmak da yanlış şeyler değildir. İnsan dünya ve ahiret dengesini kurduktan sonra zenginlik de güzel bir şeydir.


Zengin olmak, beraberinde üstesinden kalkamayacağımız bazı sorumlulukları da getirebilir. Çünkü bir mali ibadet olan zekât ancak zenginlere farzdır. Pek çok varlıklı insanın namaz kılmaya gayret ettikleri halde zekât vermemeleri, bunun için olmadık çarelere başvurmaları, şu veya bu fetvayla zekâtı üzerlerinden atmaya çalışmaları bu ibadetin yerine getirilmesinin ne kadar zor olduğunu göstermektedir. Halbuki artıp çoğalan sermayenin  % 2.5’u devede kulak misalidir. Ama demek ki nefis onda bile açgözlü davranmakta, Allah’ın (c.c.) hakkına tecavüz etmektedir. Tabii bu açgözlülük zenginlik artıkça daha da ziyadeleşmektedir. Öyle bir duruma ulaşmakta ki artık nefis açgözlülüğe boyun eğmekte, zekât emri için Allah’a (c.c.) isyan etmektedir. Hatta öyleleri namazı da terk etmektedirler.


Müslümanların zengin olması arzulanan bir şeydir. Çünkü zenginlik dünyada izzet ve şereftir. Allah’ın farz ibadetleri olan zekât ve hac ancak zenginlere mahsustur. Müslümanlar zengin olduğunda Allah’ın dinine daha büyük hizmet ederler. Bu çağda cihat, genellikle başka yollarla yapılmaktadır. Eskiden savaş meydanlarında yapılan cihat bugünlerde genellikle çeşitli hizmet kapılarıyla devam etmektedir. Bunlar için zengin Müslümanların gayretleri önemli bir yer tutmaktadır. İnsan niyetini halis tutmakla Allah’tan dünya zenginliği isteyebilir. Bunun için dualarında Allah’ın dinine hizmet için zenginlik talep edilebilir. 


Allah’ın El-Ganiyy, El-Muğnî güzel isimlerinin en önemli faziletleri, bu güzel isimleri daima zikredenleri Allah’ın zengin kılmasıdır.


Hadis-i şeriflerde her gün Vakıa suresini okumanın da kişiyi zengin kılacağı belirtilmektedir.  Bu zenginlik o kişiye aklına gelemeyeceği iş kapılarının açılması şeklinde olabileceği gibi bereketin evine, işine yağması biçiminde de kendisini gösterebilir. Kuran-ı Kerim’in bu mucizesi akılları hayrette bırakır. Yeter ki ilgili sureyi hiçbir gün ara vermeden daima belli bir zamanda okuyalım. Bu, yıllar sonra meyvelerini açıktan vermeye başlar. Yani önce gizliden sonra ilahi bir ikram olarak açıktan nimetlerini ortaya serer. Böylece Kuran-ı Kerim o kişinin imanını güçlendiren bir mucize olur. Tabii bu surenin dünyaya bakan fazileti yanında ahrete bakan mükâfatı da vardır. Bu da inşallah cennet nimetleridir. Asıl ona talip ve müşteri olmak gerekir. Her ibadette Allah rızasını gözetmek edebin ve ihlâsın ölçüsüdür. 


Yüce Allah kullarının rızıklarını ezeli bir taktirle tayin etmiştir. Zenginlik Allah için istenirse güzel bir şeydir. Nefis hesabına istenirse insanı yoldan çıkarabilir. Bu dünya bir imtihan yurdu olduğu için aklı başında olan arifler, İslam âlimleri, hatta peygamberler Allah’tan kendilerine ve ailelerine yetecek kadar bir maişeti istemişlerdir. Zenginliğe göz dikmemişlerdir. Bu konuda fazla açgözlü olmamışlardır. Yalnız Hz. Süleyman Aleyhisselam, Allah’tan kimseye nasip olmayacak bir devleti ve zenginliği istemiştir. Ama o sadece Allah’ın dinini cihana yaymak için bunu talep etmiştir. Kendisi bu zenginliğin içerisinde bir züht hayatı yaşamış, arpa ekmeği dışında bir şey yemediği rivayet edilmiştir. Kuşkusuz çağımızda da İslam dininin yükselmesi için Müslümanların da tıpkı Hz. Süleyman (a.s.) gibi davranması gerekir. 


Allah’ın bu güzel isimlerini zikrederken edebe ve ihlâsa çok dikkat etmelidir. Onun bu güzel isimlerini zikirle elde edilecek dünyevi yararlar düşünülmemelidir. Maksat bu güzel isimlere yaraşır bir şekilde yüce Allah’ı övmek, yüceltmek olmalıdır. Bu açıdan şu ayet-i kerimeyi her zaman dikkate almak gerekir: “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, 20).”


 El-Muğnî (Allah [c.c.] dilediğini zengin eder), El-Ganiyy (Allah [c.c.] kimseye muhtaç olamayan zengindir)  güzel isimleri ile kula düşen görev, Allah’tan (c.c.) zenginlik isterken kimseye muhtaç kılmayacak, azdırıp yoldan çıkarmayacak derecede dilemek gerekmektedir. 

Muhsin İyi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Allah Zengindir, (El-Ganiyy), Dilediğini Zengin Eder (El-Muğnî)  <br />
  <br />
<br />
Allah (c.c.) evreni, içerisindekileri yoktan yaratmıştır. Bunları yaratırken de Kendi’sinden bir şey eksilmemiştir. O’nun yaratması sadece “Ol!” emriyledir. Tüm zenginlikleri bu şekilde O yarattığı gibi daha nicelerini de yaratmaya güç ve kudret sahibidir. Bundan dolayı O mutlak zengindir. <br />
<br />
<br />
El-Ganiyy (Allah [c.c.] kimseye muhtaç olamayan zengindir) güzel ismi ile kula düşen görev, Allah’ın (c.c.) zatıyla ve sıfatlarıyla ne ibadetlerimize ne de başka bir şeyimize muhtaç olmadığını bilmektir. O mutlak zengindir. Herkes O’na muhtaçtır. Varlık âlemini de rahmetiyle yaratmıştır. <br />
<br />
<br />
Ruhumuz ibadetlere bedenimizin temel ihtiyaç maddelerine gereksinim duyması gibi muhtaçtır. İbadetlerle manevi dünyamız zenginleşir, bu sayede bizler yaratılış amacına uygun bir yaşam sürebiliriz. Dünyada ve ahirette huzura ve mutluluğa erebiliriz.  <br />
<br />
<br />
	Zenginlik, yoksulluk gibi bir imtihan konusudur. Aslında bu dünya bir ceza ve ödül yurdu değildir. Zenginlik de yoksulluk da bir hikmete göre taktir edilmiştir. Bu bakımdan zengin olan kimselerin varlıkları ile Allah (c.c.) tarafından ödüllendirilmediğini, ebedi ahiret yurdu için imtihan edildiklerini düşünmeleri gerekir. Tabii aynı şeyi yoksulluk için de düşünmeli, kişinin yoksullukla Allah (c.c.) tarafından cezalandırıldığını varsaymaktan ziyade imtihan edildiğini düşünmek daha doğrudur. İnsan kendisi için zenginliğin mi yoksa yoksulluğun mu daha hayırlı olduğunu bilemez. Allah (c.c.) kulları için en hayırlı olanı ezelde tespit etmiş, bu konudaki kısmetimizi kaderimizle belirlemiştir. <br />
<br />
<br />
İnsanın kendisiyle barışık olması, öncelikle toplumsal konumunu, ekonomik durumunu kabullenip haline şükretmesiyle olur. Tabii Allah’ın (c.c.) fazlını ve rahmetini aramak, meşru yollarla varlıklı olmaya çalışmak da yanlış şeyler değildir. İnsan dünya ve ahiret dengesini kurduktan sonra zenginlik de güzel bir şeydir.<br />
<br />
<br />
Zengin olmak, beraberinde üstesinden kalkamayacağımız bazı sorumlulukları da getirebilir. Çünkü bir mali ibadet olan zekât ancak zenginlere farzdır. Pek çok varlıklı insanın namaz kılmaya gayret ettikleri halde zekât vermemeleri, bunun için olmadık çarelere başvurmaları, şu veya bu fetvayla zekâtı üzerlerinden atmaya çalışmaları bu ibadetin yerine getirilmesinin ne kadar zor olduğunu göstermektedir. Halbuki artıp çoğalan sermayenin  % 2.5’u devede kulak misalidir. Ama demek ki nefis onda bile açgözlü davranmakta, Allah’ın (c.c.) hakkına tecavüz etmektedir. Tabii bu açgözlülük zenginlik artıkça daha da ziyadeleşmektedir. Öyle bir duruma ulaşmakta ki artık nefis açgözlülüğe boyun eğmekte, zekât emri için Allah’a (c.c.) isyan etmektedir. Hatta öyleleri namazı da terk etmektedirler.<br />
<br />
<br />
Müslümanların zengin olması arzulanan bir şeydir. Çünkü zenginlik dünyada izzet ve şereftir. Allah’ın farz ibadetleri olan zekât ve hac ancak zenginlere mahsustur. Müslümanlar zengin olduğunda Allah’ın dinine daha büyük hizmet ederler. Bu çağda cihat, genellikle başka yollarla yapılmaktadır. Eskiden savaş meydanlarında yapılan cihat bugünlerde genellikle çeşitli hizmet kapılarıyla devam etmektedir. Bunlar için zengin Müslümanların gayretleri önemli bir yer tutmaktadır. İnsan niyetini halis tutmakla Allah’tan dünya zenginliği isteyebilir. Bunun için dualarında Allah’ın dinine hizmet için zenginlik talep edilebilir. <br />
<br />
<br />
Allah’ın El-Ganiyy, El-Muğnî güzel isimlerinin en önemli faziletleri, bu güzel isimleri daima zikredenleri Allah’ın zengin kılmasıdır.<br />
<br />
<br />
Hadis-i şeriflerde her gün Vakıa suresini okumanın da kişiyi zengin kılacağı belirtilmektedir.  Bu zenginlik o kişiye aklına gelemeyeceği iş kapılarının açılması şeklinde olabileceği gibi bereketin evine, işine yağması biçiminde de kendisini gösterebilir. Kuran-ı Kerim’in bu mucizesi akılları hayrette bırakır. Yeter ki ilgili sureyi hiçbir gün ara vermeden daima belli bir zamanda okuyalım. Bu, yıllar sonra meyvelerini açıktan vermeye başlar. Yani önce gizliden sonra ilahi bir ikram olarak açıktan nimetlerini ortaya serer. Böylece Kuran-ı Kerim o kişinin imanını güçlendiren bir mucize olur. Tabii bu surenin dünyaya bakan fazileti yanında ahrete bakan mükâfatı da vardır. Bu da inşallah cennet nimetleridir. Asıl ona talip ve müşteri olmak gerekir. Her ibadette Allah rızasını gözetmek edebin ve ihlâsın ölçüsüdür. <br />
<br />
<br />
Yüce Allah kullarının rızıklarını ezeli bir taktirle tayin etmiştir. Zenginlik Allah için istenirse güzel bir şeydir. Nefis hesabına istenirse insanı yoldan çıkarabilir. Bu dünya bir imtihan yurdu olduğu için aklı başında olan arifler, İslam âlimleri, hatta peygamberler Allah’tan kendilerine ve ailelerine yetecek kadar bir maişeti istemişlerdir. Zenginliğe göz dikmemişlerdir. Bu konuda fazla açgözlü olmamışlardır. Yalnız Hz. Süleyman Aleyhisselam, Allah’tan kimseye nasip olmayacak bir devleti ve zenginliği istemiştir. Ama o sadece Allah’ın dinini cihana yaymak için bunu talep etmiştir. Kendisi bu zenginliğin içerisinde bir züht hayatı yaşamış, arpa ekmeği dışında bir şey yemediği rivayet edilmiştir. Kuşkusuz çağımızda da İslam dininin yükselmesi için Müslümanların da tıpkı Hz. Süleyman (a.s.) gibi davranması gerekir. <br />
<br />
<br />
Allah’ın bu güzel isimlerini zikrederken edebe ve ihlâsa çok dikkat etmelidir. Onun bu güzel isimlerini zikirle elde edilecek dünyevi yararlar düşünülmemelidir. Maksat bu güzel isimlere yaraşır bir şekilde yüce Allah’ı övmek, yüceltmek olmalıdır. Bu açıdan şu ayet-i kerimeyi her zaman dikkate almak gerekir: “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, 20).”<br />
<br />
<br />
 El-Muğnî (Allah [c.c.] dilediğini zengin eder), El-Ganiyy (Allah [c.c.] kimseye muhtaç olamayan zengindir)  güzel isimleri ile kula düşen görev, Allah’tan (c.c.) zenginlik isterken kimseye muhtaç kılmayacak, azdırıp yoldan çıkarmayacak derecede dilemek gerekmektedir. <br />
<br />
Muhsin İyi</div>

 ]]></content:encoded>
			<category domain="http://www.yeniforumuz.biz/forumdisplay.php?1089-%C4%B0slam">İslam</category>
			<dc:creator>muhsin iyi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?2167530-Allah-Zengindir-%28El-Ganiyy%29-Diledi%C4%9Fini-Zengin-Eder-%28El-Mu%C4%9Fn%C3%AE%29</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>

